Başkan Doğan Akdeniz’den Zeytinburnu’nun Geleceği İçin Anahtar Mesajlar
Başkan Doğan Akdeniz’den Zeytinburnu’nun Geleceği İçin Anahtar Mesajlar
Anahtar Parti Zeytinburnu İlçe Başkanı Doğan Akdeniz, Zeytinburnu Haber Gazetesi’ne verdiği özel söyleşide Türkiye ve Zeytinburnu gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Siyasette güven sorununun giderek büyüdüğünü ifade eden Akdeniz; hayat pahalılığından kentsel dönüşüme, deprem riskinden trafik ve otopark sorununa, gençlerin gelecek kaygısından esnafın ekonomik sıkıntılarına kadar Zeytinburnu’nun temel meselelerini değerlendirdi. Zeytinburnu’nun Türkiye’nin küçük bir modeli olduğunu belirten Akdeniz, siyasetin yalnızca seçim dönemlerinde vatandaşın kapısını çalan bir anlayıştan uzaklaşması gerektiğini vurguladı. Akdeniz, “Biz insanlara sadece ‘Bize oy verin’ demeyeceğiz. ‘Sorununuzu biliyoruz, çözümümüz de budur’ diyeceğiz” dedi.
Anahtar Parti Zeytinburnu İlçe Başkanı Doğan Akdeniz, Zeytinburnu Haber Gazetesi’ne verdiği özel söyleşide Türkiye ve Zeytinburnu gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Siyasette güven sorununun giderek büyüdüğünü ifade eden Akdeniz; hayat pahalılığından kentsel dönüşüme, deprem riskinden trafik ve otopark sorununa, gençlerin gelecek kaygısından esnafın ekonomik sıkıntılarına kadar Zeytinburnu’nun temel meselelerini değerlendirdi. Zeytinburnu’nun Türkiye’nin küçük bir modeli olduğunu belirten Akdeniz, siyasetin yalnızca seçim dönemlerinde vatandaşın kapısını çalan bir anlayıştan uzaklaşması gerektiğini vurguladı. Akdeniz, “Biz insanlara sadece ‘Bize oy verin’ demeyeceğiz. ‘Sorununuzu biliyoruz, çözümümüz de budur’ diyeceğiz” dedi.
SİYASETTE EN BÜYÜK SORUN: GÜVEN
Sayın Başkan, önümüzdeki genel seçimlerde Anahtar Parti olarak nasıl bir hedef belirliyorsunuz? Zeytinburnu’nda nasıl bir sonuç bekliyorsunuz? Günümüz siyasetinde en önemli sorun “güven”. Güven kazanılması zor, devam ettirilmesi daha zor ama kaybedilmesi çok kolay olan insani ve vicdani bir kavramdır. Sahaya çıktığınızda insanlarımızın önemli bir bölümünde ortak duygunun güvensizlik olduğunu görüyorsunuz. Anahtar Parti olarak, Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu nezdinde kamuoyunda üzerimize bırakılmaya çalışılan geçmişin acı bilançosunun emanetçisi değil, çözüm noktası olacağız. Sebep olmadıklarımızla mücadele etmekten yılmayacağız. Partimiz, ulusal değerlerimizin tümüne sahip çıkan merkez bir partidir. Partimizin yalnızca dar bir siyasi kimliğe hapsedilmesini doğru bulmuyoruz. Genel Başkanımızın çok yerinde bir ifadesi var: “Siyasete nezaketi getireceğiz.” Bugün siyasi arenada en çok ihtiyaç duyduğumuz meselelerden biri de budur. Biz nezaketimizi koruyarak, milletimizin bize yüklediği sorumlulukla devletimize ve milletimize muhalefet hattında hizmet etmeye devam edeceğiz.
ANAHTAR PARTİ İKTİDARA NAMZET BİR PARTİDİR.
Ancak siyaseti yalnızca seçim gecesi ortaya çıkan yüzdelerden ibaret görmüyoruz. Elbette her siyasi parti gibi seçimlerde güçlü bir sonuç almak istiyoruz. Fakat benim Zeytinburnu açısından ilk hedefim, Anahtar Parti’yi ilçenin her mahallesinde bilinen, kapısı çalınabilen ve vatandaşın sorun yaşadığında ulaşabildiği güçlü bir siyasi yapı hâline getirmek. Zeytinburnu Türkiye’nin küçük bir modeli gibidir. İşçisi, esnafı, emeklisi, öğrencisi, sanayicisi ve farklı kültürlerden vatandaşlarımız burada aynı hayatı paylaşıyor. Dolayısıyla burada karşılık bulan siyaset, Türkiye’nin gerçek meselelerine dokunan siyasettir. Biz insanlara sadece “Bize oy verin” demeyeceğiz. “Sorununuzu biliyoruz, çözümümüz de budur” diyeceğiz.
