SEYİTNİZAM KONAKLARI
ELİT YAPI

Uluocak Zeytinburnu’nda Halil İbrahim Sofrasını büyütüyor

SİYASET 30.04.2023 - 22:59, Güncelleme: 30.04.2023 - 22:59
 

Uluocak Zeytinburnu’nda Halil İbrahim Sofrasını büyütüyor

Millet İttifakı’nın Zeytinburnulu İBB Meclis Üyesi Süleyman Uluocak, düzenlediği kahvaltılı toplantıda geçmişte merkez sağda siyaset yapanlarla millet ittifakının milletvekillerini bir araya getirdi. Muhalefetteki son kahvaltıları olması temennisinde bulunan Yüksek Mimar Uluocak, deprem gerçeğine dikkat çekerek, vatandaşın can ve mal sağlığını korumak için öncelikle güvenli şehirler inşa etmeleri gerektiğini, kentsel dönüşümün önünü açacak düzenlemelerin de yeni oluşturulacak hükümetle ilerleyeceğine inandığını söyledi. Toplantıya katılan milletvekili ve adayı Gökhan Zeybek, iktidara geldikleri takdirde ilk yapılacakları ve nasıl yapılacağını anlattı

CHP İlçe Başkanı Metin Doğan, Saadet Partisi İlçe Başkanı Levent Çotuk, İYİ Parti İlçe Başkanı Erdinç Bayraktar, Demokrat Parti İlçe Başkanı Servet Hacıosmanoğlu’nun katıldığı toplantıda, Milletvekili Adayları Gökhan Zeybek ve Hasan Hoşben hazır bulundu. 1991-1997 tarihleri arasında iktidar olan Doğru Yol Partisi’nin Zeytinburnu İlçe Başkanı olan Doktor Mustafa Karagöz’ün açılış konuşmasını yaptığı toplantının asıl amacının hem geçmişten bugüne gelen dostlukları tazelemek hem de ülkemizin içinde bulunduğu durumu bir kez daha gözden geçirmek olduğu belirtildi.  Hem ilçe başkanı olup hem de iktidarda oldukları halde iflas etmiş yegane bir kişi olduğunu belirten Mustafa Karagöz, ilçe başkanlıklarını ayakta tutabilmek için o dönemde yaptıklarını anlatarak, “Ama hali hazırdaki hükümetin başındaki partinin il ve ilçe başkanları ihalelerle uğraşıyor. Gençlik kolları maaş alıyor. Oysa biz yönetim olarak aramızda 3-5 lira toplayıp çalışmalarımızı yapardık. İflas ettiğimiz zaman da sicillerimiz kirlendi. Bankalar kredi vermez hale geldi. Şimdi emekliyim ve öğretim görevlisi olarak emekli olduğum halde aldığım maaş 7 bin 600 lira. Günümüzde bir çok emekli, geçinebilmek için bankadan çektiği kredi nedeniyle maaşlarını 5-10 yıl bağlamış durumda. Eşimin sağlık sorunları nedeniyle hastaneden randevu aldım 5,5 ay sonrasına sıra verildi. Hani sağlık sorunu çözülmüştü? Bunları neden mi anlatıyorum. Milletvekili olacak arkadaşlarım bunları not alsın ve ona göre çözümler üretsin diye” ifadelerini kullandı.  İMAMOĞLU 16 MİLYONA DEĞİL, 40 MİLYONA HİZMET EDİYOR “16 Milyon için çalışıyoruz” sloganıyla çok da güzel hizmet ettiğine inandığı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, kaçak nüfusla birlikte aslında 40 milyona hizmet ettiğinin altını çizen Karagöz, kentsel dönüşümle ilgili sorunlara çözüm bulunması gerektiğini, geçmişten gelen vergi borçlarının düzenlenmesini, emekliler için vaat edilen ikramiyelerin de bayramdan önce hesaplara yatırılması gerektiğini belirterek, İYİ Parti Milletvekili Adayı Hasan Hoşben’i mikrofona davet etti. Öncesinde İYİ Parti Zeytinburnu İlçe Başkanlığı yapan 19. Sıra Milletvekili Adayı Hasan Hoşben, seçilemeyecek sırada olduğunu bildiğini ancak Makedonya’dan gelen bir ailenin çocuğu olarak Cumhuriyet’in yetiştirdiği, eğittiği ve para kazandırdığı biri olarak borç ödeme sırasının kendisinde olduğunu belirtti. 14 Mayıs’ta şakası olmayan bir seçime gidildiğini vurgulayan Hoşben, “Çocuklarımız bize yarın öbür gün ‘Bize para bıraktınız ama Cumhuriyeti ne yaptınız’ derse, ne cevap vereceğiz. Ona göre düşünüp oyumuzu kullanalım” dedi.  İSTANBUL’DA DEPREM OLURSA BEKA SORUNU OLACAK Merkez sağın temsilcileri olarak sık sık bir araya geldiklerini söyleyerek toplantıda söz alan Millet İttifakı’nın İBB’li Zeytinburnu Meclis Üyesi Süleyman Uluocak, “İnşallah muhalefetteki son sabah kahvaltımızı bu olacak” diyerek konuşmasına başladı.  Olası bir İstanbul depreminde ortaya çıkacak tablonun beka sorunu olacağını belirten Süleyman Uluocak, bir Mimar olarak Türkiyenin en temel sorununun niteliksiz binalar olduğunu söyledi. Zeytinburnu özelinde de niteliksiz binalarda yaşadıklarını belirten Uluocak, “İstanbul’da yaklaşık 813 bin bina 1999 depreminden önce yapılmış. Yaklaşık 1200 binamız, 6500 civarı da bağımsız birimimiz var. Eğer İstanbul’da bir deprem olacaksa 48 bin bina çok ağır, 194 bin binanın da orta hasarlı olacağı öngörülüyor. Bunları yenileyeceğiz ama nasıl? Ya parsel bazında yenileyeceğiz ya da Ada Bazlı yenileyeceğiz ama yenilemenin önünde ciddi problemler var” diyerek çözüm önerilerini sıraladı.  6306 sayılı yasa kapsamında bir binanın yıkılıp, yeniden yapılabilmesi için ruhsat alma prosedürünün 9 ay ila 1 yıl arası olduğunu belirten Uluocak, bu süre içinde de artan dolar kuruyla birlikte müteahhidin maliyet fiyatının da arttığını, devletin müteahhit ile yapı sahibi arasında kefil olması gerektiğini ve müteahhitin anlaştığı fiyattan binayı yenilemesi gerektiğini ifade etti.  İstanbul geneline bakıldığında, gerek Fikirtepe, gerekse Sulukule ve Zeytinburnu’nda kötü bir dönüşüm sürecinin yaşandığını belirten Uluocak, bu süreçte sanayi yapılarının çoğunun yıkılarak imara açıldığını söyleyerek, örnek olarak da Tank Palet Ağır Bakım Fabrikası ve Et Balık Kurumu’nun olduğu alanlara yapılan 7 Mavi ve Büyükyalı’yı örnek verdi.  4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu’nu ile ilgili de ciddi sıkıntılar olduğunu dile getiren Süleyman Uluocak, müteahhitin yapacağı inşaatın projesinin denetimi için yasa kapsamında oluşturulan havuza attığını, İstanbul’un bir ucundaki inşaata diğer ucundaki denetim firmasının atandığını, bu kez metrekaresi düşük diye gelmediğini, tüm bunlardan dolayı da hem inşaat firmasının hem de mülk sahibin mağduriyet yaşadığını söyledi.  Çin’den sonra en çok toplu konut yapan ülkenin Türkiye olduğunu ancak bir tane ‘Asansör Markası’ bile yapılamadığını ifade ederek, “Beton yaptık, niteliksiz binalar inşa ettik ama nitelikli bir iş yapamadık” diyerek, 15 Mayıs’ta yapılacak seçimler sonrası, hem Türkiye’nin hem de İstanbul’un yeniden inşası için Milletvekili Gökhan Zeybek’in, mevcut hükümetin 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Yasası ve 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu’nu ile ilgili aksaklıkların giderilmesi yönünde çalışmaları olduğunu ve nitelikli bir Türkiye için, Millet İttifakı’nın nitelikli insan gücüne sahip olduğunu belirterek konuşmasını tamamladı.  