Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
KÜLTÜR Haber Girişi: 03.05.2015 - 11:31, Güncelleme: 03.05.2015 - 11:31

Aydınlar Ocağı 3 Mayıs Türkçülük gününü Panelle kutladı

 

Aydınlar Ocağı 3 Mayıs Türkçülük gününü Panelle kutladı

3 Mayıs 1944 yılında Turancılık-Irkçılık ismi ile Milli ve Türkçülük davasına hizmet eden 22 iki vatan evladının o güne kadar görüşmemiş işkence metotları ile cezalandırılarak yıllarca zindanlarda çürütülenler anısına aydınlar Ocağı genel merkezi Süleymaniye Darüziyafe’de Yrd.Doç.Dr.Sakin Öner’in konuşmacı olduğu ”Günümüz ışığında 3 Mayıs 1944 olayları ”konulu toplantıyı onlarca Aydınlar ocağı üyesi ve seveni takip etti.
Aydınlar Ocağı Genel sekreteri Mimar Süleyman Uluocak‘ın sunumunu yaptığı toplantı da açılış konuşması genel başkanı Prof. Dr. Mustafa Erkal tarafından yapıldı. Prof. Erkal yaptığı açılış konuşmasında şunları söyledi ”Aydınlar ocağı olarak bu ayki toplantımızı 3 Mayıs Türkçülük gününden bir gün önce yaparken konumuzun da bu olması çok önemli ve anlamlı oldu. Siyasi iktidar tamamen Türk Milliyetçiliğini unutturmak için her şeyi yapıyor. Kısa bir süre önce 1234 civarında Dernek, Vakıf ve STK kuruluşundan 800 ‘ü Papa’nın Ermenilere yapılan soykırımdır çıkışı ile alakalı 7-8 sayfadan oluşan bir mektup yazarak altına imza koyarak Papa’ ya gönderdiler. Aydınlar ocağı olarak Ermeni soykırımı vardır yalanı ile alakalı sayısız toplantı, seminer kitap çalışması yaptıklarını ifade” etti. Prof. Erkan konuşmasına “net bir şekilde ifade edelim ki mevcut hükümetin Yeni anayasa ve Yeni Türkiye söyleminin de içi boş bir şeydir. Ne mutlu  Türküm diyene diyerek sözlerini tamamladı3 Mayıs 1944 Irkçılık Turancılık davası nedir? Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1944 yılına gelene kadar denilebilir ki; görünüş itibariyle de olsa kuruluş ülküsüne bağlıdır. Bu ülkü de Türkçülüktür. Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura gibi Türkçü düşünürlerin, Türk Ocaklıların ortaya atmış olduğu tezler, Mustafa Kemal Atatürk tarafından ustaca yaşam alanına geçirilmiş ve uygulanmasına başlanmıştır. Türkçülüğün önerdiği yeni hayatta, ümmet devleti yerine millet devleti vardır. Saltanat yerine cumhuriyet vardır. Kadınların toplumsal hayata katılımı vardır. Dini kurumların Türkleşmesi, Türkçeleşmesi vardır. Camilerdeki hutbelerden Kuran”a, Kuran”dan ezana kadar Türk dili ile yapılması vardır. Ekonominin Türkleşmesi vardır. Kısacası hayatın her alanında Türkleşme teklifi vardır. Mustafa Kemal bu önerileri cesaretle yeni Türkiye”de hayata geçirir. kadın haklarından ezanın Türkçeleştirilmesi, ekonomik Türkleşmeden hukuka kadar. Cumhuriyetin ilk partisinin program umdelerinin hazırlayıcısı da yine Türkçülüğün ve aziz Atatürk”ün fikir babası Ziya Gökalp”tir. Dolayısıyla 1940-1944 döneminin devlet yönetenleri Türkçülük ideolojisinin hem ırkî yönüne, hem de Turan yönüne yabancı değillerdir. 