Bizans İmparatoru 1. Leon zamanında ( M.S. 454 - 457 ) yapılan Balıklı Ayazma Klisesi ve yakınlarında bulunan DİĞER kliseler mum ihtiyaçlarını genelde Fatih Malta çevresinde bulunan mumhanelerden temin ediyorlardı. Bizanz İmparatoru Justinyen Ayasofya Kilisesi bitiminden sonra ( M.S 532 – 537 ) yıllarında o civarlarda bulunan mumhanelerin mum imalatları sırasında çevreye yaydığı kötü kokular nedeniyle mumhanelerin büyük bölümünü Haliç taraflarına koşullanmaları için gönderirken Zeytinburnu, Yedikue ve Samatya bölgelerindeki kilise ve ayazmaların mum ihtiyaçları için de Kazlıçeşme tarafında bir mumhane yapılmasını bildirir. Karaköy civarlarındaki mumhaneler de o kadar meşhurdur ki bu isim bir çok yerde kullanılmaktadır. Fatih Malta taraflarında bulunan mumhaneler çok kez yanmış ve bu yangınlar sonucunda İstanbul’un yarısından fazlası alevler içerisinde kalmıştır.

İSTANBUL’U YOK EDEN MUMHANE YANGINLARI

Malta’da 1639 yılında bir mumhanede çıkan yangın sert poyraz rüzgarının etkisiyle Fındıkzade Çukurbostan’a kadar yayılmış ve İstanbul’un 8/3’ünü yok etmiştir. Yine mumhanelerin sebep olduğu yangınlarda 1692 yılında 1500’ü aşan ev ve iş yeri, 1729’da yine İstanbul’un 8/3’ü, 1756’da Fatih’te 27 mahalle, 1870’de Galata ve Karaköy’ün tamamı yandı. Genelde 1167 yılından başlanarak Cibali ( Cebe Ali ) ‘de çıkan bir çok yangında İstanbul adeta yanarak yok olma tehlikesi geçirdi. En büyük felaket ise 1894 yılında merkez noktası İstanbul olan 10 şiddetindeki depremde İstanbul’un 8/5’i yandı. Bu deprem 3 bölgeli olarak belirlenmiş ve Konya Karaman’dan Adriyatik denizi’ne kadar tesir etmişti.

BİZİM MUMHANE NASIL YOK EDİLDİ?

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden hemen sonra 1454 yılında Fatih Malta ve Haliç kıyısında bulunan deri tabakhanelerini kötü koku yaymalarından dolayı ( O dönemlerde deriler hayli yıllar bekletilmiş köpek kakalarıyla tabaklanıyordu. 40 yıllık köpek kakası altından bile değerliydi) Kazlıçeşme tarafına nakledilmesiyle Mumhane bu tabakhaneler arasında ve 1940 yılından sonra da betonlaşarak yükselen deri fabrikaları arasında kalmıştı. İmalatı durdurulmuş olan Mumhane bu yıldan sonra çayevi gibi kullanılmaya 1990 yılından 1993 yılına kadar da Balık Izgara pişirilen bir lokantaya dönüştü. Fabrikaların yıkımından sonra Jilet Osman lakabında her tarafı kesici aletler dolu olan bir evsiz köpekleriyle burada kalmaya başladı. Onun ölümünden sonra her nedense bilinmez Mumhane tahrip olmaya başladı. Bir ara evsizlerinde barındığı mumhanenin ikinci katı sarhoşlar yüzünden yandı. Daha sonraları da belediyelerin yaptığı zemin düzeltmesi, çevre onarımı gibi fasfata çalışmaları ile iki katlı tarihi mumhane enkaz haline getirildi. Bizim elimizde şu anda gördügünüz üç evreli resimler var. Resimlerin birinde Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii yönünden mumhanenin arka tarafı görülmekte. Fabrikalar yıkılmış ve mumhane açığa çıkmıştı. Diğer resimde ise yine aynı zamanda Sultan Fatih Camii tarafından çekilmiş bir resim görmektesiniz. Bir diğer resimde ise sarhoşların vuku buldurduğu yangından sonra çatısı yanan mumhaneyi görmektesiniz. En üst manşet resimde ise mumhanenin bu günkü halini görmektesiniz. Hani tarihimize sahip çıkacaktık. Sultan Murat Han tarihi hamamı ise halen birileri tarafından keyfi işgalde çay bahçesi gibi kullanılıyor. Şimdi soruyorum. KAZLIÇEŞME ANITLARINI ACABA NE ŞEKİLDE KORUMAKTAYIZ. Cevaplayınız.

TARİHİ İKİ CAMİNİN ÜZERİNDEKİ SIVALARI SÖKÜP ESKİ HALİNE GETİRİNİZ.

Sultan Fatih Camii ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşa camilerinin bir bölümündeki sıvaların düktürüldüğünü gördük. Gerçek tarih o eski duvarlmarı arasında saklanmış fakat bazı sivri zekalılar bu iki camiyi de adeta s….ş sıvamışlar. Bu bilgileri ve Sultan Fatih Camii kapı girişinde bulunan kabristanda yatan bir gayrı müslümün hikayesini de yakında yazacağız.
kullan
ZEYTİNBURNUHABER.ORG-ÖZEL-MEHMET ALPAY