TÜRKİYE’NİN TEMEL SORUNU HAYAT PAHALILIĞI, YÜKSEK ENFLASYON, İŞSİZLİK VE GEÇİM SIKINTISI Toplantının son konuşmacısı olan CHP’li  Milletvekili ve Adayı Mimar Gökhan Zeybek, İstanbul Ticaret Odası’nda Mimarlık ve Mühendislik Meslek Komitesi’nde uzun yıllar Mimar Süleyman Uluocak’la birlikte çalıştığını, İTO’da Değişim Grubu adı altında çalışmalarını sürdürdüğünü söyleyerek, “Türkiye’nin temel sorunu hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, işsizlik ve geçim sıkıntısı” olarak sıraladı. Piyasanın kendi dinamizmini yitirdiğini belirten Zeybek, iş dünyasının yatırım yapamayacak düzeye geldiğini, vatandaşın da evine ekmek götürmekte zorlandığını, 2018 yılından itibaren tek adam rejimi lle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yanlış ekonomik politikaları nedeniyle önce emekliyi ardından işçiyi, memuru, yöneticiyi ve esnafı vurduğunu belirtti. Türkiye’nin çözmesi gereken en önemli sorunun enflasyon olduğunun altını çizerek, “Enflasyon kadar haksız bir vergi yoktur” diyen Gökhan Zeybek, salonda bulunan merkez sağın temsilcilerine seslenerek konuşmasına şöyle devam etti.  BİRİNCİ TURDA BU İŞİ BİTİRECEĞİZ Sizler ekonomik dünyaya, bizim sosyal demokrat penceremiz dışından da baktınız. Ekonomi güven ister, saygınlık ister, kararlılık ve bağımsızlık ister. Size şunun sözünü verebilirim. 6 siyasi partinin almış olduğu kararın ortak bir deklarasyon olarak ifade edildi. 14 Mayıs akşamı sonuç alacağımıza ve birinci turda bu işi bitireceğimize inanıyorum. Cumhurbaşkanı yemin ettikten sonraki gün hem iş dünyasının, hem emek ve sendikaların, siyasetin ve uluslararası kuruluş ve şirketlerin, ‘Doğru Adam ya da Doğru Kadın’ dediği biri Merkez Bankası’nın başına geldiğinde bismillah diyerek işe başlıyoruz. Arkasından yine tüm dünyanın tanıdığı ve saydığı bir Hazine Bakanı, bağımsız bir BDDK, bağımsız para politika kurulları ile siyasetin müdahale edemediği bir ekonomik politika oluşturup, Stratejik Bütçe Başkanlığı ile birlikte, Stratejik Planlama Başkanlığı’nı da oluşturup, kısa, orta ve uzun vadede ‘Ortak Mutabakat Metni’ adı ile karar altına aldığımız ve uygulayacağımıza söz verdiğimiz maddeleri hayata geçirip, piyasaya güven verdiğimizde sıkıntılar zamanla bitecektir.  EKONOMİNİN BİRİNCİ ÖNCELİĞİ GÜVENDİR Millet ittifakını oluşturan siyasi partilerin her birinin dünya çapında tanınmış, Türkiye'de de herkesin saygınlığını kazanmış ekonomi ile ilgili insan deposu var.  Ekonominin birinci önceliği güven, ikincisi ise Merkez Bankası'nın bağımsızlığıdır. Hazine'ye uzanan hortumların da kesilmesindedir.  Size söz veriyorum; bu beşli çetelerin ve  iktidar eliyle devletin hazinesine uzanmış bütün hortumları en kısa sürede kesip atacağız ve hazinenin doğrudan doğruya milletin emrine girmesini sağlayacağız. Aslında iktidarlar tercihleriyle topluma mesaj verirler. Her iktidarın bir seçmen ve toplum tercihi vardır. Kaynakları kimden yana kullanacağına karar verir .Siz eğer rantiyeye ve para sahiplerine kaynak aktarmayı planlamışsınız ve bunun üzerine milyar dolarları olan insan sayısını Türkiye'de ondan 30'a çıkarayım derseniz, 100 milyon dolar üzerinde serveti olanların sayısını 15 binden 55 bine çıkarayım derseniz ve bütün kaynakları da o havuza aktarırsanız bunu sağlarsınız ama Türkiye'de 14 milyondan fazla insanda açlık sınırının altında yaşamak zorunda kalır. İşte biz burada bir karar vereceğiz.  DEPREM RİSKİNİ AZALTAMAZSAK, OLASI BİR MARMARA DEPREMİNİN ADI MİLLİ FELAKETTİR 6 Şubat’ta meydana gelen ve ülkemizde 10 ili etkileyen ilk depremlerle ilgili de konuşan Gökhan Zeybek, resmi rakamlara göre 51 bin can kaybı yaşanan, yine Resmi rakamlara göre elektrik aboneliği iptal edilmiş 950 bin bağımsız bölüm olduğunu belirterek, deprem sonrası yapılan arama kurtarma, enkaz kaldırma, insani yardım ve sağlık gibi giderlerin Türkiye Cumhuriyeti'ne maliyetinin 102 Milyar Dolar olduğunu ifade ederek, “Eğer deprem öncesi Hatay’a 12 Milyar Dolar bir yatırım yapmış olsaydık, sonuç bu kadar ağır olmazdı” diyerek devam etti.  Hatay'a 12 milyar dolarlık bir yatırım yapılmış olsaydı, ne bu kadar can kaybı yaşanırdı ne de maliyeti 10 katı olurdu. Beklenen büyük Marmara depreminde başta İstanbul olmak üzere Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ, Çanakkale, Balıkesir, Bursa ve Yalova illerimizi doğrudan etkileyecek etkileyecek olan bir riski yaratıyor.  En ağır bedel insanlarımızın hayatını kaybetmesidir ama Türkiye ekonomisinin 40'ından fazlasının, sanayi ve ticaretinin ise 60'ından fazlasının yer aldığı bu bölgede olası bir deprem öncesi tüm bu riskleri azaltamazsak, ülkemizin uğrayacağı kaybın adı “‘Milli felakettir’ AFET RİSKİNİ EN AZA İNDİRMELİYİZ Hatay depreminde İstanbul’dan, Ankara’dan, Türkiye’nin dört bir yanından destek gitti. Devlet gitti, AFAD gitti. Peki İstanbul ve Marmara'daki bir depreme kim gelecek? 20 itfaiye ile Konya’mı gelip bizi kurtaracak? Bu ihtimal dahilinde bir şey mi?  Bizim  öncelikle enerji, doğalgaz, uydu ve telekom iletim hatlarımızı, fabrikalarımızı, sanayi tesislerimizi yeniden gözden geçirmemiz ve en kısa sürede afet riskini en aza indirecek çalışmalar yapmamız gerekiyor. 1980 yılında yapılan İkitelli Organize Sanayi Sitesi’nde bile 300 bin insan çalışıyor.Bir fabrikanın sadece binası yıkılmaz. Fabrikanın içerisinde fabrikanın en az 10 katı kıymetinde olan bilgi, döküman, malzeme, hammadde, yakıt ve kimyasal madde bulunur. Şimdi gazeteden okudum, hükümet ‘Yarısı Bizden’ kampanyası yapmış. E günaydın! Seçime kalmış 10 gün vaatlerde bulunuyor. Bir vaat daha okudum, komiğime gitti. Neymiş ‘mülakatı kaldırıyoruz’ Mülakatı iç dünyasına sokan zaten sizsiniz. 20 yıldır mülakat adı altında bir yöntemle bütün fakir ve emekçilerin önünü kestiniz.  BİZ NELER YAPACAĞIZ DEDİ VE SÖZ VEREREK SIRALADI 14 Mayıs seçimlerinin saat 21:00 gibi sonuçlanacağına ve ilk turda kazanılacağına inandığını söyleyen CHP’li Milletvekili Gökhan Zeybek, Cumhurbaşkanlığı yeminin edildiği günün ertesinde ‘Ortak Mutabakat Metni’ ile karar altına aldıkları konuları maddeler halinde söz vererek sıraladı.  * Seçimin ertesi günü esnafın ödediği kiranın üzerindeki stopaj kaldırılıyor.  * Yeni bir Esnaf  Bakanlığı kuruyoruz. 60’dan fazla yasanın içinde esnafa ait olan yasaları Esnaf Bakanlığı’na bağlayacağız.  * Halk Bankası doğrudan doğruya esnafa kredi veren, Ziraat Bankası da çiftçiye, köylüye, balıkçıya, üreticiye destek verecek bir banka kimliğine dönüşecek. Kamu bankaları hangi amaç için kurulmuşlarsa onun için çalışacak.  * KYK borçları ile ilgili başlatılan bütün hacizleri durduracağız.  * Bir defaya mahsus olmak üzere ‘Sicil Affı’ getireceğiz. * 15 Temmuz'da bu ülke için şehit olmuş insanlar için toplanan paraları, şehit ve gazi yakınlarına dağıtacağız.  * Beşiktaş saldırısında ölen şehit polislerimiz için toplanan paralar şehit yakınlarına dağıtılacak.  * Suriye topraklarında bulunan Süleyman Şah Türbesi olan alana gideceğiz ve şanlı Türk bayrağını dalgalandıracağız.  * Önce Ethem Sancak’a satılan, sonra Cumhurbaşkanı’nın Katarlıları ortak ederek Katarlılara satıldığı söylenen Sakarya'daki Tank Palet Fabrikası’nın tamamını Katarlılar’ın elinden çıkarıp Türk Silahlı Kuvvetleri’nin emrine verip, yeniden Türk milletinin fabrikası haline getireceğiz. SANAYİCİ VE ESNAFLA İLGİLİ YAPILACAKLAR * 2018'deki ekonomik durgunluk, arkasından gelen pandemi sonrası sanayici ve esnafın elektrik borçlarının faizleri silinecek. * Daha önce Türkiye Elektrik Dağıtım Elektrik A.Ş üzerinden yapılan ve sonrasında yandaşlara peşkeş çekilen 23 bölgedeki elektrik dağıtım şirketlerinin durumunu yeniden gözden geçireceğiz. Şu anda bulunduğumuz bölgedeki elektrik dağıtım işi Cengizlerde. Devletin ürettiği ve dağıttığı elektriğin fatura tahsilatını yapan bir firma durduk yerde paralar kazanıyor. * Temel kamu hizmeti olan elektrik, su, doğalgaz hizmetlerinin bu biçimi ile yandaşlara peşkeşi mutlaka engellenecek. * Enflasyonla birlikte şirketlerin yıllardır devletten alacağı kuşa dönen KDV’ler ödenecek.  * Motor hacmi 1600 cc ve altı olan otomobillerde ÖTV'yi dörtte bir oranında indirerek iş ve ticaret dünyasına bir katkı sağlamalı düşünüyoruz.  * Damga vergisini kademeli olarak kaldırmayı düşünüyoruz.  * Eğitim ve sağlık harcamalarında, gelir vergilerinde indirim yapacağız.  * Ticaret erbabına sicil affı getiriyoruz.  * Stopajı kaldırıyoruz. Kira bir gelirdir ve yatırım aracının gelire dönüşmesidir. Kiracı hem kira ödüyor hem stopaj. Yüzde 20’sini kiracı, yüzde 10’unu mülk sahibi ödüyor. Kiracı yüksek stopaj ödememek için kirasını düşük gösteriyor. Mal sahibi yüksek kiraya verdiği yeri düşük gösterdiği için gelir vergisi de düşüyor. Kiracı matrağı düşük tuttuğu ve gelir gider dengesini tutmak için açık veriyor.  Geliri elde edenin vergi ödediği bir sistemi inşa edemezsek ciddi kayıplar oluyor. Stopajı kaldırınca kiracılar bütün ödemelerini banka üzerinden gönderecek ve devletin gelir vergisi kayıpları da ciddi bir şekilde ortadan kalkacak. Bu da Kemal Kılıçdaroğlu’nun devleti bilen, hesap uzmanı olmasının getirdiği bir yaklaşım.  * Bağkur borcu olsa dahi, esnafın bakmakla yükümlü olduğu ailesinin sağlık konusundan yararlanması için önündeki tüm engelleri kaldıracağız.  * Türkiye Cumhuriyeti, kendisine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin sağlık hizmetlerinden her ne şartta olursa olsun faydalanmasını sağlamak zorunda. İktidarın 2010 yılından beri yanlış uyguladığı Göçmen, Ortadoğu Eş Başkanlığı ve Suriye politikası ile devletin üzerine yüklenen sağlık harcamaları 100 milyar dolardır. Suriyeli vatandaşlara yaptığı harcamaları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum. Kendi milletinden bunu esirgeyemez. Bu durum evlatlarını bu memleket için şehit veren ailelere karşı yapılmış büyük bir haksızlık olarak gördüğümü belirtmek istiyorum.  * Birde Aile Destekleri Sigorta Sistemi var. Her hanede bir kişinin maaş almasını sağlamak zorundayız. Eğer bir ailede çalışma çağında bir kişi varsa ve işe girmek için başvurmuşsa ve işe giremezken, bir aileden 3-5 kişinin maaş almasını bir devlet olarak yönetmemiz mümkün değil. O yüzden her eve bir maaşın gitmesini sağlayacağız. Yaşlı ya da engelli olması nedeniyle çalışma hayatından kopmuş aileler varsa, o ailedeki kadının hesabına bu ailenin yaşamını sürdürebilmesi için doğrudan hesabına aile destek ücreti yansıtacağız.  KAYNAK SORUNUMUZ YOK Tüm bu yapılacaklar için kaynak sorunun da olmadığını, Türkiye’nin güçlü ve potansiyeli güçlü bir devlet olduğunu vurgulayan Zeybek, bir iki gider kalemini örnek vererek devam etti.  “Osmangazi Köprüsü 1 milyar 400 milyon dolara yapıldı. Bu günün parasıyla 28 milyara yapıldı. 26 yıl süreyle de işletilecek. Bu süreçte devletin ödeyeceği rakam 8 buçuk milyar dolar. Böyle bir savrukluk, israf, kayırmacılık olamaz. Bu ödenen paralar alıcıların cebine değil, Londra’daki bazı hesapalara gidiyor. Hesaplarına giden kişiler de Paris’in Newyork’un göbeğinde mahalleler alıyor, bu paralarla gökdelenler inşa ediyor.  Sadece ‘Yap işlet devret’ modeliyle yapılan tesislere sadece 2023 yılında 80 milyar TL ödeyeceğiz. 1 buçuk milyar liraya edilen Ankara-Sivas Demiryolu hattının Türkiye Cumhuriyeti’ne maliyeti 64 Milyar Lira. Bu soygunlara kalem kalem girdiğimizde, bu yağma, bu haksızlık ortadan kalktığında tüm sorunları çözeriz. Yanlış ekonomik politika yüzünden 2023 yılında TC bütçesine 690 Milyar Lira faiz ödemesi koyduk. 210 Milyar da Kur Korumalı Mevduat için. Toplamda 900 Milyar faiz ödeyen bir ekonominin ayağa kalkması mümkün mü? Bu kadar tefeci faizi ile borçlanan bir ülkenin ayakta kalması mümkün mü.  Bir dönemle hesaplaşmak için değil, 20 yıllık AKP iktidarı ile hesaplaşmak için değil ama özellikle 2013 yılından sonra uygulanan bütün yanlış ekonomik politikaları tersine çevirmek, ülkede adaleti, demokrasiyi ve hukuku egemen kılmak, milli gelirin adil dağılımını sağlamak ve her insanın bu ülkede özgürce yaşayabileceği ve insanların ekonomik mal varlıkları üzerinde tehdit, mafya türevi bir takım kişilerin gelip çökmediği, devleti yöneten kimi siyasilerin gücüyle şirketlere birilerinin gelip basmadığı, çökmediği, zorla senet imzalattırmadığı, bir ekonomik yapılanmayı ve siyasal ortamı oluşturacağız.  BAĞIMSIZ BİR MERKEZ BANKASI VE BAŞKANI Son olarak, Bağımsız bir Merkez Bankası ve tüm dünyanın taktir ettiği bir Merkez Bankası Başkanı, Güçlü bir Hazine, güçlü bir Maliye Bakanı, Cumhurbaşkanı’nın bile olsa siyasilerin telefonla müdahale edemediği bir ekonomik yönetim, bağımsız bir bankacılık denetleme ve düzenleme kurumu, bağımsız bir para politika kurulu ve ekonomiyi bilen insanların yönetime gelmesiyle birlikte, Türkiye’nin tüm bu badireleri kısa süre içerisinde atlatacağına inandığını söyleyen Zeybek, “Milli gelirin adil bir şekilde paylaşımını sağlayabilir, refahı tabana yayabilirsek, Türkiye’yi bütün dünyada özgürlüklerin olduğu bir ülke haline getirebilir, kadınların, gençlerin, insanların, inançlarını ve yaşamlarını özgürce sürdürdüğü, kimsenin kimseye karışmadığı, ötekileştirmediği, herkesin kendi inanç ve siyasi düşüncesini bir masa etrafında özgürce sürdürdüğü ve hepimizin ortak anlayışla yönetildiği bir politika üretirsek çok kısa sürede aydınlık bir geleceğe varacağız” diyerek konuşmasını tamamladı.  
Millet İttifakı’nın Zeytinburnulu İBB Meclis Üyesi Süleyman Uluocak, düzenlediği kahvaltılı toplantıda geçmişte merkez sağda siyaset yapanlarla millet ittifakının milletvekillerini bir araya getirdi. Muhalefetteki son kahvaltıları olması temennisinde bulunan Yüksek Mimar Uluocak, deprem gerçeğine dikkat çekerek, vatandaşın can ve mal sağlığını korumak için öncelikle güvenli şehirler inşa etmeleri gerektiğini, kentsel dönüşümün önünü açacak düzenlemelerin de yeni oluşturulacak hükümetle ilerleyeceğine inandığını söyledi. Toplantıya katılan milletvekili ve adayı Gökhan Zeybek, iktidara geldikleri takdirde ilk yapılacakları ve nasıl yapılacağını anlattı