1944 Türkçülük Olayının Meydana Geliş Şekli: Büyük Türkçü Nihâl Atsız; devletin ülküsünün Türkçülük ve dönemin Başbakanı Saraçoğlu’nunda Türkçü olduğu inancı içindedir. Buna karşılık devletin her tarafına komünist ve hain kadroların yerleştirilmekte olduğunu görmektedir. O günkü Başbakanı ve devlet yetkililerini uyarmak için Atsız; devrin başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na Orhun Dergisi’nde 1 Mart 1944”te ve gene bir ay sonra 1 Nisan 1944”te olmak üzere iki açık mektup kaleme alır. Devletin içine hatta beynine sızmaya çalışan virüsleri haberdar eder. Ve Başbakan’a şikayet ve uyarıda bulunur. Bu virüslerin içinde -sonradan Bulgaristan’a kaçarken öldürülen- Sabahattin Ali de vardır. Devrin Milli eğitim bakanı Hasan Ali Yücel’i bu mektuplar büyük bir telaş ve endişeye düşürür. Hasan Ali Yücel ile o günlerin Ulus gazetesi başyazarı Falih Rıfkı Atay’ın teşviki ile Sabahattin Ali tarafından Atsız mahkemeye verilir. 26 Nisan 1944”te Ankara’da başlayan ilk mahkeme, dönemin üniversite gençliği tarafından hınca hınç doldurulur. Bu yoğun kalabalık ve tezahürat karşısında Mahkeme heyetinin içeriye pencerelerden girebildiği söylenir. Nihal Atsız Mahkeme Heyetine; “Sabahattin Ali’den sorulsun, hıyanetini ispat edelim mi? Buna razı mı?” diye sorar. Sabahattin Ali ise bu sözler karşısında sessiz kalmış ve bir cevap verememiştir. Mahkeme 3 Mayıs 1944”e ertelenir. Ne olduysa davanın ikinci celsesi 3 Mayıs 1944 günü olur. 3 Mayıs 1944”te Türk gençliği bir volkan gibi patlar. Türklük ülküsüne ve onun ideolojik lideri, hocası Hüseyin Nihal Atsız’a sahip çıkmak için Ankara Adliyesinin koridorları, salonları doldurulduğu gibi adliyenin önü de yüzlerce genç tarafından doldurulur. Topluluğun bir kısmı adliyede Atsız’ı yalnız bırakmazken diğer binlerle ifade edilen büyük bir topluluk Ulus Meydanına doğru protesto yürüyüşüne geçer. İşte bu “3 Mayıs” günü Atsız’ın da isteği doğrultusunda 3 Mayıs 1954 tarihinden itibaren “Türkçüler Günü” olarak anılmaya başlanır. 3 Mayıs Türkçüler Günü budur. Elbette ki 3 Mayıs 1944”ün bir sürü kahramanı vardır. Fakat 3 Mayıs 1944”ün yaratıcısı doğrudan doğruya Türkçü fikirleri ve hareketleriyle Atsız ve Onun yanındaki arkadaşlarıyla Türk gençliğidir. Türk gençliğinin kendi ideolojisi olan Türk Milliyetçiliğine sahip çıkmak ve gene bu ideolojinin düşünürü, konuşanı, yazanı Atsız’ı yalnız bırakmamak için patladığı anlamlı bir gündür. Bu konuşmanın akabinde başta Türkçü mütefekkir Nihal Atsız olmak