SEYİTNİZAM KONAKLARI
ELİT YAPI

Garsonluktan, TÜMSİAD İstanbul Başkanlığına uzanan başarı hikayesi

KÜLTÜR 25.05.2016 - 11:58, Güncelleme: 25.05.2016 - 11:58
 

Garsonluktan, TÜMSİAD İstanbul Başkanlığına uzanan başarı hikayesi

Eyüp Topal İş Dünyasında bir başarı hikâyesinin adı. Karalı, mütevazi gelecekten umutlu. Babasının yanında daha 6 yaşındayken garsonluk yaparak ticaretin alfabesini öğrenen Eyüp Topal, bugün 40 firmanın bayiliğini yürütüyor. Aynı zamanda 40 bin ürünü satan dev bir dağıtım kanalının başında. Topal başarısını disiplin, ticari anlak ve istikrarlı aile hayatına borçlu olduğunu söylüyor.

İş hayatına daha 6 yaşında babasının çay bahçesinde garsonluk yaparak adım atan Eyüp Topal, ticaretin sırlarını ailesinden ve Rum Mimiko Usta’dan öğrenir. İş deneyimini Dünya Gazetesi’nde sayfa tasarımcısı olarak zenginleştiren Topal, nihayetinde etkin bir piyasa araştırması yaparak nalbur sektörüne girer. Öğrendiklerini modern ticaretin gerekleriyle birleştiren Eyüp Topal, bugün 40 firmanın bayiliğinden oluşan ve 40 bin ürünün satıldığı dev bir dağıtım kanalının başında. İstanbul’un ilk Doğaltaş Showroom’unu açmaya hazırlanıyor. Eyüp Topal, gazetemize başarı hikâyesini şöyle anlattı: DEDEM VE BABAM KÖMÜR HAMALLIĞI YAPMIŞ 1966 yılında İstanbul’da doğdum. Üç kız, iki erkek, beşkardeşin ortancasıyım. 1945 yılında babam Hüseyin ve dedem Durmuş Topal Giresun Çamoluk’tan İstanbul’a, Bebek Arnavutköy’e gelmişler. Arnavutköy Kuruçeşme o zamanlar kömür tevzi alanı imiş. Orada kömür hamallığı ile başlamışlar ticaret hayatına. Çok zor koşullarda bir dönem geçirmişler. Şerbete ekmek batırarak karınlarını doyurdukları günler yaşamışlar. 1966’da benim doğduğum sene babam, annemi de alıp İstanbul’a getirmiş. BABAMA MİMİKO USTA SAHİP ÇIKTI Babam, Rum cemaatine mensup kahveci Mimiko Usta’nın yanına girmiş. Mimiko Usta ve çevresi tarafından da çok sevilmiş; çok güvenmişler ona. Mimiko Usta bugün Arnavutköy’deki belediye tesislerinin yerindeki çay bahçesini babama bırakmış. İşletip kazandıkça ödersin demiş. Babam çok popüler olmuş. 6 YAŞINDA GARSONLUK YAPARDIM Okumaya çok meraklı olduğum için 6 yaşında ilkokula başlatmışlar beni. Okuldan çıkıp babamın yanına gider, garsonluk yapardım. Yaz tatillerinde de hep babama yardım ettim. Müşteriler beni çok severdi ve bol bol da harçlık verirlerdi. İnsanlarla rahat ilişki kurma kabiliyetimi bu dönemde edindim. O dönemde Rum ve Ermeni cemaati ile iç içe yaşardık. Çok kıymetli bir mozaikti bu. Onların ticari terbiyesini aldık. İHTİLALDE ÇAY BAHÇEMİZ KAPANDI İŞSİZ KALDIK Babam iyi para kazanmıştı, hatta bir Mercedes otobüs bile almıştık. 1980 ihtilalinde çay bahçeleri kapatılınca babam ve dayım bir kebap dükkânı açtı. Yaklaşık 4 yıl çok popüler bir mekân oldu, iyi iş yaptı dükkân ama ustanın ayrılmasıyla müşteri tutamaz oldu ve kapandı. Babam bu dönemde otobüsçülük yaptı. Ben de işsiz kalmıştım. DÜNYA GAZETESİ VE TÜRKİYE GAZETESİNDE AYNI ZAMANDA ÇALIŞTIM Liseden sonra okumamaya karar vermiştim. Dünya Gazetesi’nin teknik servisine girdim. 1984 sonuydu… Teknik servisteydim, gazetenin ve bazı dergilerin mizanpajını yapıyordum. İşi az bilenlere torpilli diye benden daha çok maaş veriyorlardı. Kendime yeni bir iş arıyordum. Türkiye Gazetesi’ne girdim. Yaklaşık 4 ay, günde 3 saatlik uykuyla hem Dünya’da hem de Türkiye’de çalıştım. 1985 yılında tüm İstanbul’un karla kapandığı gün Arnavutköy’den Cağaloğlu’na yürümüştüm; gazeteye giden tek kişi bendim. Hep bu sebatla ve kararlılıkla çalıştım. MİMİKO USTA İLE BABAM’IN DİSİPLİN VE TİCARİ AHLAKI  Mimiko Usta ve babam; iş disiplinini, düzgün ve hedefe dönük çalışmayı öğretti bana. 1987 yılında üniversite okumaya karar verdim. Uludağ Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Biyoloji Bölümü’nü kazandım. Ağabeyim Adem Topal da Erzurum Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirmişti. 