Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Haber Girişi: 21.02.2019 - 10:33, Güncelleme: 21.02.2019 - 10:33

İstanbul Silüetine vurulan ne ilk hançer bu kareyle başladı

 

İstanbul Silüetine vurulan ne ilk hançer bu kareyle başladı

Türkiye'de özellikle mega kentler estetik kaygısından uzak çarpık bir şekilde inşa edilirken ortaya çıkan kötü manzara göz tırmalıyor. Bunun en belirgin örnekleri İstanbul ve Ankara'da yaşanıyor. Oysa Avrupa ülkelerinde tarihi, kültürel ve fiziki çevrenin uyum içerisinde olması gözlerden kaçmıyor.
Çarpık kentleşmenin neden olduğu düzensiz ve kontrolsüz yapılaşma özellikle İstanbul ve Ankara gibi büyük kentlerde kentlerin estetiği üzerinde olumsuz etkilere yol açıyor.Konunun kamuoyu önünde yaygın olarak tartışılan en bilinen örneği İstanbul’de Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa’ya yaptırılmış Sultan Ahmet Camii’nin ardında kalan ve silüeti bozan fotoğrafa giren iki gökdelendir. İstanbul’da Zeytinburnu’nda yapılan 16/9 isimli kuleler Anadolu yakasından bakıldığında, Ayasofya Müzesi ve Sultanahmet Camii'nin fotoğraf karesine girerek tarihi kentin silüetini bozuyordu. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun, ‘Silüet bozuldu. İnşaat durmalı' uyarısına rağmen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İstanbul'un silüetini bozan gökdelenler tepkisini dile getirerek gökdelenleri görünce “kahrolduğunu”, sahibinden tıraşlamasını rica ettiğini, bunu yapmadığı için de onunla konuşmadığını söylemişti.Erdoğan 21 Ekim 2017’de yaptığı konuşmada ise, “Kadim şehirlerin en önemli güzelliği, ana karakterlerini kaybetmeden yeniyi bünyelerinde eritmesi, özlerinden katarak yeniden yoğurmasıdır. İstanbul bu açıdan gerçekten müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hala da ihanet ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum” demişti. HALİÇ’İN SİLÜETİNE KORUMA İstanbul’da bir silüet tartışması da Haliç’te yaşandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi kendi arazisine yaptığı 10 katlı imar planında değişikliğe gitti. Plan değişikliğiyle bölgede 4 kat olan yükseklik sınırının, İBB için 10 kata çıkarılması tartışmalara yol açtı. Eyüpsultan Belediyesi, İBB’nin yaptığı plan değişikliği ile verilen 10 kat yükseklik değerinin Haliç siluetini bozucu nitelik taşıdığına vurgu yaparak, “Ayrıca söz konusu parsele bölge ihtiyaçlarını karşılayacak kamusal bir fonksiyonun verilmesinin daha uygun olacağı düşünülmektedir.” görüşünü savundu ve Yeni düzenlemeyle İBB şirketi için özel olarak getirilen 10 kat sınırı, 6 kata düşürülerek, Haliç silueti korunmuş oldu. ANKARA’DA DA DURUM AYNI Öte yandan hızla yükselen dikey yapılar Başkent’te de gözleri tırmalamaya başladı. Ulu önder Atatürk’ün ebedi mekanı Anıtkabir de gökdelenler ve inşaatlar arasında kaldı. Gökdelenlerin özellikle Çukurambar, Söğütözü gibi bölgelerde yükselmesi Anıtkabir’in silüetini de bozuyor. AVRUPA’DA ÖRNEKLER Avrupa’da başta İskoçya ve İngiltere gibi ülkelere baktığımızda Türkiye’den tamamen farklı bir kentleşme sürecinin yaşandığını ve kentlerin, estetik kaygılarla inşa edilip tarihi, kültürel ve sosyal yapıya uygun bir yapılaşma ile kuruldukları göze çarpıyor. Bir başka örnek ise Paris’ten. Dünyanın en büyük metropollerinden biri olan Paris’te şehrin dokusunu değiştirecek ve yeni düzenlemeleri sağlayacak projeleri gerçekleştirmek amacıyla 10 mimar özel olarak görevlendirilmişti. Ünlü mimarlar kenti uyu içinde planlamış ve tarihi dokuyu muhafaza etmişti.
Türkiye'de özellikle mega kentler estetik kaygısından uzak çarpık bir şekilde inşa edilirken ortaya çıkan kötü manzara göz tırmalıyor. Bunun en belirgin örnekleri İstanbul ve Ankara'da yaşanıyor. Oysa Avrupa ülkelerinde tarihi, kültürel ve fiziki çevrenin uyum içerisinde olması gözlerden kaçmıyor.

