SEYİTNİZAM KONAKLARI
ELİT YAPI

BATI TRAKYA'NIN MİLLİ DİRENİŞ GÜNÜ

KÜLTÜR 28.01.2011 - 11:44, Güncelleme: 28.01.2011 - 11:44
 

BATI TRAKYA'NIN MİLLİ DİRENİŞ GÜNÜ

( C.H.P. Z.Burnu İlçe Y.K. Üyesi) Av. Asım GÜVEN Batı Trakya'nın Milli Direniş Günü'nün anlam ve önemine dair Zeytinburnu Haber Gazetesine bir açıklama yaptı

“ 29 OCAK BATI TRAKYA TÜRKLERİNİN MİLLİ DİRENİŞ GÜNÜ! ” Yunanistan bugün halen Batı Trakya’daki Müslüman Türk azınlığına yönelik, çeşitli uluslararası belgelere konu olan temel insan hakları ihlâllerini sürdürmektedir. Batı Trakya’daki Türk azınlığının 1923’lerdeki nüfusunun (120 bin) bu gün de yaklaşık aynı sayılarda kalmış olması ise bu toplumun, bilimsel çevrelerde de kabul gören takribi %3’lük nüfus artış hızı dikkate alındığında, Yunanistan tarafından azınlığın nasıl bir baskı ve göçe zorlama politikasıyla karşı karşıya olduğu anlaşılabilmektedir. Eğer bu azınlık, Yunanistan’ın iddia ettiği gibi gelişen ve refah içinde yaşayan bir toplum olsa idi, bugün Batı Trakya’daki Müslüman Türk azınlığının nüfusunun 750 binin üzerinde olması ve Türkiye’de vatan bildikleri topraklardan göç etmek zorunda kalmış 750 binin üzerinde Batı Trakya Türk’ünün bulunmaması gerekirdi. İşte bu eritme çabalarının bir ispatı ve bu çabalara karşı direnişin önemli bir halkası 29 Ocak olaylarıdır. Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği (BTTÖB) ve Gümülcine Türk Gençler Birliği(GTGB)’nin kesin kapatılma kararının Yunananistan Yargıtay’ında 4 Kasım 1987’de görüşülerek karara bağlandı. Bu durumun 5 Ocak 1988’de öğrenilmesi, Batı Trakya’da “Türk” varlığının inkarının tuzu biberi oldu . Kapatma kararının duyulması azınlık arasında büyük infiale yol açtı;çünkü etnik kimliklerinin inkarının akabinde kimliklerini unutturma ve asimilasyon politikalarının gelişeceğini Türk olmaları nedeniyle sahip oldukları bazı hakları kaybedeceklerinin endişesi içine giren Azınlık mensupları Azınlık Yüksek Danışma Kurulu 25 Ocak’ta İskeçe’de toplanarak mücadele kararı aldı. Olayı protesto etmek için bir yürüyüşün yapılması, azınlık okullarının bir gün için kapatılması ve yetkili tüm devlet mercilerine bu kararların telgrafla bildirilmesi kararlaştırılarak, bir eylem tespit ve yürütme komisyonu kuruldu. Komisyon, yürüyüşün 29 Ocak günü, Cuma namazından sonra Gümülcine Eski Camii’nden Vilayet Konağı’na kadar yapılması kararını aldı. Polis, aynı gün, yer ve saatte Hristiyanların da bir karşı gösteri talebinde bulunduğunu ve bunun reddedilmiş olduğunu gerekçe göstererek yürüyüşü yasakladı. Gümülcine Radyosu, Yunanca ve Türkçe anonslar yaparak, Türklerin herhangi bir şekilde bir araya gelmesinin yasaklandığını duyurması üzerine devlet tarafından İskeçe ve Gümülcine’de olağanüstü hal ilan edildi. Bu duruma rağmen, Yasak Bölge dahil olmak üzere her taraftan Gümülcine’ye kadınlı erkekli binlerce azınlık mensubu gelmeye başlayınca gerek İskeçe çıkışı, gerekse Gümülcine girişleri polis noktalarıyla kesildi Ancak mücadele azmi kabaran ve hırslanan halk dağlardan tarlaların arasından yürüyerek Gümülcine meydanına ulaşmayı başardı. Bunun üzerine Kavala’dan çok sayıda polis gücü sevk edildi. Eski Cami ve Yeni Cami ibadete kapatıldı. Buralarda Cuma namazının yasaklanması üzerine, azınlık “özgürlüğün olmadığı yerde ibadet etmenin de caiz olmadığı” gerekçesiyle öteki cami ve mescitlerde de Cuma namazı kılmama