1987 yılında ağabeyim, ben ve üç ortağımızla Zeytinburnu’nda nalburiye dükkânı açtık. PİYASA ARAŞTIRMASI YAPTIK Piyasa araştırması yaparak başladık. Zeytinburnu’nda her yer gecekonduydu, dönüşüm ve beraberinde inşaat çalışmaları başlamıştı. Nalburiye malzemelerine ihtiyaçları vardı. Bulvar Caddesi’nde 250 metrekarelik bir dükkânı kiraladık, adını Alçam koyduk. SATIŞ REORLARI KIRDIK Ürünümüz çok azdı, rafları dolduramıyorduk. Ürünleri dizip, boş yerlere de boş kutuları sanki doluymuş gibi diziyorduk. Zeytinburnu piyasasında tek nalbur vardı. Sahibi ters bir adamdı. Müşteriye ters davranıyordu ve hiç indirim yapmıyor, üstüne fazlasını koyup satıyordu. Müşteriye çay, kahve ikram etmiyordu. Onun pazarını kısa sürede elimize geçirdik. Çünkü onun tam tersini yaptık. Müşteriyi güler yüzle karşıladık, oturttuk, çay kahve ısmarladık. Sohbet ettik, müşteriyle birlikte yemek yedik. İndirimler yaptık. Kısa sürede satış rekorları kırdık ama ortaklığımız bitti. TÜRK HASTALIĞINA YAKALANDIK Birlikte çalışamamaya başlamıştık, ben buna Türk hastalığı diyorum. Tüm Anadolu’ya mal veriyorduk, büyüyorduk. Oysa büyüyebilir, fabrika bile kurabilir, üretim yapabilirdik. Üniversiteyi bitirip ağabeyimin yanına geldim. Seycan Seramik’i kurduk ağabeyimle. Şantiye kültürü yeni başlıyordu. KİPTAŞ Başakşehir’de birinci etaba başlamıştı. Biat İnşaat da KİPTAŞ’ın ilk müteahhitlerindendi. Sahiplerinden rahmetli Hayati Üstün beni çağırdı, 2 bin dairenin malzemelerini benden istedi ve bir yıl vadeli vermemi de şart koştu. Dönemin ünlü firmaları Toprak, Odöksan ve Demirdöküm 1 yıllık vadeli mal verme teklifini kabul etmemişlerdi. Sektörde ilk kez bir yıl vadeli mal veren Seycan olmuştu. Biat İnşaat da, Seycan da birden çok popüler iki isim olmuştu piyasada. Ana işimiz şantiyecilik oldu. Ama yüksek faizler, yapamadığımız tahsilâtlar sonumuzu getirdi, iflas ettik. İki dostumuzun desteği ile ayakta kalabildik. 1995 yılında yeniden ayağa kalktık. ŞANTİYEDE DENEYİMLİYDİK… Şantiye deneyimimiz vardı. Dostlarımız satmamız için parasız mal verdiler, sattığımız mallarının kârını verdiler. Kendimizi toparlayınca bugünkü yerimizi kurduk. Balıklı Rum Hastanesi’nin arazisine kiracı olarak geldik. Perakende mağazacılığa da başladık. Türk Cumhuriyetleri’nden, Balkan ülkelerinden mal almaya geliyorlardı, minibüslere doldurup gidiyorlardı. İstanbul’da bu işi yapan ilk üç firma içindeydik ve hâlâ öyleyiz. FABRİKADA OLMAYAN BİZDE BULUNUR Fayansların arasını süsleyen bordürler yani özel şeritler yaptık. Fayanslar üzerine manzaralar yaptırdık. Stoklu çalıştığımız için fabrikadan bile bir adım öne geçtik. Müşteri fabrikada bulamadığı malı bizde bulmuştur her zaman. Stoklu çalışırız, 6 ay sonra istenen malzemenin stokunu yapabiliriz. Fabrikada olmasa bile piyasadan o ürünü mutlaka buluyoruz. Türkiye’de iş yaptığımız inşaat firmalarının yurt dışında yaptığı büyük işlere malzeme yolladık. Kazakistan, Kırgızistan, Balkan ülkeleri, Libya, Cezayir, Fas, Tunus, Türkmenistan, Senegal ve Rusya’ya malzeme gönderdik. 40 BAYİLİK, 40 BİN ÇEŞİT ÜRÜN Satış mağazamız 250’şer metrekarede iki katta. 6 dönümlük depolama alanımız var. Bugün için 40 bin çeşit mal satıyoruz ve 40 firmanın da bayiliğini yapıyoruz. Müşterinin isteği ürün ne ise onun bayiliğini alıyoruz. Bir şantiyenin tüm ihtiyaçlarını tedarik edebilmemiz önemli. Hizmetiniz iyi ise müşteri sizi tercih ediyor, fiyat ikinci kademede kalıyor. Yıllar önce web sitemizi yaptık. 2011’de e-ticaret yapmaya başladık ve archimall.com’u kurduk. Hanımlara kendi mutfaklarını tasarlama imkânı verdik. SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINDA YER ALDIM 2005 yılında Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği  (TÜMSİAD) Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitim Komisyonu Başkanı oldum. 2009’da İTO Meclis Üyesi seçildim. TÜMSİAD İstanbul Şubesi’ni de kurdum ve halen başkanıyım. ENVERDER’in İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesiyim. TOBB delegesiyim. TİMDER’de Yönetim Kurulu Üyesiyim. TOPLUMUN MALIDIR ŞİRKET Şu anda 30 kişiyiz. Aile formatı benim için çok önemli. Patron değil, aile büyüğü gibi yaklaşırım. 20–25 yıllık çalışanlarımız var. Şirketler toplumun malıdır. İyi yöneticiyseniz, kuşaktan kuşağa aktarabilirsiniz şirketinizi. Esnaf Bülteni
Eyüp Topal İş Dünyasında bir başarı hikâyesinin adı. Karalı, mütevazi gelecekten umutlu. Babasının yanında daha 6 yaşındayken garsonluk yaparak ticaretin alfabesini öğrenen Eyüp Topal, bugün 40 firmanın bayiliğini yürütüyor. Aynı zamanda 40 bin ürünü satan dev bir dağıtım kanalının başında. Topal başarısını disiplin, ticari anlak ve istikrarlı aile hayatına borçlu olduğunu söylüyor.

