Davutpaşa ’da 21işçinin yaşamın yitirdiği ve onlarca işçinin de yaralanmasına neden olan patlama iş ve can güvenliğini bir kez daha akıllar getirdi. İşçi haklarının tekrar gündeme geldiği şu günlerde gözler yeniden iş yerlerine çevrildi.

TEXSİM dışardan bakınca oldukça modern ve görkemli bir işyeri. Kameralarla içi ve dışı süslenmiş bir bina. Bu o kadar abartılmış ki BBG (biri bizi gözetliyor) evi gibi kameralarla her şey gözetleniyor, tuvaletlere bile kartla giriliyor. İşçi hakları, iş güvenliği konularını Merter ’de çeşitli iş yerlerinde çalışan işçilere sorduk. Cevap aynı: ‘İş güvenliği yok.’

Eski TEXİM işçisi Turan Can şöyle konuşuyor: “Ben oradan ayrıldığımda 100–110 civarında işçi vardı. İki ütü-paket, bir de dikimhaneden ibaretti. Çalışma saatleri çok uzun, mesaisiz, sabahlamasız geçen bir haftası yok. Yani iş yerine sabah 8’de giriş yaparsın, iş yerinde çıkış saatin hiç belli olmazdı .” TEXİM de çalıştığı dönemde bütün yaşamının ev ve iş yeri arasında geçtiğini anlatan Can, işten atılma korkusuyla kimsenin sesini çıkaramadığını vurguluyor. Patronun keyfi harekelerine değinen Can, “Patron ‘devlet bile daha düşük veriyor, ben devletten daha merhametliyim’ diyerek maaşlara 2–3 ay sonra 30 YTL zam yapıyordu” diyor.

‘Dışı modern, içi cehennem gibi’

“Yemek saatleri üçe bölündü, tuvalete gitmek kartlı oldu” diyerek söze başlayan Ahmet Yiğit , birkaç ay önce bir işyerinde bir iş bırakma girişiminin olduğunu ve çağrılan polisin işçilere saldırdığını dile getirdi. “Tehditler de cabası. Dışı modern, süslü olan bina nın içerisi cehennem gibi” diyen Yiğit , kendi aralarında sadece yemek saatlerinde konuşabildiklerini ve tek sosyal alanlarının bu yemek saatleri olduğunu söyledi. “O kadar robotlaşmışız ki bankaya gidip işlem yapmayı unuttuk , sinema, tiyatronun daha kapısında giremedik” diyen Yiğit , artık yaşadıklarına isyan ediyor.

Sigortalarının ve servislerinin olmadığına değinen triko örme atölyesinde çalışan Halil Demirci , bu şartlarda çalışmaya mecbur kaldıklarını anlatıyor. “Birkaç ay önce burada bir trafo patladı, bir arkadaşımız yaralandı, ölen de vardı o patlamada. Doktora götürdük sigorta falan yoktu” diyen Demirci şöyle devam ediyor sözlerine: “ Patron, ‘iş yerinin ismini söylemeyin doktora ben hallederim’ dedi. Davutpaşa ’da patlama oldu herkes biz suçlu değiliz diyor. Haklılar yani, hükümet onlarda, devlet arkalarında.”

Mutfak tüpüne yanaşamıyor

Merter ’de bir atölyede son ütücü olarak çalışan Kemal Harmancı da Davutpaşa ’da ki patlamadan sonra iş yerindeki kazana yaklaşmaya korktuğunu söylüyor. Bekar evinde bir odada 5 kişi kaldıklarını ifade eden Harmancı , Davutpaşa ’da ki patlamadan sonra ufak yemek tüpünü bile hanın koridoruna bıraktıklarını vurguladı. Plastik işi yapan bir firmada çalışan Fatma Ay da, kızının 14 yıl çalıştığını ancak 8 yıl sigortasının yatırıldığını anlattı. Emekli olduğunu ifade den Ay, maddi nedenlerden dolayı mecburen çalıştığını vurguladı. Merter ’de çalışan Aslı Sali ise 26 yaşında. Güvencesi olmayan Sali, hükümetin “ekonomimiz iyiye gidiyor” sözüne karşılık, bunlar bizimle dalga geçiyor diyor. Tekstil aksesuar firmasında çalıştığını belirten Sali, “Hergün her şeye sürekli zam geliyor, doğal gaza, elektriğe, suya, telefona, ekmeğe devamlı zam zam” şeklinde konuşuyor. Aylık 450 YTL kira ödediklerini anlatan Sali, iki kardeşinin de öğrenci olduğuna değiniyor. (İstanbul /EVRENSEL )

