Op. Dr. Hatice Asan, “Unutmamak gerekir ki zekanın oluşması ve gelişmesi konusunda işitme diğer duyuların önünde yer alır. Çocuklarda işitme kayıpları erken teşhis edildiğinde kalıcı hasar bırakmadan genellikle tedavisi mümkün olan hastalıklar içindedir. Özellikle günümüzde okul taramaları ve rutin yeni doğan taramaları ile artık daha erken dönemde teşhis ve tedavisi yapılmaktadır. Seröz otitis media yani orta kulakta sıvı birikmesi ateş, kulak ağrısı ve kulak zarında aşırı kızarıklık gibi iltihabi bulgular olmadan, kulak zarı arkasında kulağın kendi salgısının birikmesidir. Seröz otitis media (SOM) veya efüzyonlu Otitis media (EOM) olarak isimlendirilir.

Seröz otitis media (SOM), okul çağı ve öncesi çocukların hekim ziyaretlerinin en sık nedenlerinden biridir.  Atakların bir kısmı kendiliğinden düzelse de, %30 – 40’ı devam edebilir ve atakların %5 ya da %10’ u bir yıl ya da daha fazla sürebilir. Sonbahar ve kış aylarında sıktır ve üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) ile birliktelik gösterir. Birçok çalışmaya göre erkek çocuklarda, kız çocuklarına oranla daha fazladır.

Biriken sıvı orta kulağa dışarıdan gelen bir sıvı ya da iltihap değildir. Orta kulaktan östaki borusu kanalıyla genize akması gereken orta kulak salgısı, östaki tüpünün tıkanması sonucu orta kulakta birikmektedir. Biriken sıvı zamanla koyulaşır ve yapışkan hale dönüşür. Orta kulağın bu koyulaşan sıvı ile dolması zarın ve kemikçiklerin hareketini bozarak işitmeyi azaltır. İlerleyen dönemde artan negatif basınca bağlı kulak zarı içeriye doğru çöker. Tedavide gecikme olursa kulak zarı orta kulak boşluğuna yapışır ve orta kulaktaki kemikçiklerin hasarlanmasına neden olabilir. Bunun sonucunda işitmede kalıcı azalmalar ve hatta kronik iltihaplar oluşabilir.

Kulakta sıvı birikmesini artıran faktörler arasında; emzik kullanımı, aile bireylerinde sigara içilmesi, 10 kişinin üzerinde grup halinde kreşte çocuk bakımı, pozitif aile öyküsü, kalabalık aile, prematürite, rekürren üst solunum yolu enfeksiyonları, allerjenler  ve gastroözafagial reflü sayılabilir. Seröz otitleri azaltan faktörler arasında ise; emzirme ,sakız çiğneme ve balon şişirme,supin pozisyonunda biberonla beslenmeden kaçış sayılabilir. 

İşitme kaybında Esas bulgu çocuğun ifade ettiği veya yakınlarının veya öğretmenlerinin fark ettiği işitme azlığıdır. Hastalık başlangıçta genelde sinsi seyreder. İşitme azlığı, dikkat eksikliği, televizyonu yüksek sesle dinleme, kelimeleri yanlış telafuz etme, okul başarısında gerileme gibi durumlarda akla kulakta sıvı birikmesi gelmelidir. Küçük çocuklar ise kendilerini ifade edemedikleri için kulağıyla oynama, hırçınlaşma şeklinde yansıtabilirler.

Tanı için hikaye ve fizik muayene gerekmektedir. Muayenede kulak zarının doğal,hafif mavimsi parlak rengini kaybettiği, matlaştığı, kulak zarı arkasında hava- sıvı seviyeleri, hava kabarcıkları görülür. Başlangıç döneminde sıvı birikimi etkisi ile zar dışarı itilmişken ilerleyen dönemde zarda yapışma ve çökmeler görülür. Durumu tam belirlemek ve tedavi planı yapabilmek için mutlaka işitme ve orta kulak basınç ölçümü testleri yapılmalıdır. Timpanometri ile orta kulaktaki basıç değerleri ölçülebilir. Odyometri ile uyumlu çocuklarda sıvı birikmesinin oluşturduğu işitme kaybı objektif olarak değerlendirilebilmektedir. 

Orta kulakta biriken sıvı burun, geniz ve boğazda östaki borusunu tıkayan kalıcı bir sorun yoksa genellikle 2-3 ay içerisinde düzelir. Bu süre içerisinde hasta ilaçsız izlenebileceği gibi bazı ilaçlar kullanılabilir. Sıklıkla başlangıçta bir enfeksiyon sonucu olduğu için en sık tercih edilen ve etkinliği kanıtlanmış olan ilaç antibiyotiklerdir. Allerji ilaçları ve dekonjestan,ödem çözücü ilaçlarda kullanılabilir. Daha kalıcı düzelmeyen sıvı varlığında kortizon gerekebilir. 

Orta kulak sıvı toplanmasında en sık uygulanan ameliyat geniz etinin alınması ile birlikte kulak zarının çizilip sıvının temizlenmesi, aşırı yapışkan sıvı var ise tüp takılmasıdır. Geniz etinin alınması ile, enfeksiyon odağı ve östaki borusundaki mekanik tıkanma etkisi kaybolmuş olur.

Seröz otit  klinik uygulama kılavuzuna göre; Kulak zarında  belirgin patoloji olduğunda normal işitme olmasına rağmen ventilasyon tüpü takılmasını gerektirir. Bu patolojiler kulak zarında çökme, kemikçik hasarları vb. Seröz otit ve işitme kayıplı hastalar için, 40 dB’den fazla işitme kaybı varsa basınç eşitleyici tüp (ventilasyon tüpü) takılması için kesin endikasyondur.  21-40 dB arasındaki işitme kayıpları ise relatif bir endikasyondur. Takip ve tedaviye rağmen 2-3 ayı aşkın süredir devam eden orta kulak sıvı birikimi olması endikasyon oluşturur. Orta kulakta sıvı birikmesi  ile bağlantılı olarak denge problemleri, okul performansında gerileme, davranış sorunları olan çocuklarda. Tekrarlayan orta kulak iltihabı olan çocuklarda Ventilasyon tüpü uygulaması yapılmalıdır. Bundan başka klinik uygulama kılavuzları; özellikle konuşma ve dil gelişimi gibi gelişimsel patolojiler için risk altında olan çocuklarda daha agresif tedavi önermektedir. Kulak zarına takılan ventilasyon tüpü orta kulağın havalanmasına yardımcı olur ve böylelikle orta kulak gaz basınçları normale döner. 

Ameliyat Kesin Çözüm Müdür? Genellikle geniz eti alınması ve kulak zarının çizilip temizlenmesi veya tüp takılması sonrasında hastalık büyük oranda düzelir. Kulak zarına yerleştirilen tüp 6-12 ay kadar kalabilir. Çoğunlukla başka bir müdahaleye gerek kalmadan kendiliğinden atılır. Ameliyat sonrasında da hastanın 1-2 ay aralarla yakın takip edilmesi gerekir. Bilhassa hastalığa zemin hazırlayan faktörlerin devam ettiği durumlarda orta kulakta sıvı toplanması tekrarlayabilir.

HABER MERKEZİ