‘BU YEREL SEÇİM PARTİ ROZETLERİMİZİ BİR KENARA KOYALIM’

Seyyidnizam Mahallesindeki Vatandaşlarla yerel seçim buluşmasında kürsüye ilk olarak CHP Zeytinburnu’nun deneyimli ilçe başkanı Metin Doğan çıktı. Başkan Doğan konuşmasında Sahilin ranta kurban gittiği ve arttık Zeytinburnu’nun mülteci kampına dönüştüğünün altını çizdi. Başkan Doğan konuşmasın şöyle sürdürdü. Öncelikle ifade etmeliyim ki, parti rozeti ve logosu üzerinden yürüyen. Katı parti ideolojisi ve kimliği üzerinden bir siyasal okumayı. Sadece bir partinin reçetesi ve programına hapsedilmiş onunla sınırlı bir değerlendirmeyi, Bir öngörüyü doğru bulmuyoruz ve reddediyoruz. Yerel dengelerin, yerel ilişkilerin, yerel inisiyatiflerin rol aldığı. Yerel ortak sorunların, yerel ortak değerlerin hepimizi kucaklaştırdığı, Buluşturduğu yeni bir alana, yeni bir platforma ihtiyacımız olduğu kanısındayım. Bu seçim sürecine katı parti merkezli bir anlayış yerine, Yerel değerlerimizin, insani değerlerimizin, vicdani reflekslerimizin ortak duygusu ve ortak lisanıyla yönlendirilmesi ve yönetilmesine ihtiyaç olduğu görülmektedir. Siyasetin paradigmasını bu ortak anlayış üzerine yeniden inşa etmeliyiz.

‘CHP YÖNETİMİNDE ADAM KAYIRMA OLMAYACAK’

Siyaseti bir kutuplaşma ve bir kamplaşmadır ayrışma cehenneminden çekip çıkartıp; Oluşturacağımız yeni siyaset paradigmasıyla, siyaseti topluma hizmet araçlı bir cennet bahçesine dönüştürmeliyiz. Bunun için ilham kaynağımızı fazla uzaklarda aramaya gerek yok. İlahi yaratıcının yaşadığımız evreni ve dünyayı yarattığında koyduğu kurallara baktığımızda oralardan alacağımız derslerin fazla olduğunu görürüz. Örneğin; Güneş kendisini ısıtmaz, Ay kendisi için parlamaz, Nehir kendi suyundan içmez, Ağaç kendi meyvasından yemez, Toprak kendisi için ekilmez, Bulut kendi yağmurunda ıslanmaz... Doğanın bu kanunları hep bir başka hayatı var etmek içindir. Doğanın bu kanunları hep bir başka canlı yaşama kaynaklık etmek içindir. Yani; bir başkasını var edebilme, Yani; bir başkasının yaşamına kaynaklık edebilme, İşte; siyasetimizi bu yeni paradigma üzerine kuracağız. Gemisini kurtarana, yandaş kayırmaya, ise adam alırken parti üyeliğini sormaya, hizmet ederken kendisinden olup olmadığını sorgulamaya, Yardım yaparken "Bizim mahalleden mi? " sorusunun sorulmasını, Ahlaki bir temelde red edeceğiz.

‘YÖNETİM MERKEZİMİZDE YANDAŞ DEĞİL İNSAN OLACAK’

Yerel yönetimler programımızın merkezine İNSANI alacağız. Yerel yönetimlerde iktidar olduğumuzda, Kimseye milliyetini, cinsiyetini, mezhebini, meşrebini sormayacağız, Kimseye "Bize oy verdin mi? Vermedin mi? diye sormayacağız, Kimseye "Partin nedir?" diye sormayacağız, Kimseye "Sağcı mısın? Solcu musun? diye sormayacağız, Her kime sorulacak bir sualimiz olursa da oda şudur: "Aç mısın? Açıkta mısın? Bir derdin kederin var mı?" "Halin nicedir? Ne yersin ne içersin garip misin?" "Mazlum musun? Mağdur musun?" "Sen insansın, uzat elini bacım kardeşim! “diyeceğiz.

‘BU YÖNETİM 20 YILDA ZEYTİNBURNU’NU KATLETTİ’

Çeyrek asırdır ilçemizi bir yerel yönetim anlayışı yönetiyor. Geçmiş dönemlerle mukayese ettiğimizde Yasal mevzuat açısından eli daha güçlü, Mali ve bütçe açısından kasası daha dolu olmasına rağmen, Geçmişle kıyas yapılmayacak kadar güçlü bir yerel yönetimi ellerinde bulunmasına karşın, yapılan bütün hizmetleri tek tek değerlendirip totale vurduğumuzda karşılığında kocaman bir sıfırı görüyoruz. Bu yönetim kentin hangi temel sorununu çözdü? Üzülerek ifade ediyorum ki; Bu yönetimin topluma sunmuş olduğu kalitesiz hizmet sonucu son 20 yılda Zeytinburnu'muzun nüfusunun yarısı göçmüştür, kaçmıştır. Bu ilçeyi katletmişlerdir. Bu şirin ve güzel ilçemizin üzerinde yaşayan insanları nasıl göç eder hale getirilmesi Bilim insanlarının araştırma ve tez konusu olmalıdır. Ne yazık ki ilçemiz, Eğitimde, güvenlikte, trafikte, yeşil alanda, kentsel dönüşümde İstanbul ilçeleri arasında en diptedir. Küme düşmüştür.

