ZeytinburnuHaber

Zeytinburnunun En Büyük Haber Sitesi Zeytinburnu Haber

elit yapı

whatsapp hattı

metin büfe

sembol

sembol

inşaat

SERKAN KIRAÇ
SERKAN KIRAÇ

İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ

Türkiye’de yükseköğretim imkanının geçmişe göre daha ulaşılabilir olduğu aşikârdır. Ancak üzülerek belirtmek isterim ki y...

Yazarlar 0 772

Türkiye’de yükseköğretim imkanının geçmişe göre daha ulaşılabilir olduğu aşikârdır. Ancak üzülerek belirtmek isterim ki yükseköğretimin en önemli fakültelerinden “İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi” günümüzde etkisiz ve önemini yitirmiş vaziyettedir. İktisat, İşletme, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri, Maliye, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Uluslararası İlişkiler, Ekonometri bu fakültenin bölümlerini oluşturmaktadır. Bazı üniversitelerde “Siyasal Bilgiler Fakültesi”, “İktisat Fakültesi” çatısı altında da bulunmaktadır.

Kamunun ve özel sektörün ihtiyacı olan nitelikli insan gücünü yetiştirmesi gerekirken, “İktisat” ve “İdare” gibi kavramların öneminden uzak sadece diplomalı insan üreten fabrika gibi faaliyet göstermektedir. Sorgulayabilen, analitik düşünebilen, eleştirebilen öğrenciler yetişememektedir. Her üniversitede açılması, öğrenci mevcudunun fazla olması olumsuz bir durum ancak ilk etken üniversite yönetimleri ve hocalarından kaynaklanıyor.

Bazı üniversite hocaları, kariyer hedeflerine ve ekonomik çıkarlarına vakit ayırdığı için nitelikli eğitimi askıya alıp teorik bilgiyle öğrenci yetiştirdiğini sanıyor. Ayrıca anlatmaları gereken ders konularını ödev verip öğrencilere anlattırıyor, boş geçen derslerin telafisini yapmıyorlar. Böylesi bir üniversite eğitimi, yıllarca emek veren öğrencileri ve maddi/manevi destekçisi olan ailelerini kandırmak anlamına geliyor. Devletin her yıl sunduğu bütçe de israf edilmiş oluyor.

2012 yılında örgün öğretim harçlarının kaldırılmasıyla bazı işgüzar üniversiteler, ikinci öğretimleri devreye sokarak ticarethane işletiyormuş gibi bütçelerini dengelemeye çalıştı. Fakat akademisyenlerin artan ders yükünü düşünmeden, akademisyen sayısının yeterliliğini düşünmeden böyle bir karar aldılar. Çünkü öğrenciler ve eğitim kalitesi umurlarında değil !

Üniversite; gece yarılarına kadar açık kalan kütüphanedir, lambası hiç sönmeyen araştırma laboratuvarıdır, konferans salonudur, tiyatrosudur, öğrenci kulüpleridir. Hem de bu faaliyetler kâr/zarar hesabı yapılmadan yürütülür.

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin doluluk oranı son dört yılda yaklaşık yüzde 30 azaldı. Mezunların iş hayatında karşılaştıkları sorunlar, üniversite tercihi yapan adayları da etkiliyor. Unutulmamalıdır ki günümüzde her dört işsizden biri üniversite mezunu ve çoğu da “İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi” mezunudur. Beşeri sermayeye yatırım yapılmalı tezi de böylece çökmüş vaziyettedir. İşsizliğin önündeki en büyük engelin eğitimsizlik olduğunu söyleyenler fena halde çuvalladı!

Peki öğrencilere ne tavsiye edeceğiz? Bu soruya Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?” kitabından alıntı yapmak istiyorum: “Evvela hayatın diplomadan ibaret olmadığını bilsinler. Diploma, insanlara bizim zamanımızdaki gibi imkânlar vermiyor! Okuyacağız diye rastgele yerlere gidip ne kendi hayatlarını ne de ailelerinin cebini mahvetmesinler. Oralarda üniversite olmaz! Bu kadar açık... Çocuk, iyi bir üniversiteye geldiyse de çalışacak, çalışacak, çalışacak... Hakkını vere vere çalışacak; bu kadar basittir.”

“Bir toplumda elit insan demek illâ iyi hukukçu, iyi filozof veya iyi hekim demek değildir. Bir toplumun nitelikli insanı, yazar kadar üstün nitelikli marangoz da olabilir. Herkes hukukçu olacak diye bir kaide yoktur. Bizim muslukçu da yetiştirmemiz gerekir. Bir muslukçu bazen bir hukukçudan fazla işe yarar.”

Öğrenciler, staj deneyimi için çaba sarfetmeli, yabancı dil eğitimini geri plana atmamalıdır. Fakülte hayatı boyunca bolca kitap okumalı ve derslerine önem gösterip kütüphanelerin havasını bolca teneffüs etmelidir. Yükseköğretim Kurulu ise İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi için ülke çapında düzenlemeler yapıp, ikinci öğretime son vermeli ve örgün öğretimde kontenjan sayısını azaltmalıdır. Üniversite mezunu işsizlerin sayısı hızla artıyorken bu tedbirler acil olarak alınmalıdır.

Unutmayalım: “Bir millet krizle düşmez veya yükselmez; bir millet ancak insanın eğitim niteliği yüksekse yükselir, gelişir, zenginleşir.”

Yorum Yaz
Facebook Yorum Yaz
yukarı çık