Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
() - | Haber Girişi: 01.02.2015 - 20:24, Güncelleme: 01.02.2015 - 20:24

Anadolu Gençlik’ten Doğu Türkistanlı Soydaşlarımıza destek

 

Anadolu Gençlik’ten Doğu Türkistanlı Soydaşlarımıza destek

Anadolu Gençlik Derneği Zeytinburnu ilçe başkanlığı Çin hükümetinin Doğu Türkistanlı soydaş ve dindaşlarımıza yapılan zülüm ve insanlık dışı işkence ve soykırımı bir basın açıklaması ile protesto etti
58 Bulvar caddesinde yapılan basın açıklamasına Anadolu Gençlik Derneği ilçe başkanı İsmail Yazar ve yönetimi, Kazak Türkleri Eğitim ve Araştırma Derneği başkanı Faruk Aksel, Saadet Partisi İlçe Başkanı Kemal Yılmaz ve yönetim kurulu, Saadet Partisi Hanım Kolları Başkanı, Saadet Partisi İstanbul il yönetim kurulu üyeleri Şükrü İpek ve Kemal Hayırlıoğlu, Eroğluspor Başkanı Şenol Yurtseven ve genel Kaptan Bülent Çuhacıbaşı ile yüzlerce Zeytinburnular duyarlı vatandaşlarımız katıldı Anadolu Gençlik Derneği İlçe başkanı İsmail Yazar şu açıklamayı yaptı. Iraklı bir kadının “Allah’ım yeryüzünde sana inanan hiç kimse kalmadı mı” feryadını yüreğimizde hissettiğimiz gibi, Filistinli bir çocuğun fosfor bombaları altındaki çığlıklarına sessiz kalmadığımız gibi Zalim Çin tarafından başları taşlarla ezilen çocukların da çığlıklarına sessiz kalmayacağız. Anadolu Gençlik Derneği olarak her zaman olduğu gibi yine yakın çevremizde ve uzak doğuda devam eden zülüm, işkence ve sürgün haberlerini zorbalar ve katiller üstünü örtmeye, gizlemeye çalışsa da gür sesimizle haykırmaya devam edeceğiz. Sesimizi hiç kimse kısamayacak. Kıyamete kadar sürecek olan Hak-batıl mücadelesinde tavrımız ne pahasına olursa olsun Hak’tan yana olacaktır. Dört bir tarafımızın ateş çemberine dönüştüğü şu günlerde Doğu Türkistan da da işgal, işkence ve soykırım tüm dünyanın gözünün içine baka baka sistematik bir şekilde devam etmektedir. Doğu Türkistan denilince Kaşgarlı Mahmut gelir aklımıza. Ceddimizin ruhuna İslam nurunun aktığı topraklar gelir. Dede korkut masallarının dile getirdiği Kutadgu Bilig, Divan-ı Lügat-ıt Türk ve Atabet’ül Hakaik’ın yazıldığı coğrafya gelir aklımıza. Doğu Türkistan Denilince Uygur gibi olmak cümlesinden türeyen Uygar kelimesi aklımıza gelir. Uygar olmak Uygur olmaktan gelir. Medeniyet kelimesinin Medine den türediği gibi Ne yazık ki şimdilerde Türkistan denilince, Uygur denilince, Türkmenistan, Filistin, Keşmir, Suriye, Irak, Mısır, Gazze, Arakan, Patani, Cezayir Somali, Kırım denilince aklımıza masumiyet, mahrumiyet, işkence ve ölümler gelir oldu. Tüm İslam coğrafyasında olduğu gibi Doğu Türkistan’da da zülüm ve gözyaşı hiç bitmedi. 5 Nisan 1990 ramazanın 17. Günü Barın katliamı, 5 Şubat 1997 kadir gecesi Gulca katliamı, 5 Temmuz 2009 Urumçi katliamı, 2014 Ramazan bayramında ise Yerkent katliamı gerçekleştirildi. Bu katliamlar onlarcasından sadece akılda kalanlar. Müslüman Uygur kardeşlerimize yoğun baskı uygulayan zalim Çin yönetimi, Hac Tesettür ve sakalı yasakladıktan sonra,1 ocaktan itibaren resmi kurumlar, okullar ve iş yerlerinde kanunsuz uygulanan yasaklar resmiyet kazandı. Namaz yasağının yanında dini kıyafetlerle işe gelme, kadınların başörtüsü takması ve kişinin İslam dini mensubu olduğunu gösteren diğer semboller de yasaklandı. Uygur Özerk bölgesinde bir süre önce de internet ve cep telefonlarından dini mesajlar paylaşanlara para cezası öngörülen bir düzenleme kabul edilmişti. Ramazan ayında oruç tutmaları yasaklanmıştı Yine ramazan ayında okullarda Müslüman çocuklara zorla yemek yedirilip su içtirildi. Çin’in Uygur Türklerine e-postalara özel olarak geliştirdikleri yeni bir elektronik çip vasıtasıyla etnik ayrımcılık yaptığı tespit edildi. Kontrol noktalarında çipli pasaport okuyucusu sıra Uygurlara geldiğinde yüksek sesle alarm veriyor. Alarm çaldıktan sonra Uygur olduğu anlaşılan kişi kenara çekilerek tekrar aranıyor. Çinli yetkililer Uygur ve Tibetlilerin pasaportlarında özel kodlama yapıldığını gayri resmi olarak kabul ediyorlar. Çin, bu cesareti dünyanın sessiz kalışından almaktadır. Bu ayıp sadece Çinin değil sessiz İslam dünyası ve tüm insanlığın ayıbıdır. Anadolu Gençlik Derneği olarak Türkiye’deki tüm STK ları Doğu Türkistan’daki zulme sessiz kalmamaya davet ediyoruz. Ayrıca başta Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere, İslam Konferansı Teşkilatını ve bu zulme gerekli ilgi ve alakayı gösterebilecek tüm ülkeleri Çin hükümetine karşı harekete geçmeye davet ediyoruz. Bugün buraya gelip bize destek olan Siyasi Parti Temsilcilerine, Sivil Toplum Kuruluşlarına, Basın mensuplarımıza ve çok değerli Zeytinburnu halkına hassasiyetlerinden dolayı teşekkür ediyor, saygılar sunuyoruz. İsmail Yazar/ Anadolu Gençlik Zeytinburnu Şube Başkanı ZEYTİNBURNU HABER GAZETESİ-ÖZEL
Anadolu Gençlik Derneği Zeytinburnu ilçe başkanlığı Çin hükümetinin Doğu Türkistanlı soydaş ve dindaşlarımıza yapılan zülüm ve insanlık dışı işkence ve soykırımı bir basın açıklaması ile protesto etti