CHP İlçe Başkanı Metin Doğan, Saadet Partisi İlçe Başkanı Levent Çotuk, İYİ Parti İlçe Başkanı Erdinç Bayraktar, Demokrat Parti İlçe Başkanı Servet Hacıosmanoğlu’nun katıldığı toplantıda, Milletvekili Adayları Gökhan Zeybek ve Hasan Hoşben hazır bulundu. 1991-1997 tarihleri arasında iktidar olan Doğru Yol Partisi’nin Zeytinburnu İlçe Başkanı olan Doktor Mustafa Karagöz’ün açılış konuşmasını yaptığı toplantının asıl amacının hem geçmişten bugüne gelen dostlukları tazelemek hem de ülkemizin içinde bulunduğu durumu bir kez daha gözden geçirmek olduğu belirtildi. 

Hem ilçe başkanı olup hem de iktidarda oldukları halde iflas etmiş yegane bir kişi olduğunu belirten Mustafa Karagöz, ilçe başkanlıklarını ayakta tutabilmek için o dönemde yaptıklarını anlatarak, “Ama hali hazırdaki hükümetin başındaki partinin il ve ilçe başkanları ihalelerle uğraşıyor. Gençlik kolları maaş alıyor. Oysa biz yönetim olarak aramızda 3-5 lira toplayıp çalışmalarımızı yapardık. İflas ettiğimiz zaman da sicillerimiz kirlendi. Bankalar kredi vermez hale geldi. Şimdi emekliyim ve öğretim görevlisi olarak emekli olduğum halde aldığım maaş 7 bin 600 lira. Günümüzde bir çok emekli, geçinebilmek için bankadan çektiği kredi nedeniyle maaşlarını 5-10 yıl bağlamış durumda. Eşimin sağlık sorunları nedeniyle hastaneden randevu aldım 5,5 ay sonrasına sıra verildi. Hani sağlık sorunu çözülmüştü? Bunları neden mi anlatıyorum. Milletvekili olacak arkadaşlarım bunları not alsın ve ona göre çözümler üretsin diye” ifadelerini kullandı. 