üzere çeşitli milliyetçi aydınlar ve genç kurbanlar, aylar boyunca en ağır zulümlere tâbî tutuldukları tabutluklara, işkence odalarına, zindanlara gönderilmişler ve hayali suçlamalarla engizisyon cezası çektirilmişlerdir. Aralarında üniversite profesörü, öğretmen, subay, doktor ve üniversite öğrencileri bulunan 34 sanık, sorgulama adı altında çeşitli işkencelere maruz bırakıldıktan sonra, 7 Eylül 1944 günü yargılanmaya başlanmıştır. “Irkçılık-Turancılık davası”” adı verilen ve haftada 3 gün olmak üzere 65 oturum devam eden mahkeme, 29 Mart 1945 tarihinde sonuçlanmış ve Atsız  6,5 yıl hapse mahkûm olmuştur. Yargıtay bu kararı bozdu ama Atsın 1,5 yıl hapis yattıktan sonra tahliye edildi. Öner 3 Mayıs Irkçılık ve Turancılık davası ile alakalı çok detaylı bilgi verdi Yrd. Doç Dr. Sakin Öner, Hüseyin Nihal Atsız ve arkadaşlarını CHP hükümetinden çektiklerinin bir benzerini de Demokrat Partiden çektiğini ifade etti. DP’nin Atsız’ı öğretmenlikten alıp Süleymaniye Kütüphanesine vererek öğrencilerinden kopardığını söyledi. Atsız 1967 de burada emekli oluyor. Aynı DP 1950 de Milliyetçiler derneğini de kapatmıştır. Hükümet 30 yıldır güvenlik güçlerimizi şehit eden terör örgütü PKK ile barış süreci adı altında Türk adını her taraftan sildiler. Milli bayramları geniş halk kitleleri ile birlikte kutlanmasını engellediklerini iddia ederek hükümete ateş püskürdü. Devlet büyükleri 200 yıl önceye dönmenin izlemi içinde olduklarını her kes gibi bizde görmekteyiz. İslam dünyası içinde bizim samimi dostlarımız yok. KKTC. Kıbrıs Rum kesimi ile bir flörte başlamak üzere. Dünyada her geçen gün yalnızlaşıyoruz Prof. Dr. İbrahim Öztek başta olmak üzere birçok misafir konuşulanlara eklemeler yaptılar. Kimler yargılandı ? 7 Eylül 1944'te başlayan ve 29 Mart 1945'e kadar süren, Türk siyasetinde önde gelen 23 ismin Irkçılık-Turancılık suçlamasıyla yargılandığı sürecin adıdır. Toplam 65 oturum süren dava, Türk siyasi tarihi içerisinde büyük önem arz etmiştir. Yargılama sonucunda Zeki Velidi Togan, Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Reha Oğuz Türkkan, Cihat Savaş Fer, Nurullah Barıman, Fethi Tevetoğlu, Necdet Sançar, Cebbar Şenel ve Cemal Oğuz Öcal çeşitli cezalara çarptırıldılar. ZEYTİNBURNU HABER GAZETESİ-ÖZEL-TAYLAN DEMİRELLİ
3 Mayıs 1944 yılında Turancılık-Irkçılık ismi ile Milli ve Türkçülük davasına hizmet eden 22 iki vatan evladının o güne kadar görüşmemiş işkence metotları ile cezalandırılarak yıllarca zindanlarda çürütülenler anısına aydınlar Ocağı genel merkezi Süleymaniye Darüziyafe’de Yrd.Doç.Dr.Sakin Öner’in konuşmacı olduğu ”Günümüz ışığında 3 Mayıs 1944 olayları ”konulu toplantıyı onlarca Aydınlar ocağı üyesi ve seveni takip etti.