58 Bulvar caddesinde yapılan basın açıklamasına Anadolu Gençlik Derneği ilçe başkanı İsmail Yazar ve yönetimi, Kazak Türkleri Eğitim ve Araştırma Derneği başkanı Faruk Aksel, Saadet Partisi İlçe Başkanı Kemal Yılmaz ve yönetim kurulu, Saadet Partisi Hanım Kolları Başkanı, Saadet Partisi İstanbul il yönetim kurulu üyeleri Şükrü İpek ve Kemal Hayırlıoğlu, Eroğluspor Başkanı Şenol Yurtseven ve genel Kaptan Bülent Çuhacıbaşı ile yüzlerce Zeytinburnular duyarlı vatandaşlarımız katıldı

Anadolu Gençlik Derneği İlçe başkanı İsmail Yazar şu açıklamayı yaptı. Iraklı bir kadının “Allah’ım yeryüzünde sana inanan hiç kimse kalmadı mı” feryadını yüreğimizde hissettiğimiz gibi, Filistinli bir çocuğun fosfor bombaları altındaki çığlıklarına sessiz kalmadığımız gibi Zalim Çin tarafından başları taşlarla ezilen çocukların da çığlıklarına sessiz kalmayacağız. Anadolu Gençlik Derneği olarak her zaman olduğu gibi yine yakın çevremizde ve uzak doğuda devam eden zülüm, işkence ve sürgün haberlerini zorbalar ve katiller üstünü örtmeye, gizlemeye çalışsa da gür sesimizle haykırmaya devam edeceğiz. Sesimizi hiç kimse kısamayacak. Kıyamete kadar sürecek olan Hak-batıl mücadelesinde tavrımız ne pahasına olursa olsun Hak’tan yana olacaktır. Dört bir tarafımızın ateş çemberine dönüştüğü şu günlerde Doğu Türkistan da da işgal, işkence ve soykırım tüm dünyanın gözünün içine baka baka sistematik bir şekilde devam etmektedir. Doğu Türkistan denilince Kaşgarlı Mahmut gelir aklımıza.