İMAMOĞLU 16 MİLYONA DEĞİL, 40 MİLYONA HİZMET EDİYOR

“16 Milyon için çalışıyoruz” sloganıyla çok da güzel hizmet ettiğine inandığı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, kaçak nüfusla birlikte aslında 40 milyona hizmet ettiğinin altını çizen Karagöz, kentsel dönüşümle ilgili sorunlara çözüm bulunması gerektiğini, geçmişten gelen vergi borçlarının düzenlenmesini, emekliler için vaat edilen ikramiyelerin de bayramdan önce hesaplara yatırılması gerektiğini belirterek, İYİ Parti Milletvekili Adayı Hasan Hoşben’i mikrofona davet etti. Öncesinde İYİ Parti Zeytinburnu İlçe Başkanlığı yapan 19. Sıra Milletvekili Adayı Hasan Hoşben, seçilemeyecek sırada olduğunu bildiğini ancak Makedonya’dan gelen bir ailenin çocuğu olarak Cumhuriyet’in yetiştirdiği, eğittiği ve para kazandırdığı biri olarak borç ödeme sırasının kendisinde olduğunu belirtti. 14 Mayıs’ta şakası olmayan bir seçime gidildiğini vurgulayan Hoşben, “Çocuklarımız bize yarın öbür gün ‘Bize para bıraktınız ama Cumhuriyeti ne yaptınız’ derse, ne cevap vereceğiz. Ona göre düşünüp oyumuzu kullanalım” dedi. 

İSTANBUL’DA DEPREM OLURSA BEKA SORUNU OLACAK

Merkez sağın temsilcileri olarak sık sık bir araya geldiklerini söyleyerek toplantıda söz alan Millet İttifakı’nın İBB’li Zeytinburnu Meclis Üyesi Süleyman Uluocak, “İnşallah muhalefetteki son sabah kahvaltımızı bu olacak” diyerek konuşmasına başladı.  Olası bir İstanbul depreminde ortaya çıkacak tablonun beka sorunu olacağını belirten Süleyman Uluocak, bir Mimar olarak Türkiyenin en temel sorununun niteliksiz binalar olduğunu söyledi. Zeytinburnu özelinde de niteliksiz binalarda yaşadıklarını belirten Uluocak, “İstanbul’da yaklaşık 813 bin bina 1999 depreminden önce yapılmış. Yaklaşık 1200 binamız, 6500 civarı da bağımsız birimimiz var. Eğer İstanbul’da bir deprem olacaksa 48 bin bina çok ağır, 194 bin binanın da orta hasarlı olacağı öngörülüyor. Bunları yenileyeceğiz ama nasıl? Ya parsel bazında yenileyeceğiz ya da Ada Bazlı yenileyeceğiz ama yenilemenin önünde ciddi problemler var” diyerek çözüm önerilerini sıraladı. 

