Menisküs yırtığını genelde futbolcu hastalığı olarak biliriz. Fakat toplumun her kesiminde görülebilmektedir. Ev hanımları, öğrenciler, ofis çalışanları yani kısaca hemen herkeste görülebilen bir problemdir. Dizimizin iç ve dış kısmında birer adet olmak üzere iki adet menisküsümüz vardır. Bunlar kabaca ortadan ikiye bölünmüş fasulye tanesine benzer. Başlıca görevleri dize binen yükü eşit olarak dağıtmaktır. Dizin zorlamalı hareketleri sırasında kemikler arası adeta amartisör görevi görür. Bu zor görevleri dolayısıyla zamanla yıpranırlar.

Her diz ağrısını elbette menisküs yırtığına bağlamak yanlış olur. Menisküs yırtıkları genellikle iç taraftan başlayıp ilk zamanlarda merdiven inip çıkma, çömelme hareketleri sırasında batma tarzında ağrı yapar. Ancak bu süreç ilerlerse şikayetler artar gece ağrıları oluşabilir, takılma şikayeti oluşur. Erken aşamada yaşam tarzı değişikliği, kilo verme, diz çevresi güçlendirici egzersizlerle ilerleyiş durdurulabilir.

Şayet süregelen diz ağrımız varsa veya takılma hissi oluşuyorsa ihmal etmeyip sağlık kuruluşuna başvurmak gerekmektedir. Yapılan muayene ve MR görüntüleme ile tanısı kolaylıkla konulabilmektedir.

Menisküslerimiz yıpranma aşamasında ve henüz yırtık oluşmamışsa en etkin tedavi kilo verme ve güçlendirici egzersizlerdir. Ancak eklemin çalışmasını bozacak derecede yırtık oluşmuşsa cerrahi yöntemlere başvurulur. Bunlar arasında en sık uygulanan artroskopik yani kapalı ameliyatlardır. Operasyon sonrası hasta iyileşme süresi, enfeksiyon oranı ve yatış süresi son derece kısadır.

Elbette dizlerimizi bu aşamaya getirecek kadar zorlamayalım."Uygun beslenme ve ideal kiloyla bize sorun çıkarmadan hizmet edecek dayanışıktadırlar. Aşırı kilo ve hareketsizlik dizlerimizin ömrünü kısaltır. Bu yüzden yediklerimize dikkat edelim ve sporu hayatımızdan çıkarmayalım.