Ceddimizin ruhuna İslam nurunun aktığı topraklar gelir. Dede korkut masallarının dile getirdiği Kutadgu Bilig, Divan-ı Lügat-ıt Türk ve Atabet’ül Hakaik’ın yazıldığı coğrafya gelir aklımıza. Doğu Türkistan Denilince Uygur gibi olmak cümlesinden türeyen Uygar kelimesi aklımıza gelir. Uygar olmak Uygur olmaktan gelir. Medeniyet kelimesinin Medine den türediği gibi Ne yazık ki şimdilerde Türkistan denilince, Uygur denilince, Türkmenistan, Filistin, Keşmir, Suriye, Irak, Mısır, Gazze, Arakan, Patani, Cezayir Somali, Kırım denilince aklımıza masumiyet, mahrumiyet, işkence ve ölümler gelir oldu. Tüm İslam coğrafyasında olduğu gibi Doğu Türkistan’da da zülüm ve gözyaşı hiç bitmedi. 5 Nisan 1990 ramazanın 17. Günü Barın katliamı, 5 Şubat 1997 kadir gecesi Gulca katliamı, 5 Temmuz 2009 Urumçi katliamı, 2014 Ramazan bayramında ise Yerkent katliamı gerçekleştirildi. Bu katliamlar onlarcasından sadece akılda kalanlar.

Müslüman Uygur kardeşlerimize yoğun baskı uygulayan zalim Çin yönetimi, Hac Tesettür ve sakalı yasakladıktan sonra,1 ocaktan itibaren resmi kurumlar, okullar ve iş yerlerinde kanunsuz uygulanan yasaklar resmiyet kazandı. Namaz yasağının yanında dini kıyafetlerle işe gelme, kadınların başörtüsü takması ve kişinin İslam dini mensubu olduğunu gösteren diğer semboller de yasaklandı. Uygur Özerk bölgesinde bir süre önce de internet ve cep telefonlarından dini mesajlar paylaşanlara para cezası öngörülen bir düzenleme kabul edilmişti.

Ramazan ayında oruç tutmaları yasaklanmıştı Yine ramazan ayında okullarda Müslüman çocuklara zorla yemek yedirilip su içtirildi. Çin’in Uygur Türklerine e-postalara özel olarak geliştirdikleri yeni bir elektronik çip vasıtasıyla etnik ayrımcılık yaptığı tespit edildi. Kontrol noktalarında çipli pasaport okuyucusu sıra Uygurlara geldiğinde yüksek sesle alarm veriyor. Alarm çaldıktan sonra Uygur olduğu anlaşılan kişi kenara çekilerek tekrar aranıyor. Çinli yetkililer Uygur ve Tibetlilerin pasaportlarında özel kodlama yapıldığını gayri resmi olarak kabul ediyorlar. Çin, bu cesareti dünyanın sessiz kalışından almaktadır. Bu ayıp sadece Çinin değil sessiz İslam dünyası ve tüm insanlığın ayıbıdır.

Anadolu Gençlik Derneği olarak Türkiye’deki tüm STK ları Doğu Türkistan’daki zulme sessiz kalmamaya davet ediyoruz. Ayrıca başta Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere, İslam Konferansı Teşkilatını ve bu zulme gerekli ilgi ve alakayı gösterebilecek tüm ülkeleri Çin hükümetine karşı harekete geçmeye davet ediyoruz. Bugün buraya gelip bize destek olan Siyasi Parti Temsilcilerine, Sivil Toplum Kuruluşlarına, Basın mensuplarımıza ve çok değerli Zeytinburnu halkına hassasiyetlerinden dolayı teşekkür ediyor, saygılar sunuyoruz. İsmail Yazar/ Anadolu Gençlik Zeytinburnu Şube Başkanı

ZEYTİNBURNU HABER GAZETESİ-ÖZEL

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve zeytinburnuhaber.org sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.