6306 sayılı yasa kapsamında bir binanın yıkılıp, yeniden yapılabilmesi için ruhsat alma prosedürünün 9 ay ila 1 yıl arası olduğunu belirten Uluocak, bu süre içinde de artan dolar kuruyla birlikte müteahhidin maliyet fiyatının da arttığını, devletin müteahhit ile yapı sahibi arasında kefil olması gerektiğini ve müteahhitin anlaştığı fiyattan binayı yenilemesi gerektiğini ifade etti. 
İstanbul geneline bakıldığında, gerek Fikirtepe, gerekse Sulukule ve Zeytinburnu’nda kötü bir dönüşüm sürecinin yaşandığını belirten Uluocak, bu süreçte sanayi yapılarının çoğunun yıkılarak imara açıldığını söyleyerek, örnek olarak da Tank Palet Ağır Bakım Fabrikası ve Et Balık Kurumu’nun olduğu alanlara yapılan 7 Mavi ve Büyükyalı’yı örnek verdi. 
4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu’nu ile ilgili de ciddi sıkıntılar olduğunu dile getiren Süleyman Uluocak, müteahhitin yapacağı inşaatın projesinin denetimi için yasa kapsamında oluşturulan havuza attığını, İstanbul’un bir ucundaki inşaata diğer ucundaki denetim firmasının atandığını, bu kez metrekaresi düşük diye gelmediğini, tüm bunlardan dolayı da hem inşaat firmasının hem de mülk sahibin mağduriyet yaşadığını söyledi. 

Çin’den sonra en çok toplu konut yapan ülkenin Türkiye olduğunu ancak bir tane ‘Asansör Markası’ bile yapılamadığını ifade ederek, “Beton yaptık, niteliksiz binalar inşa ettik ama nitelikli bir iş yapamadık” diyerek, 15 Mayıs’ta yapılacak seçimler sonrası, hem Türkiye’nin hem de İstanbul’un yeniden inşası için Milletvekili Gökhan Zeybek’in, mevcut hükümetin 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Yasası ve 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu’nu ile ilgili aksaklıkların giderilmesi yönünde çalışmaları olduğunu ve nitelikli bir Türkiye için, Millet İttifakı’nın nitelikli insan gücüne sahip olduğunu belirterek konuşmasını tamamladı. 

TÜRKİYE’NİN TEMEL SORUNU HAYAT PAHALILIĞI, YÜKSEK ENFLASYON, İŞSİZLİK VE GEÇİM SIKINTISI

Toplantının son konuşmacısı olan CHP’li  Milletvekili ve Adayı Mimar Gökhan Zeybek, İstanbul Ticaret Odası’nda Mimarlık ve Mühendislik Meslek Komitesi’nde uzun yıllar Mimar Süleyman Uluocak’la birlikte çalıştığını, İTO’da Değişim Grubu adı altında çalışmalarını sürdürdüğünü söyleyerek, “Türkiye’nin temel sorunu hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, işsizlik ve geçim sıkıntısı” olarak sıraladı. Piyasanın kendi dinamizmini yitirdiğini belirten Zeybek, iş dünyasının yatırım yapamayacak düzeye geldiğini, vatandaşın da evine ekmek götürmekte zorlandığını, 2018 yılından itibaren tek adam rejimi lle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yanlış ekonomik politikaları nedeniyle önce emekliyi ardından işçiyi, memuru, yöneticiyi ve esnafı vurduğunu belirtti. Türkiye’nin çözmesi gereken en önemli sorunun enflasyon olduğunun altını çizerek, “Enflasyon kadar haksız bir vergi yoktur” diyen Gökhan Zeybek, salonda bulunan merkez sağın temsilcilerine seslenerek konuşmasına şöyle devam etti. 

BİRİNCİ TURDA BU İŞİ BİTİRECEĞİZ

Sizler ekonomik dünyaya, bizim sosyal demokrat penceremiz dışından da baktınız. Ekonomi güven ister, saygınlık ister, kararlılık ve bağımsızlık ister. Size şunun sözünü verebilirim. 6 siyasi partinin almış olduğu kararın ortak bir deklarasyon olarak ifade edildi. 14 Mayıs akşamı sonuç alacağımıza ve birinci turda bu işi bitireceğimize inanıyorum. Cumhurbaşkanı yemin ettikten sonraki gün hem iş dünyasının, hem emek ve sendikaların, siyasetin ve uluslararası kuruluş ve şirketlerin, ‘Doğru Adam ya da Doğru Kadın’ dediği biri Merkez Bankası’nın başına geldiğinde bismillah diyerek işe başlıyoruz. Arkasından yine tüm dünyanın tanıdığı ve saydığı bir Hazine Bakanı, bağımsız bir BDDK, bağımsız para politika kurulları ile siyasetin müdahale edemediği bir ekonomik politika oluşturup, Stratejik Bütçe Başkanlığı ile birlikte, Stratejik Planlama Başkanlığı’nı da oluşturup, kısa, orta ve uzun vadede ‘Ortak Mutabakat Metni’ adı ile karar altına aldığımız ve uygulayacağımıza söz verdiğimiz maddeleri hayata geçirip, piyasaya güven verdiğimizde sıkıntılar zamanla bitecektir. 

EKONOMİNİN BİRİNCİ ÖNCELİĞİ GÜVENDİR

Millet ittifakını oluşturan siyasi partilerin her birinin dünya çapında tanınmış, Türkiye'de de herkesin saygınlığını kazanmış ekonomi ile ilgili insan deposu var.  Ekonominin birinci önceliği güven, ikincisi ise Merkez Bankası'nın bağımsızlığıdır. Hazine'ye uzanan hortumların da kesilmesindedir.  Size söz veriyorum; bu beşli çetelerin ve  iktidar eliyle devletin hazinesine uzanmış bütün hortumları en kısa sürede kesip atacağız ve hazinenin doğrudan doğruya milletin emrine girmesini sağlayacağız. Aslında iktidarlar tercihleriyle topluma mesaj verirler. Her iktidarın bir seçmen ve toplum tercihi vardır. Kaynakları kimden yana kullanacağına karar verir .Siz eğer rantiyeye ve para sahiplerine kaynak aktarmayı planlamışsınız ve bunun üzerine milyar dolarları olan insan sayısını Türkiye'de ondan 30'a çıkarayım derseniz, 100 milyon dolar üzerinde serveti olanların sayısını 15 binden 55 bine çıkarayım derseniz ve bütün kaynakları da o havuza aktarırsanız bunu sağlarsınız ama Türkiye'de 14 milyondan fazla insanda açlık sınırının altında yaşamak zorunda kalır. İşte biz burada bir karar vereceğiz. 