İş hayatına daha 6 yaşında babasının çay bahçesinde garsonluk yaparak adım atan Eyüp Topal, ticaretin sırlarını ailesinden ve Rum Mimiko Usta’dan öğrenir. İş deneyimini Dünya Gazetesi’nde sayfa tasarımcısı olarak zenginleştiren Topal, nihayetinde etkin bir piyasa araştırması yaparak nalbur sektörüne girer. Öğrendiklerini modern ticaretin gerekleriyle birleştiren Eyüp Topal, bugün 40 firmanın bayiliğinden oluşan ve 40 bin ürünün satıldığı dev bir dağıtım kanalının başında. İstanbul’un ilk Doğaltaş Showroom’unu açmaya hazırlanıyor. Eyüp Topal, gazetemize başarı hikâyesini şöyle anlattı:

DEDEM VE BABAM KÖMÜR HAMALLIĞI YAPMIŞ

1966 yılında İstanbul’da doğdum. Üç kız, iki erkek, beşkardeşin ortancasıyım. 1945 yılında babam Hüseyin ve dedem Durmuş Topal Giresun Çamoluk’tan İstanbul’a, Bebek Arnavutköy’e gelmişler. Arnavutköy Kuruçeşme o zamanlar kömür tevzi alanı imiş. Orada kömür hamallığı ile başlamışlar ticaret hayatına. Çok zor koşullarda bir dönem geçirmişler. Şerbete ekmek batırarak karınlarını doyurdukları günler yaşamışlar. 1966’da benim doğduğum sene babam, annemi de alıp İstanbul’a getirmiş.

