Daha ilkokul yıllarında aklında belediye başkanı olmak fikri yokken, hayalini dahi kurmazken, ‘Toplum için ne yapabilirim?’ sorusunu sık sık aklından geçirip, düşünmüş. ‘Ülkenin gelişebilmesi için başka ne yapabilirim?’ diye kafa yormuş. Babasının eline tutuşturduğu bir kağıt parçasının üzerinde yazılan bir adres ile küçücük bir çocuk olarak İstanbul’un yolunu tutmuş. On üç yaşında geldiği İstanbul’da tek başına tutunabilmek için güçlü olmalı, ayaklarının üzerinde durmalıymış. Babası hasretine dayanamadığı oğlu Murat’ın yanına eşyayı bir kamyona yükleyip Giresun’dan kalkıp gelmiş. Baba bu, evlat hasreti yüreğine düşmüş bir kere. Hayatının temellerinin atıldığı Zeytinburnu ilçesinde yaşamaya başlamışlar. İstanbul’da hayal ettiği yerleri görmek ile başlamış ilk günlerine. İçten içe yaşam şartlarını beğenmediği, mutlu olmadığı Zeytinburnu’nu bir gün değiştirebilme, geliştirebilme ve insanları mutlu etmenin hayalinin tohumları kafasında çocukken atılmış. ‘Zeytinburnu için daha iyi ne yapabilirim?’ diye düşünmüş. Bir gün, sokaklarında kaybolduğu Zeytinburnu’nun belediye başkanı olacağını kim bilebilirdi ki? Son derece içten, samimi tüm duygularını bizlerle paylaşan Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın ile İstanbul’a gelişini, anılarını, Zeytinburnu için yaptığı projeleri, dört dönem başkanlık yapmanın sırlarını tüm samimiyeti ile konuştuk.

Dört dönemdir Zeytinburnu ilçesinde belediye başkanısınız bu kadar uzun süre başkan kalabilmenin sırrı nedir?

Allah’ın takdiri ve elbette Zeytinburnu halkının teveccühü ile bugünlere geldik. Çok çalıştık. Zeytinburnu halkının menfaatini hep önde tuttuk. Halk’ta bize sahip çıktı. Genel başkanımız, partimiz de bize sahip çıktı. Her beş yılda bir halk bize geçer not verdi.

İstanbul’a gelme hikayeniz nasıldı?

Ben Giresunluyum. Ortaokula kadar köyde okudum. Liseyi okumak için kırkdört yıl önce İstanbul’a geldim. Babam elime bir adres tutuşturdu. Dayım Şirinevler’de ki o adreste bakkaldı. Ben dayımın yanına geldim.

Çocukken hayalleriniz var mıydı, birgün belediye başkanı olmayı hayal etmiş miydiniz?

Hiç çocukken belediye başkanı olmayı hayal etmemiştim ama ortaokul yıllarından beri hep ülkemle ilgili hayallerim vardı. Köyde hem dayım hem amcam Almanya’da çalışıyorlardı. Yılda bir kez Türkiye’ye gelirlerdi. Fotoğraf makinesi, teyp getirirlerdi. Almanya’dan otomobil ile gelirlerdi. Almanya’nın yollarından, otomobillerinden bahsederlerdi. Oradaki gelişmişlikleri anlatırlardı. Ben de hep düşünürdüm, ‘oralarda var, bizde niye yok?’ diye. Bu anlatılan zenginlikler Türkiye’de olmamasını sorgulardım.

‘Bizim çok çalışmamız lazım’ derdim. Türkiye için hep hayallerim vardı. Çok çalışmayı ve Türkiye’nin gelişmesine katkı koymayı hedefledim. Belediye bizim için o yıllarda devlet demekti. Korkardık, belediyenin kapısından geçerken ayaklarım titrerdi. Devlet döver mantığı vardı o dönemlerde öyleydi. Köyümüzde jandarma karakolu vardı. Orada yaşanan dayak olaylarını görürdük. Suç işlemişse cezasını çeksin, ama dayak ne, olmamalıydı. Yani o günlerden bu günlere değiştirmek, geliştirmek gibi düşünceler ile bugünlere geldim.