ZEYTİNBURNU’NDA VATANDAŞIN GÜNDEMİ NE?
Sahaya çıktığınızda vatandaşların size en çok aktardığı sorunlar neler? Farklı mahallelerde farklı sorunlarla karşılaşıyoruz ama bazı başlıklar sürekli önümüze geliyor. Hayat pahalılığı, kira ve konut maliyetleri, kentsel dönüşüm, deprem endişesi, trafik, otopark ve gençlerin geleceğe ilişkin kaygıları vatandaşlarımızın en fazla dile getirdiği konular arasında. Bunların içinde özellikle üzerinde durduğum mesele kentsel dönüşüm. Çünkü bazı sorunları birkaç yıl erteleyebilirsiniz; deprem riskini erteleyemezsiniz. Vatandaş bir taraftan binasının güvenli olup olmadığını düşünüyor, diğer taraftan “Dönüşüme girersem bunun ekonomik yükünü nasıl karşılayacağım?” diye soruyor. Dolayısıyla kentsel dönüşüm sadece mühendislik meselesi değildir. Aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir meseledir. Zeytinburnu’nda sokaklarımız dar, yapı stokumuzun önemli bir bölümü eski, binalar bitişik nizam. Kiralar yüksek. Esnaf ekonomik baskı altında. Trafik ciddi bir problem. Otopark sorunu var. Zeytinburnu Stadı’nın âtıl durumda olması da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir mesele. Düzensiz göç, nüfus yoğunluğu, aynı hanede çok sayıda kişinin yaşaması, kayıtlı veya kayıtsız vatandaşların yaşadığı sorunlar da sahada karşımıza çıkıyor. İş bekleyen, aş bekleyen, kimlik bekleyen nice insan var. Biz bu insanların umuduyuz ve bu umudun karşılığı olmak zorundayız.
“TÜRKİYE’NİN MESELESİ SADECE EKONOMİ DEĞİL, YÖNETİM MESELESİDİR”
Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu en önemli sorun sizce nedir? Anahtar Parti bu soruna nasıl bir çözüm öneriyor? Türkiye’nin sorunlarını tek bir başlığa indirgemek kolay değil. Ancak ekonomi ile adalet ve kurumsal güven arasında çok güçlü bir bağ olduğunu düşünüyorum. Vatandaşın gündelik hayatındaki en görünür sorun hayat pahalılığıdır. Fakat ekonomiyi sadece faiz veya döviz kuru üzerinden konuşursak meselenin önemli bölümünü kaçırırız. Üretim, verimlilik, kamu kaynaklarının kullanımı, gelir dağılımı, liyakat ve hukuk güvenliği aynı denklemin parçalarıdır. Anahtar Parti’nin ekonomi programında da üretken ve teknolojik dönüşüm, gelir dağılımının iyileştirilmesi, para ve maliye politikaları arasında uyum, kamudaki israfın azaltılması ve liyakat temelli istihdam öne çıkıyor. Ben bunu daha basit ifade ediyorum: Bir ülkede insanlar çalıştıkça yoksullaşıyorsa, gençler geleceklerini başka ülkelerde arıyorsa ve emekli temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyorsa mesele yalnızca ekonomik göstergeler değildir; yönetim meselesidir. Çözüm, günü kurtaran uygulamalar yerine üretimi, güveni, adaleti ve öngörülebilirliği birlikte tesis etmekten geçiyor.
“MUHALEFET ETMEK, YAPILAN HER İŞE YANLIŞ DEMEK DEĞİLDİR”
Zeytinburnu Belediyesi’nin mevcut çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Muhalefet etmek, yapılan her işe yanlış demek değildir. Doğru yapılan bir çalışma varsa bunu teslim etmek gerekir. Çünkü belediye hizmeti bir partiye değil, Zeytinburnu halkına yapılmaktadır. Zeytinburnu Belediyesi’nin faaliyetlerinde otopark, yol ve kaldırım düzenlemeleri, sosyal destekler, kültür-sanat faaliyetleri, gençlik ve spor hizmetleri gibi çok sayıda çalışma bulunuyor. El Emeği Günleri de ev kadınlarımız açısından önemli bir proje. Etkinlik süresinin biraz daha uzatılması yönündeki talepler gözden geçirilebilir. Yapılacak bir revizeyle çok daha yararlı bir proje hâline gelebilir. Fakat bizim değerlendirme ölçümüz şudur: Harcanan para değil, vatandaşın hayatında meydana gelen sonuç. Bir belediyenin faaliyet raporunda yüzlerce kalem bulunabilir. Vatandaş hâlâ aracını koyacak yer bulamıyorsa otopark politikasını, trafik içerisinde saatlerini kaybediyorsa ulaşım politikasını, binasının güvenliğinden endişe ediyorsa şehircilik politikasını yeniden değerlendirmek gerekir. Biz belediyeciliğe “Ne kadar proje yaptınız?” diye değil, “Zeytinburnulu’nun hangi problemini kalıcı olarak çözdünüz?” diye bakıyoruz.