BABAMA MİMİKO USTA SAHİP ÇIKTI

Babam, Rum cemaatine mensup kahveci Mimiko Usta’nın yanına girmiş. Mimiko Usta ve çevresi tarafından da çok sevilmiş; çok güvenmişler ona. Mimiko Usta bugün Arnavutköy’deki belediye tesislerinin yerindeki çay bahçesini babama bırakmış. İşletip kazandıkça ödersin demiş. Babam çok popüler olmuş.

6 YAŞINDA GARSONLUK YAPARDIM

Okumaya çok meraklı olduğum için 6 yaşında ilkokula başlatmışlar beni. Okuldan çıkıp babamın yanına gider, garsonluk yapardım. Yaz tatillerinde de hep babama yardım ettim. Müşteriler beni çok severdi ve bol bol da harçlık verirlerdi. İnsanlarla rahat ilişki kurma kabiliyetimi bu dönemde edindim. O dönemde Rum ve Ermeni cemaati ile iç içe yaşardık. Çok kıymetli bir mozaikti bu. Onların ticari terbiyesini aldık.

İHTİLALDE ÇAY BAHÇEMİZ KAPANDI İŞSİZ KALDIK

Babam iyi para kazanmıştı, hatta bir Mercedes otobüs bile almıştık. 1980 ihtilalinde çay bahçeleri kapatılınca babam ve dayım bir kebap dükkânı açtı. Yaklaşık 4 yıl çok popüler bir mekân oldu, iyi iş yaptı dükkân ama ustanın ayrılmasıyla müşteri tutamaz oldu ve kapandı. Babam bu dönemde otobüsçülük yaptı. Ben de işsiz kalmıştım.

DÜNYA GAZETESİ VE TÜRKİYE GAZETESİNDE AYNI ZAMANDA ÇALIŞTIM

Liseden sonra okumamaya karar vermiştim. Dünya Gazetesi’nin teknik servisine girdim. 1984 sonuydu… Teknik servisteydim, gazetenin ve bazı dergilerin mizanpajını yapıyordum. İşi az bilenlere torpilli diye benden daha çok maaş veriyorlardı. Kendime yeni bir iş arıyordum. Türkiye Gazetesi’ne girdim. Yaklaşık 4 ay, günde 3 saatlik uykuyla hem Dünya’da hem de Türkiye’de çalıştım. 1985 yılında tüm İstanbul’un karla kapandığı gün Arnavutköy’den Cağaloğlu’na yürümüştüm; gazeteye giden tek kişi bendim. Hep bu sebatla ve kararlılıkla çalıştım.

MİMİKO USTA İLE BABAM’IN DİSİPLİN VE TİCARİ AHLAKI 

Mimiko Usta ve babam; iş disiplinini, düzgün ve hedefe dönük çalışmayı öğretti bana. 1987 yılında üniversite okumaya karar verdim. Uludağ Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Biyoloji Bölümü’nü kazandım. Ağabeyim Adem Topal da Erzurum Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirmişti. 1987 yılında ağabeyim, ben ve üç ortağımızla Zeytinburnu’nda nalburiye dükkânı açtık.

PİYASA ARAŞTIRMASI YAPTIK

Piyasa araştırması yaparak başladık. Zeytinburnu’nda her yer gecekonduydu, dönüşüm ve beraberinde inşaat çalışmaları başlamıştı. Nalburiye malzemelerine ihtiyaçları vardı. Bulvar Caddesi’nde 250 metrekarelik bir dükkânı kiraladık, adını Alçam koyduk.

SATIŞ REORLARI KIRDIK

Ürünümüz çok azdı, rafları dolduramıyorduk. Ürünleri dizip, boş yerlere de boş kutuları sanki doluymuş gibi diziyorduk. Zeytinburnu piyasasında tek nalbur vardı. Sahibi ters bir adamdı. Müşteriye ters davranıyordu ve hiç indirim yapmıyor, üstüne fazlasını koyup satıyordu. Müşteriye çay, kahve ikram etmiyordu. Onun pazarını kısa sürede elimize geçirdik. Çünkü onun tam tersini yaptık. Müşteriyi güler yüzle karşıladık, oturttuk, çay kahve ısmarladık. Sohbet ettik, müşteriyle birlikte yemek yedik. İndirimler yaptık. Kısa sürede satış rekorları kırdık ama ortaklığımız bitti.