kararı aldı. Gümülcine Türk Gençler Birliği’nin bulunduğu caddede üçte biri kadın, yaklaşık 4000 kişi toplandı. Milletvekili Faikoğlu’nun konuşması üzerine dağılmaya başlayan kalabalık, çevrede çatışma ve tutuklamalar olduğu haberlerinin gelmesi üzerine dağılmayacağını bildirdiyse de, göstericilerin bir kısmı dağılmaya başladı. Ama bu da bir yürüyüşe dönüştü. Bunun üzerine polis yürüyüşçüleri dövmeye başladı. Bu arada, Yaka köylerinden gelen 5000 kişiyle polis arasında çatışma çıktı ve pek çok yaralanmalar oldu. Azınlık Yüksek Kurulu, 1988 29 Ocak’ında meydana gelen elim olayların yıldönümü vesilesiyle Eski Cami’de bir mevlit düzenlenmesine karar verir. 28 Ocak günü azınlık ileri gelenleri polis üst düzey yetkilileriyle temasta bulundukları bir sırada, Yunanistan’daki yerel radyolar, Solakidis adlı bir Yunanlının, kendisiyle aynı hastanede tedavi görmekte olan bir Müslümanın saldırısına uğradığı haberini vererek, Yunanlıları 29 Ocak mevlidini engellemeye çağırır. Bu arada, Müslüman-Türk azınlığa karşıtlığıyla tanınan Gümülcine-Maronia Kilisesi Metropoliti Damaskinos’un da aynı amaçla yandaşlarına çağrıda bulunduğu haberleri yayılır. Yerel basın ve radyolar, 29 Ocak sabahı Solakidis’in öldüğü haberini yayar. Oysa ki Solakidis ölmemişti;çünkü Solakidis 21 Şubat’ta ölecekti. Sabah 11.00’den itibaren Yunanlılar 8-10 kişilik gruplar halinde toplanarak, Türklerin bir kahvesine taş ve sopalarla saldırırlar. Kahvedekiler GTGB(Gümülcine Türk Gençler Birliği) binasına sığınırlar.Saldırganlar girenleri çıkaramayınca çarşıya yönelirler ve azınlık mensuplarına ait dükkanları tahribe başlarlar. Bu tahrip sırasında, saldırganların arkasından ağır bir şekilde ilerleyen polis otosu herhangi bir müdahalede bulunmaz. Yabancı gözlemcilerin raporlarına göre, hiçbir Yunanlı dükkanı saldırıya uğramamıştır. Bu sırada Eski Cami’de bekleyen cemaat, saldırı haberini alır ve aralarında Mehmet Emin Aga ve İskeçe Bağımsız milletvekili Ahmet Faikoğlu da bulunduğu halde GTGB binasına gitmeye teşebbüs ederler.Fakat, polis caminin çevresini tutmuştur. Saldırganlar taş, sopa, bıçak ve demir çubuklarla Aga ve Faikoğlu dahil olmak üzere pek çok azınlık mensubunu yaralar. Aga ile Faikoğlu güvenlik nedeniyle tedavi edilmek üzere İstanbul’a getirilir. Olaylar, 29 Ocak’ı izleyen gün ve haftalarda da yer yer devam eder ve dış mahallelerdeki azınlık evleri tahribata uğrar. 29 Ocak’tan 2 gün sonra, olayları yerinde incelemek üzere gelen Sol İttifak Atina Milletvekili Maria Damanaki de ihanetle suçlanır ve Belediye binasına sığınarak kurtulur, böylece azınlık temsilcileriyle görüşemeden Gümülcine’den ayrılmak zorunda kalır. Vitrin camları kırılmış Türk dükkanlarını gördüğünde, söz konusu şiddet olaylarını Cunta yanlısı aşırı sağcılar ve faşistler tarafından başlatıldığını yüksek ve sinirli bir sesle söylemesi üzerine, yumurta yağmuruna tutulan Damanaki’ye, Belediye Sarayı’nı saran 1000 kadar gösterici “Sen Yunan değil, Türk milletvekili olmalısın... Giydiklerini çıkar. Çarşaf giy!” sloganları atarlar. Bu olaylar, her 29 Ocak günü Batı Trakya’da ve yurtdışındaki Batı Trakya dernekleri tarafından tertiplenen etkinliklerle anılmaktadır. www.zeytinburnuhaber.org-özel
( C.H.P. Z.Burnu İlçe Y.K. Üyesi) Av. Asım GÜVEN Batı Trakya'nın Milli Direniş Günü'nün anlam ve önemine dair Zeytinburnu Haber Gazetesine bir açıklama yaptı