İstanbul ile tanışma anınızda unutamadığınız anlar nelerdi?

İstanbul’a ilk geldiğim gün İstanbul nüfus 1 milyon 900 bin yazıyordu. Hiç unutmuyorum. Şirinevler’de dayımın oğlu ile Yeşilköy Havalimanı buraya yakın gidelim uçaklara bakalım diye konuştuk. Yürüyerek gittik. İlk defa uçak görmüştüm. Sabah çok erken gelmiştim. Sultanahmet, Topkapı Sarayı’nı görmek istedim aynı gün yürüyerek oraya gittik. Dönüşte kaybolduk.

O günden bugüne siyasi hayatınız.. Nasıl başladı?

1973 seçimlerinde Giresun’da köydeydim tabi çocuğuz. O zaman partilerin temsilcileri geliyor konuşmalar yapılıyor. Değişimden bahsediyorlar, vaatlerde bulunuyorlar. 13 yaşımdayım o zamanlarda çok ilgiliydim. Dikkatli dinliyordum onları. Toplumsal olaylara karşı hep bir ilgim vardı, sosyal, toplumsal hep gelecek için hayallerim vardı.

Yıllar geçti liseyi okuduğunuz Zeytinburnu’na Belediye başkanı oldunuz o yıllarda gördüğünüz hangi sorunlar vardı ve siz ilk önce neyi değiştirmek için çalıştınız?

Benim hissiyatım, Zeytinburnu’nda yaşayan insanlar mutlu hissetmezlerdi. İnsanları nasıl mutlu edebilirim ilk önce onu düşündüm. İlk önce bir anket yaptırdım Zeytinburnu’nda yaşamaktan mutlumusunuz diye sordum. Büyük çoğunluk ‘mutsuzum’ dedi. İnsanlar yaşadığı yerle ilgili duygusal bağ kurmamıştı. Sosyal alanları, alışveriş yapacak yerleri kültürel yaşam alanları yoktu. Burada para kazanıp başka yerlerde sosyalleşiyorlardı.

Neler yaptınız peki?

İlk önce fen ve imar alanlarında bir çok proje geliştirdik. İlçeyi yaşanır hale getirmek için adımlar attık. Daha sonra sosyal kültürel alanlarda projeler yapmaya başladık. Burada yaşayanların yaşadıkları yerden mutlu olmaları için dışarda olanlara Zeytinburnu’nda yaşamayı seçmeleri için değişim ve gelişim adına projeler yaptık. Bütün amacımız bu hedefe yönelik oldu. Daha iyi, yaşanabilir bir Zeytinburnu için alt yapı, kentsel dönüşüm, sosyal yaşamayı seçeceği yaşarken mutlu olacağı bir liçe yapmak için arkadaşlarımızla birlikte çok çalıştık. Zeytinburnu’nu zenginleştirmek ve mutlu etmek için çalıştık.

Sizce sosyal projelerle mi yoksa imar projeler ile mi insana dokunmak daha kolay?

İnsanımız herşeyi belediyeden bekliyor. İnsan zihni yasaların çok önündedir. Yerelleşmeyi çok içselletirmişler. Bütün sorunların belediye tarafından çözülmesini arzu ederler. ‘Belediye nedir?’ diye sokakta sorun, çöp, zabıta, yol yapımı, temizlik, park hizmetleri derler. İşin olmazsa olmazı öncelikle bunlardır. Sosyal projeler sonradan gelir.

Mesele bisiklete binme meselesi değil, bisikleti yaşamın içine sokmak. Biz projeye şöyle başladık, ilçemizde trafik akış hızı 20 ile 30 kilometreye kadar düşmüştü. Bin metrelik yolu yirmi dakikada gidebiliyorduk. Yaptığımız araştırmalar sonucu trafik problemini ortadan kaldırmak için en gerçekçi çözümün, yolları bisiklet ile araçların ortak kullanımına açmakla bulduk. Mesele bisiklete binme meselesi değil, bisikleti yaşamın içine koymak onu yapamıyorsan sadece sahilde ormanda biniyorsan bir katkısı yok ilçeye. Zeytinburnu’nda 5 aydır araçlar ile bisikletler ortak yolu kullanıyor. Bu süreçte örnek teşkil etmesi amacıyla ben de 5 ay önce makam aracımdan inip bisiklet kullanmaya başladım. 5 aydır da sokakları bisiklet üstünde turluyorum.