“ZEYTİNBURNU’NUN EN ÖNEMLİ MESELESİ KENTSEL DÖNÜŞÜM”
Zeytinburnu’nda kentsel dönüşümün mevcut durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bence Zeytinburnu’nun önümüzdeki yıllardaki en önemli yerel meselesi kentsel dönüşümdür. Kentsel dönüşümü yalnızca eski binayı yıkıp yerine yeni bina yapmak şeklinde tanımlamak büyük hata olur. Çünkü binayı yenileyip aynı yoğunluğu, aynı trafik problemini, aynı otopark açığını ve aynı sosyal donatı eksikliğini bırakırsanız bina dönüşür ama şehir dönüşmez. Dönüşüm; mahalleyi, ulaşımı, otoparkı, yeşil alanı, sosyal donatıyı ve yaşam kalitesini birlikte ele almalıdır. Zeytinburnu’nda dönüşümün ekonomik boyutunun çözülmesi gerekiyor. Vatandaşa “Binanızı yenileyin” demek kolaydır. Asıl mesele emeklinin, asgari ücretlinin veya sınırlı geliri olan bir ailenin dönüşüm maliyetini nasıl karşılayacağını açıklayabilmektir. Benim temel yaklaşımım çok net: Depreme dayanıklı ev, gelir seviyesi ne olursa olsun her vatandaş için erişilebilir olmalıdır.
“DEPREM SİYASET ÜSTÜ BİR KAMU GÜVENLİĞİ MESELESİDİR”
Zeytinburnu’nda deprem riskine karşı nasıl bir dönüşüm modeli uygulanmalı? Burada üç taraflı bir sorumluluk modeli gerekiyor: Merkezi hükümet + büyükşehir ve ilçe belediyeleri + vatandaş. Hiçbir taraf bu yükü tek başına taşıyamaz. Öncelikle ilçenin yapı stoku bilimsel kriterlerle ele alınmalı ve risk derecesine göre mahalle mahalle öncelikle dirilmelidir. Siyaseten güçlü olan mahallenin değil, deprem açısından en riskli mahallenin önce dönüştüğü bir sistem kurulmalıdır. Boş alana ihtiyacımız var. Komşu ilçelerle ortak iş birliği yapılmalı. Benim önerdiğim temel yaklaşım: Önce yap, sonra yerleştir, sonra yık ve yıkılan alanları proje kapsamında dönüştür. Finansman da en önemli başlıklardan biri. Merkezi yönetim uzun vadeli ve ulaşılabilir finansman mekanizmaları oluşturmalı. Vatandaşın üzerindeki maliyet mümkün olduğunca azaltılmalı. Çünkü unutmayalım: İnsan hayatından daha değerli hiçbir şey yoktur. Deprem bize takvim vermiyor. Bu nedenle kentsel dönüşüm bir seçim vaadi değil, kamu güvenliği meselesidir.
“TRAFİK MESELESİ SADECE DAHA FAZLA YOL YAPARAK ÇÖZÜLMEZ”
Trafik, otopark ve ulaşım sorunlarının çözümü konusunda Zeytinburnu için somut önerileriniz nelerdir? Zeytinburnu’nda trafik meselesini sadece “daha fazla yol yapalım” anlayışıyla çözmek mümkün değil. İlçenin trafik ve otopark haritasını mahalle mahalle çıkarmak gerekiyor. Hangi saatlerde hangi yollar kilitleniyor? Hangi mahallede gece otopark ihtiyacı artıyor? Okul giriş ve çıkışları trafiği nerede tıkıyor? Ticari yükleme ve boşaltma hangi arterlerde problem yaratıyor? Bunların veriyle yönetilmesi gerekiyor. Yeni kentsel dönüşüm projelerinde otopark kapasitesi sonradan düşünülen bir ayrıntı değil, projenin başlangıç şartlarından biri olmalıdır. Uygun alanlarda yer altı ve çok katlı otopark seçenekleri değerlendirilmeli, mahalle bazlı otopark çözümleri geliştirilmeli. Ana arterlerde akıllı trafik yönetimi kullanılmalı. Yaya ulaşımı ve toplu taşıma bağlantıları güçlendirilmelidir. Çünkü bir ilçenin ulaşım politikası otomobilleri değil, insanların zamanını yönetir. Zeytinburnulu’nun trafikte kaybettiği her dakika hayatından eksilen zamandır.