Çarpık kentleşmenin neden olduğu düzensiz ve kontrolsüz yapılaşma özellikle İstanbul ve Ankara gibi büyük kentlerde kentlerin estetiği üzerinde olumsuz etkilere yol açıyor.Konunun kamuoyu önünde yaygın olarak tartışılan en bilinen örneği İstanbul’de Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa’ya yaptırılmış Sultan Ahmet Camii’nin ardında kalan ve silüeti bozan fotoğrafa giren iki gökdelendir. İstanbul’da Zeytinburnu’nda yapılan 16/9 isimli kuleler Anadolu yakasından bakıldığında, Ayasofya Müzesi ve Sultanahmet Camii'nin fotoğraf karesine girerek tarihi kentin silüetini bozuyordu.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun, ‘Silüet bozuldu. İnşaat durmalı' uyarısına rağmen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İstanbul'un silüetini bozan gökdelenler tepkisini dile getirerek gökdelenleri görünce “kahrolduğunu”, sahibinden tıraşlamasını rica ettiğini, bunu yapmadığı için de onunla konuşmadığını söylemişti.Erdoğan 21 Ekim 2017’de yaptığı konuşmada ise, “Kadim şehirlerin en önemli güzelliği, ana karakterlerini kaybetmeden yeniyi bünyelerinde eritmesi, özlerinden katarak yeniden yoğurmasıdır. İstanbul bu açıdan gerçekten müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hala da ihanet ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum” demişti.

HALİÇ’İN SİLÜETİNE KORUMA

İstanbul’da bir silüet tartışması da Haliç’te yaşandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi kendi arazisine yaptığı 10 katlı imar planında değişikliğe gitti. Plan değişikliğiyle bölgede 4 kat olan yükseklik sınırının, İBB için 10 kata çıkarılması tartışmalara yol açtı. Eyüpsultan Belediyesi, İBB’nin yaptığı plan değişikliği ile verilen 10 kat yükseklik değerinin Haliç siluetini bozucu nitelik taşıdığına vurgu yaparak, “Ayrıca söz konusu parsele bölge ihtiyaçlarını karşılayacak kamusal bir fonksiyonun verilmesinin daha uygun olacağı düşünülmektedir.” görüşünü savundu ve Yeni düzenlemeyle İBB şirketi için özel olarak getirilen 10 kat sınırı, 6 kata düşürülerek, Haliç silueti korunmuş oldu.

ANKARA’DA DA DURUM AYNI

Öte yandan hızla yükselen dikey yapılar Başkent’te de gözleri tırmalamaya başladı. Ulu önder Atatürk’ün ebedi mekanı Anıtkabir de gökdelenler ve inşaatlar arasında kaldı. Gökdelenlerin özellikle Çukurambar, Söğütözü gibi bölgelerde yükselmesi Anıtkabir’in silüetini de bozuyor.

AVRUPA’DA ÖRNEKLER

Avrupa’da başta İskoçya ve İngiltere gibi ülkelere baktığımızda Türkiye’den tamamen farklı bir kentleşme sürecinin yaşandığını ve kentlerin, estetik kaygılarla inşa edilip tarihi, kültürel ve sosyal yapıya uygun bir yapılaşma ile kuruldukları göze çarpıyor. Bir başka örnek ise Paris’ten. Dünyanın en büyük metropollerinden biri olan Paris’te şehrin dokusunu değiştirecek ve yeni düzenlemeleri sağlayacak projeleri gerçekleştirmek amacıyla 10 mimar özel olarak görevlendirilmişti. Ünlü mimarlar kenti uyu içinde planlamış ve tarihi dokuyu muhafaza etmişti.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve zeytinburnuhaber.org sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.