Kiralık işçi!

Güngören Belediyesi iş yeri temsilcisi İsmail Yılmaz : Yıllardır Belediye İş 2 No’lu Şube’de örgütlü olan işçiler AKP ’li belediye yöneticilerinin yaptığı baskı sonucunda Hizmet-İş sendikasına üye olmaya zorlandı ve 93 kişi Hizmet-iş sendikasına üye oldu 81 işçi Belediye-İş’te kaldı. Sendikamız baskılara karşı savcılığa suç duyurusunda bulundu. Bütün bunlara rağmen TİS yetkisi Hizmet-İş sendikasına verildi. Biz de itirazda bulunduk. 28 Şubat ’ta mahkeme karar verecek. Güngören ’de sayısı belli olmayan taşeron firma olduğu, belediye kaynaklarının bu taşeron firmalara aktarıldığı belirtiliyor. Ama aynı belediye yöneticileri “borcumuz çok, borç batağındayız” gerekçesiyle belediye çalışanlarının iki adet ikramiyesini ödemiyor. Güngören belediyesinde kiralık işçi diye bir şey başladı. Belediye taşeron firma ile anlaşarak bu firmadan işçi alarak çalıştırıyor. Böylelikle kıdem tazminatları ödemeden işçi çalıştırıyorlar.

AKP yaptıklarıyla samimiyetsizliğini kanıtladı

Bülent Kepenek

Pek çok mitinge ve etkinliklerle tanınan çoğu defa tozu, toprağı nedeniyle kötü hatırlanan Zeytinburnu ’daki Kazlıçeşme Meydanı , Alevilerin önemli merkezlerinden birisi olan Erikli Baba Dergahı’na ev sahipliği yapıyor. Hacıbektaş ’ın ilk halifelerinden olan Erikli Baba’nın kurduğu bu dergah yaklaşık 700 yıldır varlığını devam ettiriyor. Tarihi Erikli Baba Kültür Derneği Başkanı Avukat Metin Tarhan AKP ’nin ‘Alevi açılımı’ konusunda, Diyanet İşleri Başkanlığı ve zorunlu din derslerini kaldırmadan samimiyetini ispatlayamayacağın türban konusunda ise, laikliği aşındırmaya yönelik kullanıldığını ifade etti.

AKP ’nin sicili kabarık

AKP gibi sermayenin ve siyasal İslam ’ın temsilcisi olan partilerinin açılımlarının samimi olamayacağını dile getiren Tarhan , AKP ’nin iktidarı boyunca yaptıklarıyla sicili kabarık olduğunu dile getirdi. AKP ’nin Alevilerin talepleri konusunda somut bir adımı olmadığını kaydeden Tarhan , amacın Alevileri sistem içindeki bir pozisyona itmek olduğunu belirtti.

AKP ’nin Diyanet İşleri Başkanlığını ve zorunlu din dersleri kaldırılmadan samimiyetini ispatlayamayacağını söyleyen Tarhan , “Ülkede varolduğu kadarıyla laikliğe uyulmuyor. Saygı gösterilmiyor. Türban tartışmaları bir açıdan laikliği aşındırmaya yönelik kullanılmakta” diyerek, bu durumun AKP ’nin samimiyetsizliğinin bir göstergesi olduğunu vurguladı.

(İstanbul /EVRENSEL )
 

www.zeytinburnuhaber.org