Belediye çalışanları nasıl baktılar bu projeye?

Öncelikle fen imar, zabıta, temizlik birimlerine zorunlu hale getirdik. 500 bisiklet aldık ve arkadaşlarımıza dağıttık. Ya yaya yada bisiklet kullanacaklardı tercihi onlara bıraktık. ‘Başkan bugün yarın bırakır’ dediler kimse bu kadar uzun süre kullanacağımı düşünmedi.

Halk ne dedi sizin bisiklet binmenize?

‘Başkan kafayı yemiş, koskoca adam bisiklet biniyor’ diyenler de oldu ama bunlar tek tük. Yüzde 80 destek oldular. Amacımız zaten iş kıyafeti ile yaşamın içine sokmaktı onu yaptık. Biz buna bisiklet devrimi diyoruz.

Türkiye’de belediyeciliğin geldiği nokta nedir?

Artık Türkiye’de sadece alt yapı belediyeciliği yapılmıyor. Sosyal belediyecilik diye bir kavram oluştu. Sosyal ama siz diğer alt yapı üst yapıyı sunmadan sosyal belediyecilik yaparsan bu ters teper. Önce çöpü toplayacaksın, parkı yapacaksın, sonra kültürel çalışma yapacaksın. Biz sosyal belediyeciliğe ikinci dönemde başladık. Önce alt yapımızı topladık. 2009’da seçim vaadimizin içinde kültür belediyeciliği yapacağımız vardı. Türkiye’de kültür denince ilçe bazında Zeytinburnu Belediyesi akla gelecek dedik ve seçim vaadimize koyduk. Geçmiş gelecek bağını kurmak üzere yol aldık. Alt yapı bizim olmazsa olmazımız onları yaparken sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz. Aile, kadın sosyal merkezimiz var. Aile toplumun çekirdeği. Bu yönde aileyi mutlu, huzurlu kılmak üzere çalışma yapıyoruz. Psikolojik olarak sıkıntıları olanlara yardım ediyoruz. Gönül belediyeciliği bizim yaptığımız. İnsanları mutlu etmek, huzurlu kılmak yaşadığı çevre ile duygusal bağlarını kurmasını sağlıyoruz. Kentli yaşadığı kenti sevecek, kentte o kentliye ruh üfleyecek.

Yapmak istediğiniz ama yapamadığınız hayal ettiğiniz proje varmı?

Zeytinburnu’nda yüzde 80 mutluyum diyor, yüzde 20 mutsuz hala kalan yüzde 20 insanlarımızı mutlu etmenin çalışmalarını devam ettiriyoruz.Bu kent, gelişi güzel kurulmuş bir kent. Herkesi mutlu etmek zaman alıyor. Sokaklar dar, park yapmak için bile sürekli istimlak yapıyoruz. Bazen bunları yaparken insanların canını yakıyorsunuz kimseyi üzmeden okul, hastane, park yapmak zorundasınız. Kamulaştırma yapıyorsunuz oranın sahipleri size küsüyorlar. Beklentileri olanlara cevap veremiyorsunuz oda mutsuzluğa neden oluyor. Daha çok katedecek yolumuz var. Askeri lojmanları yaptık çok büyük bir proje. Zeytinburnu için çok önemli olan millet parkını yapıyoruz. İnsanların mutlu olması için bir neden daha üreteceğiz. Millet parkı mutluluk oranına birkaç puan daha ekleyecektir. Zeytinburnu’nun çok yeşil alana ihtiyacı var. Kişi başı üç metrekare düşüyor ki, bu çok az. Beton olan yerleri yıkıp yeşil alan yapıyoruz. Başka yolu yok.

Belediye başkanı nasıl olmalı?

Toplum menfaatini gözeten, çok çalışan bilgiye son derece açık olmalı. İyi niyetli ekibiyle uyum içinde çalışan işini seven biri iyi bir belediye başkanı olabilir.

YENİBİRLİK-NEŞE BERBER