DEPREM RİSKİNİ AZALTAMAZSAK, OLASI BİR MARMARA DEPREMİNİN ADI MİLLİ FELAKETTİR

6 Şubat’ta meydana gelen ve ülkemizde 10 ili etkileyen ilk depremlerle ilgili de konuşan Gökhan Zeybek, resmi rakamlara göre 51 bin can kaybı yaşanan, yine Resmi rakamlara göre elektrik aboneliği iptal edilmiş 950 bin bağımsız bölüm olduğunu belirterek, deprem sonrası yapılan arama kurtarma, enkaz kaldırma, insani yardım ve sağlık gibi giderlerin Türkiye Cumhuriyeti'ne maliyetinin 102 Milyar Dolar olduğunu ifade ederek, “Eğer deprem öncesi Hatay’a 12 Milyar Dolar bir yatırım yapmış olsaydık, sonuç bu kadar ağır olmazdı” diyerek devam etti. 
Hatay'a 12 milyar dolarlık bir yatırım yapılmış olsaydı, ne bu kadar can kaybı yaşanırdı ne de maliyeti 10 katı olurdu. Beklenen büyük Marmara depreminde başta İstanbul olmak üzere Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ, Çanakkale, Balıkesir, Bursa ve Yalova illerimizi doğrudan etkileyecek etkileyecek olan bir riski yaratıyor.  En ağır bedel insanlarımızın hayatını kaybetmesidir ama Türkiye ekonomisinin 40'ından fazlasının, sanayi ve ticaretinin ise 60'ından fazlasının yer aldığı bu bölgede olası bir deprem öncesi tüm bu riskleri azaltamazsak, ülkemizin uğrayacağı kaybın adı “‘Milli felakettir’

AFET RİSKİNİ EN AZA İNDİRMELİYİZ

Hatay depreminde İstanbul’dan, Ankara’dan, Türkiye’nin dört bir yanından destek gitti. Devlet gitti, AFAD gitti. Peki İstanbul ve Marmara'daki bir depreme kim gelecek? 20 itfaiye ile Konya’mı gelip bizi kurtaracak? Bu ihtimal dahilinde bir şey mi?  Bizim  öncelikle enerji, doğalgaz, uydu ve telekom iletim hatlarımızı, fabrikalarımızı, sanayi tesislerimizi yeniden gözden geçirmemiz ve en kısa sürede afet riskini en aza indirecek çalışmalar yapmamız gerekiyor. 1980 yılında yapılan İkitelli Organize Sanayi Sitesi’nde bile 300 bin insan çalışıyor.Bir fabrikanın sadece binası yıkılmaz. Fabrikanın içerisinde fabrikanın en az 10 katı kıymetinde olan bilgi, döküman, malzeme, hammadde, yakıt ve kimyasal madde bulunur. Şimdi gazeteden okudum, hükümet ‘Yarısı Bizden’ kampanyası yapmış. E günaydın! Seçime kalmış 10 gün vaatlerde bulunuyor. Bir vaat daha okudum, komiğime gitti. Neymiş ‘mülakatı kaldırıyoruz’ Mülakatı iç dünyasına sokan zaten sizsiniz. 20 yıldır mülakat adı altında bir yöntemle bütün fakir ve emekçilerin önünü kestiniz. 

BİZ NELER YAPACAĞIZ DEDİ VE SÖZ VEREREK SIRALADI

14 Mayıs seçimlerinin saat 21:00 gibi sonuçlanacağına ve ilk turda kazanılacağına inandığını söyleyen CHP’li Milletvekili Gökhan Zeybek, Cumhurbaşkanlığı yeminin edildiği günün ertesinde

‘Ortak Mutabakat Metni’ ile karar altına aldıkları konuları maddeler halinde söz vererek sıraladı. 
* Seçimin ertesi günü esnafın ödediği kiranın üzerindeki stopaj kaldırılıyor. 
* Yeni bir Esnaf  Bakanlığı kuruyoruz. 60’dan fazla yasanın içinde esnafa ait olan yasaları Esnaf Bakanlığı’na bağlayacağız. 
* Halk Bankası doğrudan doğruya esnafa kredi veren, Ziraat Bankası da çiftçiye, köylüye, balıkçıya, üreticiye destek verecek bir banka kimliğine dönüşecek. Kamu bankaları hangi amaç için kurulmuşlarsa onun için çalışacak. 
* KYK borçları ile ilgili başlatılan bütün hacizleri durduracağız. 
* Bir defaya mahsus olmak üzere ‘Sicil Affı’ getireceğiz.
* 15 Temmuz'da bu ülke için şehit olmuş insanlar için toplanan paraları, şehit ve gazi yakınlarına dağıtacağız. 
* Beşiktaş saldırısında ölen şehit polislerimiz için toplanan paralar şehit yakınlarına dağıtılacak. 
* Suriye topraklarında bulunan Süleyman Şah Türbesi olan alana gideceğiz ve şanlı Türk bayrağını dalgalandıracağız. 
* Önce Ethem Sancak’a satılan, sonra Cumhurbaşkanı’nın Katarlıları ortak ederek Katarlılara satıldığı söylenen Sakarya'daki Tank Palet Fabrikası’nın tamamını Katarlılar’ın elinden çıkarıp Türk Silahlı Kuvvetleri’nin emrine verip, yeniden Türk milletinin fabrikası haline getireceğiz.