Aydınlar Ocağı Genel sekreteri Mimar Süleyman Uluocak‘ın sunumunu yaptığı toplantı da açılış konuşması genel başkanı Prof. Dr. Mustafa Erkal tarafından yapıldı. Prof. Erkal yaptığı açılış konuşmasında şunları söyledi ”Aydınlar ocağı olarak bu ayki toplantımızı 3 Mayıs Türkçülük gününden bir gün önce yaparken konumuzun da bu olması çok önemli ve anlamlı oldu. Siyasi iktidar tamamen Türk Milliyetçiliğini unutturmak için her şeyi yapıyor.

Kısa bir süre önce 1234 civarında Dernek, Vakıf ve STK kuruluşundan 800 ‘ü Papa’nın Ermenilere yapılan soykırımdır çıkışı ile alakalı 7-8 sayfadan oluşan bir mektup yazarak altına imza koyarak Papa’ ya gönderdiler. Aydınlar ocağı olarak Ermeni soykırımı vardır yalanı ile alakalı sayısız toplantı, seminer kitap çalışması yaptıklarını ifade” etti. Prof. Erkan konuşmasına “net bir şekilde ifade edelim ki mevcut hükümetin Yeni anayasa ve Yeni Türkiye söyleminin de içi boş bir şeydir. Ne mutlu  Türküm diyene diyerek sözlerini tamamladı3 Mayıs 1944 Irkçılık Turancılık davası nedir?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1944 yılına gelene kadar denilebilir ki; görünüş itibariyle de olsa kuruluş ülküsüne bağlıdır. Bu ülkü de Türkçülüktür. Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura gibi Türkçü düşünürlerin, Türk Ocaklıların ortaya atmış olduğu tezler, Mustafa Kemal Atatürk tarafından ustaca yaşam alanına geçirilmiş ve uygulanmasına başlanmıştır. Türkçülüğün önerdiği yeni hayatta, ümmet devleti yerine millet devleti vardır. Saltanat yerine cumhuriyet vardır. Kadınların toplumsal hayata katılımı vardır. Dini kurumların Türkleşmesi, Türkçeleşmesi vardır. Camilerdeki hutbelerden Kuran”a, Kuran”dan ezana kadar Türk dili ile yapılması vardır. Ekonominin Türkleşmesi vardır. Kısacası hayatın her alanında Türkleşme teklifi vardır. Mustafa Kemal bu önerileri cesaretle yeni Türkiye”de hayata geçirir. kadın haklarından ezanın Türkçeleştirilmesi, ekonomik Türkleşmeden hukuka kadar. Cumhuriyetin ilk partisinin program umdelerinin hazırlayıcısı da yine Türkçülüğün ve aziz Atatürk”ün fikir babası Ziya Gökalp”tir. Dolayısıyla 1940-1944 döneminin devlet yönetenleri Türkçülük ideolojisinin hem ırkî yönüne, hem de Turan yönüne yabancı değillerdir.

1944 Türkçülük Olayının Meydana Geliş Şekli: Büyük Türkçü Nihâl Atsız; devletin ülküsünün Türkçülük ve dönemin Başbakanı Saraçoğlu’nunda Türkçü olduğu inancı içindedir. Buna karşılık devletin her tarafına komünist ve hain kadroların yerleştirilmekte olduğunu görmektedir. O günkü Başbakanı ve devlet yetkililerini uyarmak için Atsız; devrin başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na Orhun Dergisi’nde 1 Mart 1944”te ve gene bir ay sonra 1 Nisan 1944”te olmak üzere iki açık mektup kaleme alır. Devletin içine hatta beynine sızmaya çalışan virüsleri haberdar eder. Ve Başbakan’a şikayet ve uyarıda bulunur. Bu virüslerin içinde -sonradan Bulgaristan’a kaçarken öldürülen- Sabahattin Ali de vardır. Devrin Milli eğitim bakanı Hasan Ali Yücel’i bu mektuplar büyük bir telaş ve endişeye düşürür. Hasan Ali Yücel ile o günlerin Ulus gazetesi başyazarı Falih Rıfkı Atay’ın teşviki ile Sabahattin Ali tarafından Atsız mahkemeye verilir.

26 Nisan 1944”te Ankara’da başlayan ilk mahkeme, dönemin üniversite gençliği tarafından hınca hınç doldurulur. Bu yoğun kalabalık ve tezahürat karşısında Mahkeme heyetinin içeriye pencerelerden girebildiği söylenir. Nihal Atsız Mahkeme Heyetine; “Sabahattin Ali’den sorulsun, hıyanetini ispat edelim mi? Buna razı mı?” diye sorar. Sabahattin Ali ise bu sözler karşısında sessiz kalmış ve bir cevap verememiştir.

Mahkeme 3 Mayıs 1944”e ertelenir. Ne olduysa davanın ikinci celsesi 3 Mayıs 1944 günü olur. 3 Mayıs 1944”te Türk gençliği bir volkan gibi patlar. Türklük ülküsüne ve onun ideolojik lideri, hocası Hüseyin Nihal Atsız’a sahip çıkmak için Ankara Adliyesinin koridorları, salonları doldurulduğu gibi adliyenin önü de yüzlerce genç tarafından doldurulur. Topluluğun bir kısmı adliyede Atsız’ı yalnız bırakmazken diğer binlerle ifade edilen büyük bir topluluk Ulus Meydanına doğru protesto yürüyüşüne geçer.