TÜRK HASTALIĞINA YAKALANDIK

Birlikte çalışamamaya başlamıştık, ben buna Türk hastalığı diyorum. Tüm Anadolu’ya mal veriyorduk, büyüyorduk. Oysa büyüyebilir, fabrika bile kurabilir, üretim yapabilirdik. Üniversiteyi bitirip ağabeyimin yanına geldim. Seycan Seramik’i kurduk ağabeyimle. Şantiye kültürü yeni başlıyordu. KİPTAŞ Başakşehir’de birinci etaba başlamıştı. Biat İnşaat da KİPTAŞ’ın ilk müteahhitlerindendi. Sahiplerinden rahmetli Hayati Üstün beni çağırdı, 2 bin dairenin malzemelerini benden istedi ve bir yıl vadeli vermemi de şart koştu. Dönemin ünlü firmaları Toprak, Odöksan ve Demirdöküm 1 yıllık vadeli mal verme teklifini kabul etmemişlerdi. Sektörde ilk kez bir yıl vadeli mal veren Seycan olmuştu. Biat İnşaat da, Seycan da birden çok popüler iki isim olmuştu piyasada. Ana işimiz şantiyecilik oldu. Ama yüksek faizler, yapamadığımız tahsilâtlar sonumuzu getirdi, iflas ettik. İki dostumuzun desteği ile ayakta kalabildik. 1995 yılında yeniden ayağa kalktık.

ŞANTİYEDE DENEYİMLİYDİK…

Şantiye deneyimimiz vardı. Dostlarımız satmamız için parasız mal verdiler, sattığımız mallarının kârını verdiler. Kendimizi toparlayınca bugünkü yerimizi kurduk. Balıklı Rum Hastanesi’nin arazisine kiracı olarak geldik. Perakende mağazacılığa da başladık. Türk Cumhuriyetleri’nden, Balkan ülkelerinden mal almaya geliyorlardı, minibüslere doldurup gidiyorlardı. İstanbul’da bu işi yapan ilk üç firma içindeydik ve hâlâ öyleyiz.

FABRİKADA OLMAYAN BİZDE BULUNUR

Fayansların arasını süsleyen bordürler yani özel şeritler yaptık. Fayanslar üzerine manzaralar yaptırdık. Stoklu çalıştığımız için fabrikadan bile bir adım öne geçtik. Müşteri fabrikada bulamadığı malı bizde bulmuştur her zaman. Stoklu çalışırız, 6 ay sonra istenen malzemenin stokunu yapabiliriz. Fabrikada olmasa bile piyasadan o ürünü mutlaka buluyoruz. Türkiye’de iş yaptığımız inşaat firmalarının yurt dışında yaptığı büyük işlere malzeme yolladık. Kazakistan, Kırgızistan, Balkan ülkeleri, Libya, Cezayir, Fas, Tunus, Türkmenistan, Senegal ve Rusya’ya malzeme gönderdik.

40 BAYİLİK, 40 BİN ÇEŞİT ÜRÜN

Satış mağazamız 250’şer metrekarede iki katta. 6 dönümlük depolama alanımız var. Bugün için 40 bin çeşit mal satıyoruz ve 40 firmanın da bayiliğini yapıyoruz. Müşterinin isteği ürün ne ise onun bayiliğini alıyoruz. Bir şantiyenin tüm ihtiyaçlarını tedarik edebilmemiz önemli. Hizmetiniz iyi ise müşteri sizi tercih ediyor, fiyat ikinci kademede kalıyor. Yıllar önce web sitemizi yaptık. 2011’de e-ticaret yapmaya başladık ve archimall.com’u kurduk. Hanımlara kendi mutfaklarını tasarlama imkânı verdik.

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINDA YER ALDIM

2005 yılında Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği  (TÜMSİAD) Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitim Komisyonu Başkanı oldum. 2009’da İTO Meclis Üyesi seçildim. TÜMSİAD İstanbul Şubesi’ni de kurdum ve halen başkanıyım. ENVERDER’in İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesiyim. TOBB delegesiyim. TİMDER’de Yönetim Kurulu Üyesiyim.

TOPLUMUN MALIDIR ŞİRKET

Şu anda 30 kişiyiz. Aile formatı benim için çok önemli. Patron değil, aile büyüğü gibi yaklaşırım. 20–25 yıllık çalışanlarımız var. Şirketler toplumun malıdır. İyi yöneticiyseniz, kuşaktan kuşağa aktarabilirsiniz şirketinizi.

Esnaf Bülteni

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve zeytinburnuhaber.org sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
bahis siteleri spor bahisleri yüksek oranlar banko iddaa tahminleri