İzmir depreminde yıkılan binaların teknik durumuna bakıldığında ise, depreme dayanıksız olduğu halde boşaltılıp yıkılmayan binaların çoğunlukta olduğunu ve riskli raporu olmasına rağmen vatandaşların oturmaya devam ettiğini, bu yüzden de kaçınılmaz  sonun yaşandığına dikkat çeken Uluocak, “Burada bir yanlışlık var ve öncelikle bu yanlışın düzeltilmesi gerekiyor” dedi.
 
‘Riskli Raporu’ olduğu halde ilgili kurumlar tarafından yıkılmayan binaların büyük risk taşıdığına dikkat çeken Uluocak, Zeytinburnu’nda, 2015 yılında riskli bina olduğu için boşaltılan ama ilgili kurumlar tarafından değil, Ocak 2017’de kendiliğinden çökerek iki vatandaşın hayatını kaybettiği Kuran Sitesi’ni örnek vererek, cevaplanması talebi ile şu soruları yöneltti.
 
* Zeytinburnu’nda resmi olarak  ‘Depreme Dayanıksız’ kaç tane bina var?
 
* Bu binalarda yaşayan vatandaşlarımız var mıdır?
 
* Depreme dayanıksız binalar için nasıl önlemler alacağız?

 
 Zeytinburnu’nun da 1999 depreminden önce yapılmış ve depreme dayanıksız olduğu düşünüldüğü halde raporlanmamış ve de risk analizi yapılmamış binaların olduğunun da altını çizen Mimar Süleyman Uluocak, Zeytinburnu Belediyesi’nin sağlıksız yapı stoku ile ilgili nasıl bir yol haritası olduğunu da sordu. Zeytinburnu’nda inşaasına başlanan Millet Bahçesi projesinin hemen yan tarafına gelir getirici lüks konut alanı olarak düşünülen araziye Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın desteğiyle kentsel dönüşüm projelerinde kullanılmak üzere rezerv konut alanı inşaa edilmesinden büyük memnuniyet duyduğunu belirten Mimar Süleyman Uluocak, Zeytinburnu’nun bütününü kapsayan bir projenin olup olmadığını, varsa bunun kendileriyle paylaşılmasını istedi.

ZEYTİNBURNU HABER GAZETESİ-TAYLAN DEMİRELLİ