“ZEYTİNBURNU SADECE BİNALARIN YÜKSELDİĞİ DEĞİL, YAŞAM KALİTESİNİN YÜKSELDİĞİ BİR İLÇE OLMALI”
Zeytinburnu’nun 10-20 yıllık geleceğini nasıl görüyorsunuz? Zeytinburnu’nun en büyük avantajlarından biri konumudur. İstanbul’un merkezinde, önemli ulaşım akslarının ve ekonomik hareketliliğin içinde bulunan bir ilçeden söz ediyoruz. Fakat önümüzde bir tercih var: Zeytinburnu sadece binaların yükseldiği bir ilçe mi olacak, yoksa insanın yaşam kalitesinin yükseldiği bir ilçe mi olacak? Ben ikincisini önemsiyorum. Önümüzdeki 10-20 yıl içinde Zeytinburnu’nun deprem dirençli, ulaşımı planlanmış, yeşil alanları ve sosyal donatıları artırılmış, gençlerin eğitim ve teknoloji imkânlarına erişebildiği, esnafın yaşayabildiği ve kültürel kimliğini koruyan bir ilçe olması gerekir. Gençler için teknoloji, yabancı dil, mesleki eğitim, girişimcilik ve dijital ekonomi merkezleri oluşturulmasını önemli görüyorum. Çünkü belediyeciliğin geleceği yalnızca kaldırım ve asfalt değildir. 21. yüzyıl belediyeciliği, doğduğu ilçede bir gence gelecek kurabilme imkânı sunabilmektir.
“MAKAM TARTIŞMASINDAN ÇOK YÖNETİM ANLAYIŞINI KONUŞMALIYIZ”
Önümüzdeki yerel seçimlerde belediye başkanlığı hedefiniz var mı? Zeytinburnululara nasıl bir belediyecilik modeli vaat ediyorsunuz? Ben bugün Anahtar Parti Zeytinburnu İlçe Başkanı olarak görevimin gereğini yapmaya odaklanıyorum. Yerel seçimlerde adayların kim olacağı zamanı geldiğinde partimizin yetkili organlarının değerlendirmeleri ve siyasi süreç içerisinde şekillenecektir. Bu nedenle şahsım üzerinden bugünden bir makam tartışması yürütmek yerine, Zeytinburnu için nasıl bir yönetim anlayışına ihtiyaç olduğunu konuşmayı daha doğru buluyorum. Benim savunduğum model çok açık: Şeffaf, hesap verebilir, liyakat esaslı, vatandaşın karar süreçlerine katıldığı ve kaynakların gösteriş yerine öncelikli ihtiyaçlara yönlendirildiği bir belediyecilik. Belediye başkanının fotoğrafının büyüklüğü değil, vatandaşın probleminin ne kadar küçüldüğü önemlidir. Kim yönetirse yönetsin belediye bütçesi milletin parasıdır. Dolayısıyla her kuruşunun hesabı verilebilmelidir. Zeytinburnu’nda görmek istediğim belediyecilik anlayışı budur.
“KAPIMIZ SADECE BİZE OY VERENLERE DEĞİL, ZEYTİNBURNU’NDA YAŞAYAN HERKESE AÇIK”
Son olarak Zeytinburnululara vermek istediğiniz mesaj nedir? Zeytinburnu benim için seçimden seçime hatırlanacak bir ilçe değil. Bu nedenle göreve geldiğimiz andan itibaren bir gün bile durmadan, çalışmalarımıza ara vermeden sahada devam ediyoruz. Burada yaşayan insanların kaygılarını, çocuklarının geleceğini, esnafın kepengini açık tutma mücadelesini, emeklinin geçim sıkıntısını ve insanların deprem gecesi çocukları için duyduğu endişeyi siyasetin gerçek gündemi olarak görüyoruz. Bizim kapımız sadece bize oy verenlere değil, Zeytinburnu’nda yaşayan herkese açık olmak zorunda. Bir vatandaşımız bize oy vermeyebilir. Başka bir siyasi partiye gönül vermiş olabilir. Bunun hiçbir önemi yok. İlçe başkanlığı makamına geldiğinde onun siyasi görüşünü değil, derdini dinlemek bizim görevimizdir. Çünkü şehirler siyasi partilerin değil, insanların evidir. Zeytinburnu’nun sorunlarını kavga ederek değil; ortak akılla, bilimle, liyakatle ve doğru planlamayla çözmek mümkündür. Ben Zeytinburnu için şu cümleyi özellikle önemsiyorum: “Biz Zeytinburnu’nda insanların yalnızca binalarını değil, geleceğe duydukları güveni de güçlendirmek istiyoruz.” Siyasette söz söylemek kolaydır. Esas olan o sözün arkasına plan, kadro ve emek koyabilmektir. Bizim sorumluluğumuz da tam olarak budur
ZEYTİNBURNU HABER GAZETESİ-ÖZE RÖPORTAJ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

