Hipertansiyon ülkemizde 50 yaş ve üzerinde her iki kişiden birinde, 60 yaş ve üzerinde ise her 3 kişiden ikisinde görülmektedir. Hipertansiyon genellikle sinsidir ve sessiz katil olarak tanımlanır,  yapılan çalışmalarda tanı konulan hastalarının % 50' si hastalığının farkında değil  % 30 U'da daha önce hayatında hiç tansiyonunu ölçtürmemiş, hâlbuki hipertansiyon önemli organlarımızı etkilemekte uzun süre içerisinde kalıcı sakatlığa ve ölüme yol açabilmekte, tedavi edilmediğinde; kalp krizi, kalp yetmezliği, felç, böbrek yetmezliği ve körlük gibi ciddi sorunlara neden olmaktadır. Bu nedenle ‘’sessiz bir katil ‘’ olarak ortaya çıkan bu durumu erken dönemde tanımalı ve mücadele etmeliyiz.
Hipertansiyonun başlıca belirtileri baş ağrısı, baş dönmesi, göğüs ağrısı, kulak çınlaması, nefes darlığı, çift veya bulanık görme, burun kanaması ve kalp atışlarında düzensizlikler dir. Bu belirtiler genellikle kan basıncı çok yüksek düzeye ( 180/110 mmHg gibi ) ulaşıldığında izlenir. Yüksek tansiyonun,  herhangi bir belirti vermeden, hedef organları etkileyerek uzun süre içerisinde kalıcı sakatlığa ve ölüme yol açabileceği unutulmamalıdır.

Hipertansiyon'hastalarında kalıcı sakatlık ve ölümlerin önemli bir nedeni hastaların ilaç tedavisi alma oranlarının veya bir başka deyişle tedaviye uyumlarının düşük olmasıdır, ülkemizde hastalığını bildiği ve ilaç tedavisi yazılmasına rağmen hastaların ilaca devam oranı % 30 civarındadır, bunedenle maalesef istenmeyen olaylar sık görülebilmektedir. Hipertansiyon tanısı için kriterler: Yüksek/sistolik tansiyon için kanbasıncı:140mmHg ve üzeri, Küçük/diastolik tansiyon için kanbasıncı: 90 mmHg ve üzeri olması hipertansiyon olarak kabul edilir. Kanbasıncı yüksekliğinin çeşitli sebepleri vardır fakat genelliklede sebep bilinmemektedir, bazen, hastada mevcut olan böbrek hastalığı, hormonal bozukluklar gibi başka bir hastalığa ya da ilaçlara da bağlı olabilir.Yaş arttıkça hipertansiyon görülme sıklığı artar. Kadınlarda menopozdan sonra daha fazla görülür.

Genetik faktörler de hipertansiyon oluşumunda etkilidir. Bu nedenle ailesinde hipertansiyon olanların daha dikkatli olması gerekir, yaşam tarzında olumsuz tutum ve davranışlar hipertansiyon gelişim riskini artırır. Yüksek kalorili, yağ ve kolesterolden zengin gıdalar ile beslenme, şişmanlık, hareketsiz hayat sürme, egzersiz yapmama veya çok az yapma, sigara – alkol kullanımı hipertansiyon riskini arttırmaktadır. Hipertansiyon için ilaç tedavisine bir kez başlandığında, ömür boyu devam etmek gerekir, bunun tek istisnası yeni tanı almış hafif hipertansiyon hastalarıdır, bu hastalar doktor kontrolünde başta; tuz kısıtlaması, zayıflama, düzenli egzersiz yapma şartı ile  ilaç tedavisine bir süre ara verebilir, bu süre içerisinde düzenli olarak kan basıncı değerleri izlenmeli ve normal değerler saptanması halinde ilaç kullanmamak söz konusu olabilir. Ancak, çoğunlukla, hipertansiyon tedavisinin ömür boyu olduğu unutulmamalıdır.

Hipertansiyon ile mücadelenin temel şartları, hastaların zamanında ve doğru tanı almasını sağlamak, yaşam tarzı değişikliklerini etkin bir şekilde uygulamak, ilaç tedavisine zamanında başlamak ve mutlak ilaç uyumunu sağlamaktır. Hipertansiyondan sakınma ve kalp sağlığını korumak için 6 adet altın öğüt: Yemeğine ilave tuz atma, Hergün 45 dakika tempolu yürü, Fazla kilolarından kurtul, Bol sebze ve meyve tüket ( şeker hastaları meyveleri ölçülü tüketmeli), Hayvansal ürünlerin tüketimini azalt, Sigara ve Alkol kullanma durumunu düzelt

ZEYTİNBURNU HABER GAZETESİ