Tasavvuf’un ayrı bir din olarak algılanmasından duyduğu üzüntüyü dile getiren Gencer; modern dünyadaki din algımızın körlerin fil tarifine benzediğini söyledi.Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde her ay İslami terminolojinin mühim kavramlarını dinleyicilerine anlatan Bedri Gencer, tasavvuf kavramını anlattığı seminerine daha önce anlattığı ilim, hikmet gibi kavramlara değinerek başladı. İslami terminolojide sıklıkla kullanılan kavramların bir biriyle ilişki halinde olduğunu, biri olmazsa diğerinin eksik kalacağını ifade eden Gencer; “Tasavvuf ortaya çıkmadan önce Asr-ı Saadet döneminde bu kavramın adı fakr idi. Fatır Suresi 15. ayet “Ey insanlar! Hepiniz Allah’a muhtaçsınız.” diyor.  Fakirlik sadece Allah’a muhtaç olmaktır. Ve kulluktaki en yüksek mertebedir. Tasavvufu konuşurken ilim ve marifet kavramlarını da iyi bilmek gerekir. Çünkü bu ikisinin arası açıldıkça tasavvuf kavramı ortaya çıkıyor.” dedikten sonra tasavvuf kavramının kelime köküne değindi.
 
“Tasavvuf Arapça yün manasına gelen Suf kelimesinden geldiği söylenir. Suf’un Yunanca Sophia (hikmet demektir) kelimesinden geldiği de söylenir. En kuvvetli görüş Suf kelimesinden türediği yönündedir. Yün gömlek giydi manasında da düşünebiliriz.”Tasavvufun dinin ideolojileştirildiği, fıtratından uzaklaştırıldığı modern çağımızda başka bir din gibi algılandığını da söyleyen Bedri Gencer, bugün İslam’ın bozulmasında tasavvufun aslından uzaklaşmasının büyük etkisi olduğunu söyledi.

“Bugünkü din algımız körlerin fil tarifine benziyor. Tasavvuf ayrı bir din gibi sunuluyor. Hâlbuki tasavvuf İslam’ın özüdür. En büyük şeyh Peygamber Efendimizdir. İslam’ın 4 kapısı vardır. Şeriat, Marifet, Tarikat, Hakikât. Birinden geçmeden diğerinden geçemezsiniz. Şeirat denizdir, hakikat denizin içindeki incidir. Marifet ise şeraiti hakikate bağlama yoludur. Tarikatin ise ana işlevi sohbet ve zikirdir.” diyerek konuya açıklık getiren Gencer, sohbetin zikirden daha önce geldiğini, sohbet kültürünün İslam toplumunu ayakta tuttuğunu ifade etti. 
 
Bedri Gencer, tasavvufla birlikte alınan sohbet kavramına da değinerek; “Sahabi kelimesi sohbetten gelir. Tasavvuf eğitiminin ana kavramıdır. Çene çalmak, konuşmak manasına gelmez. Hal dili, lisan-ı hal ile konuşmaktır. Tam manasıyla sohbet; yanında bulunmak, durmak demektir. İnsanın sevdiğimiz bir yönüne yaklaşmaktır. İnsanın altı yönünden birine yaklaşmaktır. Muhabbet ise tasavvuf eğitiminin nihai gayesidir. Çünkü muhabbette insana altı yönünden birden yaklaşırsınız.” dedi.

Tasavvuf ehli tarikatlerde gerçekleşen sohbetlerin İslam tarihinde toplumları düzelten bir unsur olduğunu da söyleyen Gencer; “ Cumhuriyetle birlikte tekkeler kapatılmış yerine halk evleri açılmış fakat tutmamıştır.” diyerek bugün toplumu ahlaken eğitmenin tek kanalı olan tasavvufun bundan olumsuz etkilendiğini ve günümüzde tekkelerin sağlıklı olarak işlev gösterecek bir zemin bulamadıklarını söyledi.

Prof. Dr. Bedri Gencer, Mayıs ayında Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde “Ümmet” kavramını anlatacak.