‘ZEYTİNBURNU SURİYELİ MÜLTECİLERİN MİLLİ YAPILDI’

Bir sürü sorun alanlarımız büyümeye devam ediyor. Ama iki temel sorun var ki bas bas bağırarak can yakıyor. Yöneticilerimiz de uyumaya devam ediyor. Bu sorunlarımızdan bir tanesi Suriyeli göçmen sorunudur. Zeytinburnu'muz "Suriyeli göçmenler milli kampına" dönüştürülmüştür. Zeytinburnu'nda yaşayan bizlere ise üvey yurttaşlar muamelesi yapılmaktadır. Diğer sorun ise; kentsel dönüşüm beceriksizliği yüzünden içlerinde yaşadığımız canlı tabutlardır. Kentsel Dönüşüm noktasında deprem aktarım alanlarımız, Zeytinburnu’muzun ortak rezerv alanları bu yönetim tarafından KİPTAŞ'a, TOKİ'ye ve yandaş müteahhit firmalara altın tepside rant olarak peşkeş çekilerek kentsel yenilenmenin önü kesilmiştir. Bu yönetim anlayışı sosyal belediyeciliği bir yana bırakarak, Kentsel yenileşmeyi vatandaş ve müteahhit arasındaki pazarlığa ve ilişkiye havale etmiştir. Ne yazık ki korumasız vatandaş müteahhitin önüne kurbanlık koyun gibi atılmış, kaderiyle baş başa bırakılmıştır.

‘SAHİL ŞERİDİNİ YAĞMALADILAR, TALAN ETİLER’

Bu yönetim anlayışı vatandaşa "Ver Daireni Kurtul, Kaybet; Göç et" derken, Yandaş müteahhite de "Al, Yap, Sat Kazan, Kazan, Kazan “politikası uygulamıştır. Bu sorunları yaratanlardan sorunun çözümünü bekleyemeyiz. Önceden sahilimizde İstanbul'un silüetini bozan yüz kızartıcı 3 ucube vardı. Şimdi sahilimizde ucubeler zinciri oluştu. Artık ortada bozulacak siluette kalmadı. Eskiden Bizans'ın sahilden Topkapı'ya doğru inşa ettikleri surları görmekteydik, Şimdi günümüz yöneticilerinin Bizans Oyunlarıyla sahil bandımıza çok katlı yapılarla yeni surların örüldüğüne tanıklık etmekteyiz. Böylece Zeytinburnu insanımızın sahile erişiminin de önü kesilmiş oldu. Önce sahil şeridini yağmaladılar, Sonra Tarihi Topkapı Sur Bandını talan ettiler, Arkasından E 5 Karayolu çevresini kuşattılar, Şimdi sıra bize geldi.

‘KENT HAYDUTLARINA 31 MARTTA DUR DİYECEĞİZ’

Arkadaşlar! Sıraya girip yandaş müteahhitlere boynumuzu uzatarak kaderimize razımı olacağız? Yoksa kent haydutlarına, kent yağmacılarına, kent korsanlarına karşı kendimizi ve kentimizi koruyacak mıyız? Önümüzdeki Yerel Seçimlerde Zeytinburnu Halkı olarak biz buna karar vereceğiz. Gelin rozetlerimizi, siyasal kimliklerimizi öne çıkarmadan hepimizin içinde bulunacağı bir ortak alan yaratalım. Bu ilçede hepimizin anıları var. Bu ilçe hepimizin emekleriyle kuruldu. Düğünlerimizde hep birlikte halay çektik, Cenazelerimizde birlikte yas tuttuk.  Ölülerimizi Kozlu, Kazlıçeşme, Topkapı mezarlıklarına defnettik. Kimimiz köydeki malını mülkünü satıp gelip burada bir ev sahibi, bir daire sahibi olduk. Kimimiz Kazlıçeşme deri fabrikalarında, Aksu’da, Bozkurt'ta, Mensucat Santral ‘da çalışarak alın terimizle ev sahibi, yuva sahibi olduk. Bırakın Zeytinburnu'nda yaşayan insanlar Zeytinburnu'nda yaşamaya devam etsin. Bırakın insanıyla Zeytinburnu Yaşasın. Bizim ki 31 Mart için Sorun sahiplerine, dert sahiplerine, çile sahiplerine "GELİN "çağrısıdır. "Parti yok Zeytinburnu var" Gelin bu ilçeyi birlikte yönetelim..

ZEYTİNBURNU HABER GAZETESİ-ÖZEL