Bab-ı Ali Baskını sürecinin Mehmet Sait Paşa’nın sadrazam olmasıyla başladığını söyleyen Prof. Dr. Ali Arslan, Mehmet Sait Paşa’nın iktidarı kaybetme korkusu ile Padişah ile görüşüp meclisin feshini sağlamasından sonra yapılan erken seçim sonucu İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin mecliste çoğunluğu sağlamasıyla başlayan süreci şu sözlerle özetledi

“Erken seçim sonunda İttihat ve Terakki mecliste çoğunluğu sağlıyor. Bu süreç yeni bir dönemi başlatıyor. Birincisi ordu kanadında harbiye nazırı istifa ediyor. İkincisi ise İttihat ve Terakki subayları ile sürekli rekabet halinde olan Halaskar Zabitan örgütü kuruluyor. Hürriyet ve İtilaf Fırkası, Halaskar Zabitan ve Prens Sabahattin grupları birleşince de güçlü bir muhalefet oluşuyor. Gazetelere bildiriler veriliyor, seçimlerin adil yapılmadığı, İttihat ve Terakki milletvekillerinin mebusluğu hak etmediği yönünde çalışmalar yapılıyor ve meclise muhtıra veriliyor.”

Muhtıra sonrasında gelişen olayları dinleyicilerine özetleyen Ali Arslan, kanlı baskına doğru ilerleyen günlerde merkezde siyasetle uğraşılırken dışarıda gelişen olayları ve Balkan Savaşı’ndaki kritik hataları da dinleyicilerle paylaştı:

“Balkan savaşlarının başlangıç sürecinde yapılması gerekilen hazırlıklar unutulmuştur. Nazım Paşa eliyle 70 bin nizami terhis edilmiş, Osmanlı askeri dörtte bire inmiştir. Nazım Paşa’nın askeri hazırlıkları doğru değildir. Rusya ve İngiltere bize karşı müttefiktir. Balkanlarda ciddi bir hazırlık yapmamız gerekirken Harbiye Nazırı bu işle ilgilenmemiştir. Bir önceki Harbiye Nazırı savunma yapmamız gerekir derken, Nazım Paşa güçlüyüz, saldıralım demiştir. Selanik’in düşmesi ile de Edirne düşme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Bunun sonucunda İngiltere, Rusya ve Fransa Türkiye’ye nota veriyor ve Edirne’nin Bulgarlara, adaların kendilerine verilmesini istiyor.”

Edirne’nin düşme tehlikesinin muhtıra sonrası artık mecliste bulunmayan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin elini güçlendirdiğini söyleyen Ali Arslan; İttihat ve Terakki’nin Edirne’yi vermeyi düşünen hükümete karşı  “Edirne Yunanlılara veriliyor” söylemiyle Bab-ı Ali Baskını’nı gerçekleştirme zemini bulduklarını belirtti ve kanlı baskın sonrasında Enver Paşa’nın hükümete dâhil oluşunu şu sözlerle anlattı:

“Bab-ı Ali Baskını’ndan sonra Enver Paşa’nın gayretiyle Edirne, Trakya bölgesi kurtarılıyor, Türkiye bugünkü sınırlarına ulaşmış oluyor. Sonrasında Sait Halim Paşa’nın tekrar Sadrazam olması ile Enver Paşa’da kabineye giriyor. Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile Prens Sabahattin Hareketi’nin Enver Paşa’yı iktidara taşıdığı söylenebilir.”