“ 29 OCAK BATI TRAKYA TÜRKLERİNİN MİLLİ DİRENİŞ GÜNÜ! ”

Yunanistan bugün halen Batı Trakya’daki Müslüman Türk azınlığına yönelik, çeşitli uluslararası belgelere konu olan temel insan hakları ihlâllerini sürdürmektedir.

Batı Trakya’daki Türk azınlığının 1923’lerdeki nüfusunun (120 bin) bu gün de yaklaşık aynı sayılarda kalmış olması ise bu toplumun, bilimsel çevrelerde de kabul gören takribi %3’lük nüfus artış hızı dikkate alındığında, Yunanistan tarafından azınlığın nasıl bir baskı ve göçe zorlama politikasıyla karşı karşıya olduğu anlaşılabilmektedir. Eğer bu azınlık, Yunanistan’ın iddia ettiği gibi gelişen ve refah içinde yaşayan bir toplum olsa idi, bugün Batı Trakya’daki Müslüman Türk azınlığının nüfusunun 750 binin üzerinde olması ve Türkiye’de vatan bildikleri topraklardan göç etmek zorunda kalmış 750 binin üzerinde Batı Trakya Türk’ünün bulunmaması gerekirdi. İşte bu eritme çabalarının bir ispatı ve bu çabalara karşı direnişin önemli bir halkası 29 Ocak olaylarıdır.

Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği (BTTÖB) ve Gümülcine Türk Gençler Birliği(GTGB)’nin kesin kapatılma kararının Yunananistan Yargıtay’ında 4 Kasım 1987’de görüşülerek karara bağlandı. Bu durumun 5 Ocak 1988’de öğrenilmesi, Batı Trakya’da “Türk” varlığının inkarının tuzu biberi oldu .

Kapatma kararının duyulması azınlık arasında büyük infiale yol açtı;çünkü etnik kimliklerinin inkarının akabinde kimliklerini unutturma ve asimilasyon politikalarının gelişeceğini Türk olmaları nedeniyle sahip oldukları bazı hakları kaybedeceklerinin endişesi içine giren Azınlık mensupları Azınlık Yüksek Danışma Kurulu 25 Ocak’ta İskeçe’de toplanarak mücadele kararı aldı. Olayı protesto etmek için bir yürüyüşün yapılması, azınlık okullarının bir gün için kapatılması ve yetkili tüm devlet mercilerine bu kararların telgrafla bildirilmesi kararlaştırılarak, bir eylem tespit ve yürütme komisyonu kuruldu.

Komisyon, yürüyüşün 29 Ocak günü, Cuma namazından sonra Gümülcine Eski Camii’nden Vilayet Konağı’na kadar yapılması kararını aldı.

Polis, aynı gün, yer ve saatte Hristiyanların da bir karşı gösteri talebinde bulunduğunu ve bunun reddedilmiş olduğunu gerekçe göstererek yürüyüşü yasakladı. Gümülcine Radyosu, Yunanca ve Türkçe anonslar yaparak, Türklerin herhangi bir şekilde bir araya gelmesinin yasaklandığını duyurması üzerine devlet tarafından İskeçe ve Gümülcine’de olağanüstü hal ilan edildi.

Bu duruma rağmen, Yasak Bölge dahil olmak üzere her taraftan Gümülcine’ye kadınlı erkekli binlerce azınlık mensubu gelmeye başlayınca gerek İskeçe çıkışı, gerekse Gümülcine girişleri polis noktalarıyla kesildi Ancak mücadele azmi kabaran ve hırslanan halk dağlardan tarlaların arasından yürüyerek Gümülcine meydanına ulaşmayı başardı. Bunun üzerine Kavala’dan çok sayıda polis gücü sevk edildi. Eski Cami ve Yeni Cami ibadete kapatıldı. Buralarda Cuma namazının yasaklanması üzerine, azınlık “özgürlüğün olmadığı yerde ibadet etmenin de caiz olmadığı” gerekçesiyle öteki cami ve mescitlerde de Cuma namazı kılmama kararı aldı.

