AK Parti ile MHP arasında kopan iplerin ardından yeniden ittifakın sağlanmasının nedeni sizce nedir?

AK Parti’nin de oy oranının yüzde 40’ın altına düşmesi seçimi tek başına kazanamayacağı gösteriyor. Ekonomik sıkıntılar, terör sorununun çözüm bulmaması, eğitim sorununun devam etmesi, Suriyeli göçmenlerin giderek artması, işsizlik problemi, yargı ve hukukun işlemesi gerektiği gibi işlememesi gibi sorunlar AK Parti’nin oyunun düşmesine neden oldu. Bu sorunların devamlılığı AK Parti’yi yüzde 40’ın altında itiyor. AK Parti bu riski almamak için MHP ile işbirliği yapmak zorunda kaldı. AK Parti birçok dengeyi beraber götürmek zorunda olan bir parti. MHP ile Kürt seçmene yaklaşımları farklı. Özelilkle büyük şehirlerde AK Parti’nin oyu düşüyor. MHP’siz İstanbul, İzmir, Ankara, Kocaeli, Aydın, Muğla, Balıkesir ile Eskişehir gibi illeri alma şansı yok. AK Parti’nin tek başına alabileceği oy oranı yüzde 34-35 bandında. MHP ise oylarını yüzde 17 - 18’e çıkarmış durumda. Bu anlamda kritik oy oranına sahip olan MHP ile AK Parti arasında işbirliği kaçınılmazdı.Bu iki partinin şu anda toplam oy oranı ise yüzde 51-52 bandını oluşturuyor. AK Parti birçok dengeyi beraber götürmek zorunda olan bir parti. MHP ile Kürt seçmeni buna bir örnek. MHP’nin desteklediği ‘andımız’ meselesi de öyle. Cumhurbaşkanı Erdoğan andımız meselesinde verilen kararı neden eleştirdi? AK Parti’nin yerel seçime yönelik politikalarından biri buydu. MHP Türkçülük yaparsa benim Kürt seçmenim olumsuz etkilenir diye düşünüyor. Ancak geçen gün Rusya Devlet Başkanı Putin ile tanıttığı ‘Türk Akımı’ projesinin adının Türk olması kimseyi rahatsız etmedi. Aslında bu projede yerli ve milli hiç bir durum yokken ‘Türk’ ibaresi kullanılıyor. Türkiye’nin Rusya’dan Avrupa’ya doğalgaz aktaracağı bir projeye biz sadece lojistik destek sağlıyoruz. AK Parti, bir yandan MHP ile kaybettiği Kürt seçmeninin oyları andımız ile kazanmaya çalışırken bir yandan da Türk Akımı projesi ile Türkçülüğü vurguluyor.

AK Parti’nin MHP ile ittifak yapması Kürt seçmeni etkiler mi?

Atlanmaması gereken bir gerçek, AK Parti ve MHP ittifakının İstanbul’daki Kürt seçmeni ürkütebileceği gerçeği. AK Parti burada stratejiyi doğru konumlandırmalı. AK Parti’ye oy veren Kürt seçmeninin Erdoğan’a olan bağlılığı konusunda bir sıkıntı bulunmuyor. Ancak MHP ile yapılacak olan ittifakın önemli bir oy değişimine sebep olacağı düşünülüyor. İttifakın özenli bir dil kullanması bu noktada çok önemli. Ülkenin genelinde Kürt seçmenin yüzde 65’i ilk tercih olarak AK Parti’ye oy veriyor. Muhafazakar Kürt seçmen HDP’nin marjinal dilinden dolayı oy vermiyor. HDP Türkiye partisi olma fırsatını değerlendiremedi.