SANAYİCİ VE ESNAFLA İLGİLİ YAPILACAKLAR

* 2018'deki ekonomik durgunluk, arkasından gelen pandemi sonrası sanayici ve esnafın elektrik borçlarının faizleri silinecek.
* Daha önce Türkiye Elektrik Dağıtım Elektrik A.Ş üzerinden yapılan ve sonrasında yandaşlara peşkeş çekilen 23 bölgedeki elektrik dağıtım şirketlerinin durumunu yeniden gözden geçireceğiz. Şu anda bulunduğumuz bölgedeki elektrik dağıtım işi Cengizlerde. Devletin ürettiği ve dağıttığı elektriğin fatura tahsilatını yapan bir firma durduk yerde paralar kazanıyor.
* Temel kamu hizmeti olan elektrik, su, doğalgaz hizmetlerinin bu biçimi ile yandaşlara peşkeşi mutlaka engellenecek.
* Enflasyonla birlikte şirketlerin yıllardır devletten alacağı kuşa dönen KDV’ler ödenecek. 
* Motor hacmi 1600 cc ve altı olan otomobillerde ÖTV'yi dörtte bir oranında indirerek iş ve ticaret dünyasına bir katkı sağlamalı düşünüyoruz. 
* Damga vergisini kademeli olarak kaldırmayı düşünüyoruz. 
* Eğitim ve sağlık harcamalarında, gelir vergilerinde indirim yapacağız. 
* Ticaret erbabına sicil affı getiriyoruz. 
* Stopajı kaldırıyoruz. Kira bir gelirdir ve yatırım aracının gelire dönüşmesidir. Kiracı hem kira ödüyor hem stopaj. Yüzde 20’sini kiracı, yüzde 10’unu mülk sahibi ödüyor. Kiracı yüksek stopaj ödememek için kirasını düşük gösteriyor. Mal sahibi yüksek kiraya verdiği yeri düşük gösterdiği için gelir vergisi de düşüyor. Kiracı matrağı düşük tuttuğu ve gelir gider dengesini tutmak için açık veriyor.  Geliri elde edenin vergi ödediği bir sistemi inşa edemezsek ciddi kayıplar oluyor. Stopajı kaldırınca kiracılar bütün ödemelerini banka üzerinden gönderecek ve devletin gelir vergisi kayıpları da ciddi bir şekilde ortadan kalkacak. Bu da Kemal Kılıçdaroğlu’nun devleti bilen, hesap uzmanı olmasının getirdiği bir yaklaşım. 
* Bağkur borcu olsa dahi, esnafın bakmakla yükümlü olduğu ailesinin sağlık konusundan yararlanması için önündeki tüm engelleri kaldıracağız. 
* Türkiye Cumhuriyeti, kendisine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin sağlık hizmetlerinden her ne şartta olursa olsun faydalanmasını sağlamak zorunda. İktidarın 2010 yılından beri yanlış uyguladığı Göçmen, Ortadoğu Eş Başkanlığı ve Suriye politikası ile devletin üzerine yüklenen sağlık harcamaları 100 milyar dolardır. Suriyeli vatandaşlara yaptığı harcamaları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum. Kendi milletinden bunu esirgeyemez. Bu durum evlatlarını bu memleket için şehit veren ailelere karşı yapılmış büyük bir haksızlık olarak gördüğümü belirtmek istiyorum. 
* Birde Aile Destekleri Sigorta Sistemi var. Her hanede bir kişinin maaş almasını sağlamak zorundayız. Eğer bir ailede çalışma çağında bir kişi varsa ve işe girmek için başvurmuşsa ve işe giremezken, bir aileden 3-5 kişinin maaş almasını bir devlet olarak yönetmemiz mümkün değil. O yüzden her eve bir maaşın gitmesini sağlayacağız. Yaşlı ya da engelli olması nedeniyle çalışma hayatından kopmuş aileler varsa, o ailedeki kadının hesabına bu ailenin yaşamını sürdürebilmesi için doğrudan hesabına aile destek ücreti yansıtacağız. 

KAYNAK SORUNUMUZ YOK

Tüm bu yapılacaklar için kaynak sorunun da olmadığını, Türkiye’nin güçlü ve potansiyeli güçlü bir devlet olduğunu vurgulayan Zeybek, bir iki gider kalemini örnek vererek devam etti. 
“Osmangazi Köprüsü 1 milyar 400 milyon dolara yapıldı. Bu günün parasıyla 28 milyara yapıldı. 26 yıl süreyle de işletilecek. Bu süreçte devletin ödeyeceği rakam 8 buçuk milyar dolar. Böyle bir savrukluk, israf, kayırmacılık olamaz. Bu ödenen paralar alıcıların cebine değil, Londra’daki bazı hesapalara gidiyor. Hesaplarına giden kişiler de Paris’in Newyork’un göbeğinde mahalleler alıyor, bu paralarla gökdelenler inşa ediyor. 

Sadece ‘Yap işlet devret’ modeliyle yapılan tesislere sadece 2023 yılında 80 milyar TL ödeyeceğiz. 1 buçuk milyar liraya edilen Ankara-Sivas Demiryolu hattının Türkiye Cumhuriyeti’ne maliyeti 64 Milyar Lira. Bu soygunlara kalem kalem girdiğimizde, bu yağma, bu haksızlık ortadan kalktığında tüm sorunları çözeriz. Yanlış ekonomik politika yüzünden 2023 yılında TC bütçesine 690 Milyar Lira faiz ödemesi koyduk. 210 Milyar da Kur Korumalı Mevduat için. Toplamda 900 Milyar faiz ödeyen bir ekonominin ayağa kalkması mümkün mü? Bu kadar tefeci faizi ile borçlanan bir ülkenin ayakta kalması mümkün mü. 

Bir dönemle hesaplaşmak için değil, 20 yıllık AKP iktidarı ile hesaplaşmak için değil ama özellikle 2013 yılından sonra uygulanan bütün yanlış ekonomik politikaları tersine çevirmek, ülkede adaleti, demokrasiyi ve hukuku egemen kılmak, milli gelirin adil dağılımını sağlamak ve her insanın bu ülkede özgürce yaşayabileceği ve insanların ekonomik mal varlıkları üzerinde tehdit, mafya türevi bir takım kişilerin gelip çökmediği, devleti yöneten kimi siyasilerin gücüyle şirketlere birilerinin gelip basmadığı, çökmediği, zorla senet imzalattırmadığı, bir ekonomik yapılanmayı ve siyasal ortamı oluşturacağız. 

BAĞIMSIZ BİR MERKEZ BANKASI VE BAŞKANI

Son olarak, Bağımsız bir Merkez Bankası ve tüm dünyanın taktir ettiği bir Merkez Bankası Başkanı, Güçlü bir Hazine, güçlü bir Maliye Bakanı, Cumhurbaşkanı’nın bile olsa siyasilerin telefonla müdahale edemediği bir ekonomik yönetim, bağımsız bir bankacılık denetleme ve düzenleme kurumu, bağımsız bir para politika kurulu ve ekonomiyi bilen insanların yönetime gelmesiyle birlikte, Türkiye’nin tüm bu badireleri kısa süre içerisinde atlatacağına inandığını söyleyen Zeybek, “Milli gelirin adil bir şekilde paylaşımını sağlayabilir, refahı tabana yayabilirsek, Türkiye’yi bütün dünyada özgürlüklerin olduğu bir ülke haline getirebilir, kadınların, gençlerin, insanların, inançlarını ve yaşamlarını özgürce sürdürdüğü, kimsenin kimseye karışmadığı, ötekileştirmediği, herkesin kendi inanç ve siyasi düşüncesini bir masa etrafında özgürce sürdürdüğü ve hepimizin ortak anlayışla yönetildiği bir politika üretirsek çok kısa sürede aydınlık bir geleceğe varacağız” diyerek konuşmasını tamamladı.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve zeytinburnuhaber.org sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.