ZeytinburnuHaber

Zeytinburnunun En Büyük Haber Sitesi Zeytinburnu Haber

whatsapp hattı



metin büfe

market

oz damla

elit yapı

sembol

sembol

inşaat
MUSTAFA GÜNAYDIN
MUSTAFA GÜNAYDIN

''Bu kantar bu yükü tartmıyor...''

Söylenmesi gereken, MHP'nin 12 Haziran seçimlerinde yaklaşık % 1,5 oranında oy kaybetmiş olması değil. 2007 Temmuz seçimlerinde...

Yazarlar 2 1949

Söylenmesi gereken, MHP'nin 12 Haziran seçimlerinde yaklaşık % 1,5 oranında oy kaybetmiş olması değil. 2007 Temmuz seçimlerinde MHP 59 ilde 71 Milletvekilliği kazanırken, 12 Haziran seçimlerinde ise, sadece 34 ilde 53 milletvekili çıkarabilmiş, 57 ilde milletvekili çıkaramamıştır.

    Meseleyi anlamak için gerçek dışı, keyfi yorumlar yapmak yerine, gerçeği anlamaya çalışmak gerekir.

 "Galiptir Bu Yolda Mağlup" şiirini hepiniz hatırlarsınız.

 Seçimlerden sonraki yapılan haberlere; gelen yorumlar, paylaşım sitelerinde ki paylaşımlar ve forum sayfalarında ki yazışmalara göz attığımızda özellikle de Ülkücü camianın içten içe bir haykırışı bir isyanı mevcut…

            Sevgilerimizle birlikte kızgınlıklarımızı, küskünlüklerimizi de saklıyor, duygularımızı salt kendi içimizde yaşıyoruz. Bunu izah için de “kol kırılır yen içinde kalır” diyoruz. (Kol kırılıp yen içinde kaldıkça, kemik yanlış kaynıyor, böylece bir uzvumuz daha çarpılıyor)

Hadis deki şu güzel öğüdü dikkate almakta fayda vardır; “Düşmanlarınızın en kuvvetlisi, içinizdedir.”

    Kaset kumpasını kınayalım, sorgulayalım; ama MHP Yönetimi de şapkayı önüne alıp biraz düşünsün!!!

Açık olan bir şey var ki; MHP Yönetimi tabandan kopuktur, uzaktır. MHP’nin tabanı ile tavanı arasında uzun süreden beridir hep bir uçurum olagelmiştir. Tepe yönetimi devletçi, statükocu, askere yakın, milli ve dini değerlerden uzak iken; taban muhafazakar, dini değerlere saygılı, ortalama Anadolu insanıdır. Başla vücut arasında büyük bir uyumsuzluk vardır. Vücut Anadolu´dur, Müslüman Türk´tür; Muhafazakâr ve Milliyetçidir.     

Bu davanın lideri Merhum Türkeş; Günümüz Türkiye’sinin belki de en büyük ihtiyacını da şu şekilde özetlemişti; "Ben, Türk Milleti’ni, sokaklarda ıspanak fiyatına satılan demokrasiye, rüşvet ve hile ile çiğnenen, çiğnetilen hukuk düzenlerine, ahlaktan mahrum bir hürriyete, tefeciliğe, karaborsaya yer veren bir iktisadi yapıya çağırmıyorum. Türklük gurur ve şuuruna, İslam ahlak ve faziletine, yoksullukla savaşa, adalette yarışa, birliğe, kardeşliğe, kısacası Hak yolu, hakikat yolu, Allah Yolu’na çağırıyorum. Hareketin adını isteyenlere açıkça ilan ediyorum  Yeniden maneviyata dönüş...."

1977 yılı Seçimlerinde ‘Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve faziletiMHP`nin sloganıydı. Geçmişten bugüne sahip olduğumuz miras "Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve fazileti´dir. Başta yöneticiler olmak üzere dava içerisinde bulunan her ülkücü önce ‘AHLAKLI’ olmak zorundadır. Hoca Ahmet Yesevi´nin, Yunus Emre’nin ahlak anlayışını benimsediği iddiasındaki MHP´de kaset skandallarına bulaşan malum başkanlık divanı üyelerinin ahlaksız-ilkesiz bir şekilde davranmalarını bu iletişim çağında, insanımızın her şeyden ve dünyadan haberdar olduğu, gözünün açıldığı, eğitim seviyesinin yükseldiği dönemde milliyetçi ve muhafazakar tabanımızı hamasi sloganlarla oyalamanın artık imkanı yoktur.

Seçim sonuçlarını iyi değerlendiren bir MHP yönetimi çok doğru bir strateji geliştirebilir. Hatadan çıkarılacak ders sayesinde iktidara ortak olmak bile mümkün. Yeter ki ders alınsın, özeleştiri yapılsın, tabandan yükselen feryada kulak verilsin...

Dost uyarılarını dikkate almak yerine seçim sonuçlarından suçlular listesi oluşturmak; o listenin ön sıralarına sadece "cemaat" ve “kaset komplolarını” yazmak çok büyük bir hata. Dost acı söyler; ama doğru söyler. MHP özüne dönmeli, varlık nedenini inkâr eden bir yola girmemeli. Ve daha önemlisi, ülkücüleri ve dostlarını incitmemeli!

   Daha önceki “Cemaat taraf olmaz..”  başlıklı yazımda belirttiğim hususları bu kez, 12 Haziran seçimlerinden sonra MHP Yönetimi için de tekrar ifade etmem gerekiyor.

   

    Yanlış gördüğümüze yanlış demeyecek miyiz? Emri bi’l-marûf nehyi ani’l-münker nerede kaldı o zaman?

Ne olacak?

Bir yanlışa şahit olduğunuzda elinizle, buna gücünüz yetmezse dilinizle düzeltin, buna da gücünüz yetmezse buğzedin ilkesi nereye oturtulacak?

Eleştiriye kapalı bir birey, topluluk ya da toplum, kaçınılmaz olarak, bir süre sonra vaziyeti algılamada zorluklarla karşılaşır. Yapılan yanlışlar, muteber doğrular haline gelir. Bugün olan da budur.

 Son söz olarakKörlerin rehberliğine kalanlar, yol yürüyeceklerine oldukları yerde kalsalar hedefe daha yakın olurlar.”

Yorum Yaz
Facebook Yorum Yaz
A.Kadir ERSÖZ
Gençliğimizi Büyük Bir Savaş Beklemektedir. Bozgunculuğa, Tembelliğe, Ahlaksızlığa, Cehalete, Yalancılığa Karşı Büyük Bir Savaş (Merhum; Alparslan TÜRKEŞ)
mehmet metin
mustafa bey'in bu yazısını çok beğendim.Tespit ve çözümlerini yerinde buldum.her zaman kendisinden bu şekilde yazılar beklemekteyiz.İnşaallah MHP yönetimi de okur ve Mustafa bey'in bu yazsıından istifade eder.Baş ve vücut tespitini çok beğendim.
yukarı çık