-CHP ile İYİ Parti arasında da ittifak görüşmeleri yapılıyor. Bu ittifakı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yeni cumhurbaşkanlığı sistemi yüzde 50 oy oranını zorunlu hale getirdi ve bu nedenle benzer çizgilerdeki siyasi partilerin bir araya gelme durumu ortaya çıktı. AK Parti ve MHP tabanı ile CHP ve İYİ Parti tabanının kendi içindeki birbirine yakınlığı ve geçişlerinin kuvvetli olması sebebiyle ittifaklar bir siyasi zorunluluk haline geldi. CHP-İYİ Parti cephesinde de bundan sonraki dönemde ittifak devam edecektir. Ancak İYİ Parti içinde ittifakı istemeyen yöneticiler var. Bu durum gelecekte parti içinde çatışmaları doğurabilir. CHP’nin HDP ile dirsek temasını kesmesi İYİ Parti için önemli. Çünkü HDP, İYİ Parti’nin kırmızı çizgisi. İYİ Parti Ankara’da ısrarcı da olsa CHP orayı veremez çünkü oy oranı Türkiye genelinde çok düşer. Mersin’i İYİ Parti’ye verebilirler. Doğu illerinden özellikle kayyım atamalarının yapılmış olduğu birkaç önemli ilde AK Parti lehine değişiklik yaşanabilir. Tunceli özelinde de CHP lehine bir belediye değişimi olabilir. Bunun yanı sıra İstanbul ve Ankara’da HDP seçmeninden iktidar bloğunun karşısındaki adaylara sonuçları etkileyebilecek oranda oy geçişi olabilir.

Millet İttifakı seçim sürecinde nasıl bir yol izlemeli?

Millet İttifakı Muğla, Adana, Manisa ve Eskişehir’de doğru adaylar çıkaramazsa kazanamaz. Mevcut oylarının da altına düşerler. Eğer ki doğru adayla çıkarsalar İstanbul ve Ankara’yı da alabilirler. CHP her seçimde Türk milliyetçisi ve muhafazakar bir aday gösterirsem seçmeni kendime çekebilirim diye düşünüyor. Ancak bu bir tuzaktır. Metropol şehirlerde bu profilde aday çıkarırsa kaybeder ki CHP bunu her seçimde deneyen bir parti. Üsküdar’da bir müftüyü aday olarak göstermişti ve 40 bin seçmen sandığa gitmedi. Seçmenini küstürüyor. Seçmen ulaşılabilir ve şeffaf belediye ister, adayların hangisinin daha dindar olduğunu bilmesi onun için bir şey ifade etmez. Önce vatandaşın sorunlarını konuşmaları gerekiyor. Millet İttifakı’nın çerçevesinden bakılacak olursa ana propagandanın ekonomik kriz ve halk üzerindeki yansımaları ile hukuk ve demokrasi alanında meydana gelen sıkıntıların dile getirilmesi olmalı. Ayrıca dış politikada meydana gelen hataların ülkemizdeki yansımaları gibi hususlarda meydanlarda dile getirilecektir. CHP-İYİ Parti ve HDP’nin üçlü ittifak yapması merkez seçmeni olumsuz anlamda etkiler. Türkiye’nin böyle bir ittifaka henüz hazır olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Yerel seçimlerde HDP’nin rolü ne olacak?

Türkiye’de kendisini Kürt olarak tanımlayanların oranı yüzde 20’dir. Bu oranın yüzde 65’i halen AK Parti’ye oy verirken sadece yüzde 25’i HDP’ye oy veriyor. Geriye kalan kısım ise diğer partilere dağılıyor. Millet İttifakı, HDP seçmenini kazanabilmek için marjinal bir dil kullanıldığında merkez seçmeni ürküttüğü aynı zamanda AK Parti ve MHP’nin içinden de oy alamadığı görülüyor. HDP Türkiyeleşememiştir. Kendi tabanının ihtiyaçlarına karşılık veremiyor. Örneğin, seçmeninin büyük bir kısmı dindar ve muhafazakarken HDP, 7 Haziran seçim beyannamesinde iktidar olursak “Diyaneti kaldıracağız” dedi. Referandum yapsak topluma sorsak yüzde 95’i Diyanet kapatılmasın der. Ülkenin değerleri üzerinde siyaset yapması değil toplumun ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yürütmesi gerekiyor. Bunu yapamadığı için HDP dar bir alana sıkışıyor. Kürtleri esasen temsil edemiyor. Dini ve manevi duygularını AK Parti’nin tamamladığı düşünen kürt seçmen oyunu AK Parti’ye veriyor.