ZeytinburnuHaber

Zeytinburnunun En Büyük Haber Sitesi Zeytinburnu Haber

whatsapp hattı



metin büfe

market

oz damla

elit yapı

sembol

sembol

inşaat
MUSTAFA GÜNAYDIN
MUSTAFA GÜNAYDIN

Ayarını Bozduğun Kantar Bir Gün Gelir Senide Tartar

Türkiye Cumhuriyeti’ni doğuran Osmanlı İmparatorluğu da askeri darbelerden çok çekmiş.  1446 ile 1826 yılları arasında kan...

Yazarlar 0 2856

Türkiye Cumhuriyeti’ni doğuran Osmanlı İmparatorluğu da askeri darbelerden çok çekmiş.  1446 ile 1826 yılları arasında kan, gözyaşı, yağma, taht değişiklikleri ve padişahların katledilmesiyle neticelenen onlarca askeri isyan ve darbeler meydana gelmiştir. 36 Osmanlı padişahından 12’sinin isyan ve darbeyle tahtını kaybettiği ve 6´sının tahtan indirildikten sonra öldürüldükleri göz önüne alındığında durumun vahameti daha iyi anlaşılır. 

Türkler için ordu ve askerlik çok önemlidir, bu nedenle milletimize "asker millet" denmiştir.   Tarihteki başarılarımızın altında Türk askerinin disiplini, idealizmi ve milletiyle bütünleşmesi vardır.  Canından çok sevdiği evlatlarını askere kınalayarak gönderen bu millet kendisini tehdit eder hale gelen orduları tasfiye etmesini ve yenilerini kurmasını da bilmiştir. Tarihimizde bunun örnekleri vardır,  1826’da Yeniçeri Ocağı’nın ortadan kaldırılmasıyla, “Seraskerlik Kurumu” kurulmuştu.  Askeri sistemdeki değişim ve dönüşüm süreci seraskerliğin statüsünü ve önemini artırdı. 1836’daki protokol düzenlemesiyle serasker, protokol bakımından şeyhülislam ve sadrazamla denk hale geldi. Bu durum askeri sınıfı, idari ve siyasi yapının temel dayanaklarından birisi yaptığı gibi, ordunun iktidar üzerindeki etkinliğini de arttırdı. Yeni rejimi koruma ve kollama görevi de artık yeni ordunundu. 1826’da yeniçeri ocağının ortadan kaldırılmasıyla isyan ve darbe çağı bitmiş gibi gözüküyordu. Ancak yeni kurulan ordu, kuruluşunun 50. yılında ilk darbesini yaptı. 1876’da Sultan Abdülaziz bir darbe ile tahttan indirilip, daha sonra öldürüldü.

1915 yılında biten darbeci mantık, Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte, artık unutuldu derken,  27 Mayıs 1960 `da askeri darbe yapılarak hortlatılmış   “Rejimi koruma ve kollama görevi” yeniden orduya verilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri son 50 yıl içinde 3 askerî darbe yaptı ve defalarca siyasete müdahalede bulundu. 10 Ocak 1961 tarih, 10703 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanan, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu´nün, 35. Maddesiyle,  "Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'ni kollamak ve korumaktır."

 “Meclis’i kapatan, siyasetçileri idam eden, muhtıra veren, hükümet deviren isimler ceza görmek bir yana kendilerini ödüllendirerek bir de dokunulmazlık kazandı.”   Türkiye’de yıllardır askerleri, siyasi aktör hâline getiren ‘teamüller’ söz konusu. Bu teamüller, yasalardan ve hatta bazı hâllerde anayasadan bile üstün kılınmaya çalışılıyor. Ülkeyi dış tehditlere değil, içerideki düşmanlara karşı ‘koruma ve kollama görevi’ bu üstünlüğün(!) gerekçesidir. Bütün bu teamüller, ordunun ülkenin efendisi olduğu, siyaset başta olmak üzere bütün kurum ve kuruluşların ona biat etmek zorunda oldukları bir statükonun teamülleridir. Bu teamüller bozulmadan yeni bir statüko kurulamaz.                                       

Ne var ki teamülleri kırmak en zorudur. Gerekli çoğunluğu bulduğunuzda, yasaları değiştirirsiniz. Ama teamülleri ne hükümet kararnamesiyle, ne de Meclis kararıyla değiştiremezsiniz. Onları değiştirmek için "zamanının gelmesini" beklemeniz ve zamanı geldiğinde de cesaretle ortaya çıkıp "teamül tanımıyorum" diyebilmeniz gerekir. Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısı öncesinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay, Ankara’da  yaşanan krizin çözülememesi üzerine istifa etti.

Başbakan Erdoğan’ın ise “Teamül yok, kanun var. Kanunlara göre hareket etmemiz gerekiyor” diyerek net bir tutum ortaya koydu.Erdoğan hükümeti bunu yapabildi. Uzun süredir devam eden "siyasetin normalleşmesi" sürecinde çok önemli bir adım daha atılmış oldu. Yeni dönem ülkemize hayırlı olsun…                              
                                    
Milletimizin başı sağ olsun…  
      
“Kalleş PKK hain bir pusu ile askerlerimizi şehit düşürmüştür. Milletimizin başı sağ olsun. Şehit ailelerine Başsağlığı, yaralı askerlerimize de acil şifalar diliyorum.”

AKP iktidarı dönemindeki şehit sayısı ise 831’e yükseldi. 12 Haziran Milletvekili seçimlerinden bu yana PKK çetesinin saldırılarıyla verdiğimiz şehit sayısı 43 oldu. İkisi asker beş kamu görevlisi ve bir Kaymakam adayı da terör örgütü tarafından kaçırılmış durumda. 

Yıllardır gencecik evlatlarımızı kurban verdiğimiz terör, her geçen gün azgınlığını ve cüretini artırarak devam ediyor. Terör örgütünün destekçisi bölücü hainler ise üst üste kopardıkları tavizlerle her geçen zaman daha da şımarıyorlar.
 
Ülkemizi idare edenlerin korkak ve dirayetsiz politikaları sayesinde, Türk Devleti ve Türk Milleti her geçen gün biraz daha mevzi kaybediyor. Bölücü hainler artık gizlemedikleri heveslerini ve planlarını yüksek sesle salyalarıyla zırvalarken, Devletimizi idare sorumluluğunda olanlar, bölücü örgütün taşeronlarıyla müzakere aşkına tutulmuş durumdalar. 

PKK Bir yandan askerimize polisimize, hem de gündüz gözüne hem de şehir merkezlerinde saldırırken, çocuk katili elebaşı Devletle mutabakat imzaladım diyerek bildirge yayınlayabiliyor. 
Kardeşkanı dökülüyor zırvasıyla terörle mücadele unsurlarımızı ve azmimizi rencide eden açılımcılar gelinen vahametin başta gelen sorumlularıdır. Bu zillet sahipleri unutmasın ki: bugün zihinleri bulandırabilirsiniz, idrakleri köreltebilirsiniz; ancak tarih ve milli vicdan sizi en ağır tenkit ve tahkirle yâd edecektir.

Hep bir arada sevgi dolu ve huzurlu nice bayramlar geçirmek dileğiyle, Ramazan Bayramınız kutlu olsun!                     

Yorum Yaz
Facebook Yorum Yaz
yukarı çık