İşte bu “3 Mayıs” günü Atsız’ın da isteği doğrultusunda 3 Mayıs 1954 tarihinden itibaren “Türkçüler Günü” olarak anılmaya başlanır. 3 Mayıs Türkçüler Günü budur. Elbette ki 3 Mayıs 1944”ün bir sürü kahramanı vardır. Fakat 3 Mayıs 1944”ün yaratıcısı doğrudan doğruya Türkçü fikirleri ve hareketleriyle Atsız ve Onun yanındaki arkadaşlarıyla Türk gençliğidir. Türk gençliğinin kendi ideolojisi olan Türk Milliyetçiliğine sahip çıkmak ve gene bu ideolojinin düşünürü, konuşanı, yazanı Atsız’ı yalnız bırakmamak için patladığı anlamlı bir gündür.

Bu konuşmanın akabinde başta Türkçü mütefekkir Nihal Atsız olmak üzere çeşitli milliyetçi aydınlar ve genç kurbanlar, aylar boyunca en ağır zulümlere tâbî tutuldukları tabutluklara, işkence odalarına, zindanlara gönderilmişler ve hayali suçlamalarla engizisyon cezası çektirilmişlerdir. Aralarında üniversite profesörü, öğretmen, subay, doktor ve üniversite öğrencileri bulunan 34 sanık, sorgulama adı altında çeşitli işkencelere maruz bırakıldıktan sonra, 7 Eylül 1944 günü yargılanmaya başlanmıştır. “Irkçılık-Turancılık davası”” adı verilen ve haftada 3 gün olmak üzere 65 oturum devam eden mahkeme, 29 Mart 1945 tarihinde sonuçlanmış ve Atsız  6,5 yıl hapse mahkûm olmuştur. Yargıtay bu kararı bozdu ama Atsın 1,5 yıl hapis yattıktan sonra tahliye edildi.

Öner 3 Mayıs Irkçılık ve Turancılık davası ile alakalı çok detaylı bilgi verdi

Yrd. Doç Dr. Sakin Öner, Hüseyin Nihal Atsız ve arkadaşlarını CHP hükümetinden çektiklerinin bir benzerini de Demokrat Partiden çektiğini ifade etti. DP’nin Atsız’ı öğretmenlikten alıp Süleymaniye Kütüphanesine vererek öğrencilerinden kopardığını söyledi. Atsız 1967 de burada emekli oluyor. Aynı DP 1950 de Milliyetçiler derneğini de kapatmıştır. Hükümet 30 yıldır güvenlik güçlerimizi şehit eden terör örgütü PKK ile barış süreci adı altında Türk adını her taraftan sildiler. Milli bayramları geniş halk kitleleri ile birlikte kutlanmasını engellediklerini iddia ederek hükümete ateş püskürdü. Devlet büyükleri 200 yıl önceye dönmenin izlemi içinde olduklarını her kes gibi bizde görmekteyiz. İslam dünyası içinde bizim samimi dostlarımız yok. KKTC. Kıbrıs Rum kesimi ile bir flörte başlamak üzere. Dünyada her geçen gün yalnızlaşıyoruz
Prof. Dr. İbrahim Öztek başta olmak üzere birçok misafir konuşulanlara eklemeler yaptılar.

Kimler yargılandı ?

7 Eylül 1944'te başlayan ve 29 Mart 1945'e kadar süren, Türk siyasetinde önde gelen 23 ismin Irkçılık-Turancılık suçlamasıyla yargılandığı sürecin adıdır. Toplam 65 oturum süren dava, Türk siyasi tarihi içerisinde büyük önem arz etmiştir. Yargılama sonucunda Zeki Velidi Togan, Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Reha Oğuz Türkkan, Cihat Savaş Fer, Nurullah Barıman, Fethi Tevetoğlu, Necdet Sançar, Cebbar Şenel ve Cemal Oğuz Öcal çeşitli cezalara çarptırıldılar.

ZEYTİNBURNU HABER GAZETESİ-ÖZEL-TAYLAN DEMİRELLİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve zeytinburnuhaber.org sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.