Gümülcine Türk Gençler Birliği’nin bulunduğu caddede üçte biri kadın, yaklaşık 4000 kişi toplandı. Milletvekili Faikoğlu’nun konuşması üzerine dağılmaya başlayan kalabalık, çevrede çatışma ve tutuklamalar olduğu haberlerinin gelmesi üzerine dağılmayacağını bildirdiyse de, göstericilerin bir kısmı dağılmaya başladı. Ama bu da bir yürüyüşe dönüştü. Bunun üzerine polis yürüyüşçüleri dövmeye başladı. Bu arada, Yaka köylerinden gelen 5000 kişiyle polis arasında çatışma çıktı ve pek çok yaralanmalar oldu.

Azınlık Yüksek Kurulu, 1988 29 Ocak’ında meydana gelen elim olayların yıldönümü vesilesiyle Eski Cami’de bir mevlit düzenlenmesine karar verir. 28 Ocak günü azınlık ileri gelenleri polis üst düzey yetkilileriyle temasta bulundukları bir sırada, Yunanistan’daki yerel radyolar, Solakidis adlı bir Yunanlının, kendisiyle aynı hastanede tedavi görmekte olan bir Müslümanın saldırısına uğradığı haberini vererek, Yunanlıları 29 Ocak mevlidini engellemeye çağırır. Bu arada, Müslüman-Türk azınlığa karşıtlığıyla tanınan Gümülcine-Maronia Kilisesi Metropoliti Damaskinos’un da aynı amaçla yandaşlarına çağrıda bulunduğu haberleri yayılır. Yerel basın ve radyolar, 29 Ocak sabahı Solakidis’in öldüğü haberini yayar. Oysa ki Solakidis ölmemişti;çünkü Solakidis 21 Şubat’ta ölecekti.

Sabah 11.00’den itibaren Yunanlılar 8-10 kişilik gruplar halinde toplanarak, Türklerin bir kahvesine taş ve sopalarla saldırırlar. Kahvedekiler GTGB(Gümülcine Türk Gençler Birliği) binasına sığınırlar.Saldırganlar girenleri çıkaramayınca çarşıya yönelirler ve azınlık mensuplarına ait dükkanları tahribe başlarlar. Bu tahrip sırasında, saldırganların arkasından ağır bir şekilde ilerleyen polis otosu herhangi bir müdahalede bulunmaz. Yabancı gözlemcilerin raporlarına göre, hiçbir Yunanlı dükkanı saldırıya uğramamıştır.

Bu sırada Eski Cami’de bekleyen cemaat, saldırı haberini alır ve aralarında Mehmet Emin Aga ve İskeçe Bağımsız milletvekili Ahmet Faikoğlu da bulunduğu halde GTGB binasına gitmeye teşebbüs ederler.Fakat, polis caminin çevresini tutmuştur.

Saldırganlar taş, sopa, bıçak ve demir çubuklarla Aga ve Faikoğlu dahil olmak üzere pek çok azınlık mensubunu yaralar. Aga ile Faikoğlu güvenlik nedeniyle tedavi edilmek üzere İstanbul’a getirilir.

Olaylar, 29 Ocak’ı izleyen gün ve haftalarda da yer yer devam eder ve dış mahallelerdeki azınlık evleri tahribata uğrar. 29 Ocak’tan 2 gün sonra, olayları yerinde incelemek üzere gelen Sol İttifak Atina Milletvekili Maria Damanaki de ihanetle suçlanır ve Belediye binasına sığınarak kurtulur, böylece azınlık temsilcileriyle görüşemeden Gümülcine’den ayrılmak zorunda kalır. Vitrin camları kırılmış Türk dükkanlarını gördüğünde, söz konusu şiddet olaylarını Cunta yanlısı aşırı sağcılar ve faşistler tarafından başlatıldığını yüksek ve sinirli bir sesle söylemesi üzerine, yumurta yağmuruna tutulan Damanaki’ye, Belediye Sarayı’nı saran 1000 kadar gösterici “Sen Yunan değil, Türk milletvekili olmalısın... Giydiklerini çıkar. Çarşaf giy!” sloganları atarlar.

Bu olaylar, her 29 Ocak günü Batı Trakya’da ve yurtdışındaki Batı Trakya dernekleri tarafından tertiplenen etkinliklerle anılmaktadır.

www.zeytinburnuhaber.org-özel

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve zeytinburnuhaber.org sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.