ZeytinburnuHaber

Zeytinburnunun En Büyük Haber Sitesi Zeytinburnu Haber

whatsapp hattı



metin büfe

market

oz damla

elit yapı

sembol

sembol

inşaat
İLHAN HAYIRLIOĞLU
İLHAN HAYIRLIOĞLU

Evren Hapishanesi

 Başınızı kaldırın, gökyüzüne bakın. Gökyüzündeki aya, güneşe, yıldızlara bakın, yukarıya, üste, yükseklere baktı...

Yazarlar 0 315

 Başınızı kaldırın, gökyüzüne bakın. Gökyüzündeki aya, güneşe, yıldızlara bakın, yukarıya, üste, yükseklere baktığınızı düşünüyorsunuz değil mi? Hayır. Gerçek anlamda hakikatte asla yukarıya, üste, yükseklere bakmış olmuyorsunuz. İçinde yaşadığımız evrenin devasa büyüklüğünden dolayı bir yanılmadır, bir yanlış algıdır bu. Bakılan yerler sahte, aldatıcı yukarısıdır, sahte yüksekliklerdir. Dünyadan yukarıda, üste, yükseklerde görünen aya, yıldızlara giden bir astronot, oralardan başını kaldırıp dünyaya baktığında, bu sefer dünya onun için yukarıdadır, üstedir, yükseklerdedir.  İki yüz milyar galaksilerin içindeki, yüz milyar kere yüz milyar yıldızlarla donatılmış, süslenmiş otuzbeş milyar ışık yılı büyüklüğündeki, bu devasa, bu muazzam, bu akıl almaz büyüklük, genişlik, aşağıların en aşağısındaki madde ve cisimler âlemidir. Biz bu âleme evren diyoruz Bu evrenin büyüklüğü yanında, üzerinde yaşadığımız dünya, bir iğnenin uçundan çok daha küçük kalır.İşte bu kadarcık nini miniçik mekanı, işık,gölge, sayısız ayrıntıların, öylesine mükemmel ve hassas ayarlanmış olması nedeni ile yükseklik boyutu ile birlikte  üç boyutlu olarak algılarız.Algıladığımız yükseklik boyutu sahta,aldatıcı olmasına rağmen, o kadar keskin, o kadar inandırıcı gerçeklik taşır ki, genel olarak, üçünçü boyut olan yüksekliği, pratik hayatta gerçek olarak kabulleniriz, ve sürekli kullanırız. Hakikatte, bilimin kesin verilerine göre Evren küresel bir zar gibi, bir tabaka gibi, bir örümçek ağı gibi, bir kitabın sayfası gibi iki boyutludur.Misafir olduğumuz bu evrende hiçbir yer yukarısı değildir, hiç bir yer üste değildir.Peki o zaman yukarısı neresidir? Yukarıya nasıl gidilir? Üste nasıl çıkılır? Yükseklerin yolu neresidir? Cevap şaşırtıcıdır, çarpıcıdır ve kavranılmazdır. İnanılmazdır. Yukarıya gitmek, üste çıkmak, yükseklere varmak için, somut olan ,görülen, tutulan,sert katı  her şeyin genel ifadesi, anlatımı olan ARZ’ı oluşturan madde ve cisimlerin  eşya ve varlıkların zerrelerin zerreciklerine, zerreciklerin içinin içine girilmesi gerekli ve zorunludur. Yukarıya. Üste, yükseklere çıkan yol, arz’ın  zerreciklerin içinin içinden geçer. Bu yol ilahi vahiyde geçen “enfusi”nin tam karşılığıdır. Yani kuantum fiziği aynı zamanda bize zerreciklerin içindeki “enfusi” yolları, “enfusi” ufukları gösteren, “enfusi” ufuklardaki yaradılan ayetleri okuyan bilimin adıdır.    

            Evrende, var olan her yıldız, var olan, her gök cismi, uzaydaki, yörüngesinde dönerken, aynı anda, kütlelerine, yani ağırlıklarına, eşdeğer oranında, düz, gerilmiş küresel örümcek ağı gibi olan, uzayı eğerler, bükerler, çukurlaştırırlar . Düz, gergin küresel evren sayfasını, üzerlerinde bulunan, bütün yıldızlar, bütün gök cisimleri kütleleriyle, ağırlıklarıyla, eğer, büker, bombeleştirir, çukurlaştır. Bu eğilmeye, bu bükülmeye, bu çukurlaşmaya, göre, uzayda, semada, türlü, kuturlar, türlü çaplar oluşur. Yıldızlar, uzayda, semada oluşturdukları bu kuturlardan, bu, çaplardan asla dışarıya çıkamazlar. Yani, bu, çok güçlü olan, örümcek ağı benzeri, iki boyutlu evren zarını, tabakasını, uzay-zaman ağını, evren sayfasını delemezler, yırtamazlar. Bu, örümcek ağı benzeri, uzay-zamanın dışına,iki boyutlu evren sayfasının dışına asla çıkamazlar. İster, güneşimizden, milyon kere daha büyük, muazzam, dev kütleli yıldızlar olsun, ister nötron yıldızı olsun, hepsi, bu örümcek ağı, zarı benzeri, evren sayfasının içinde mahpusturlar, hapistirler

        Evrende, bu kurala meydan okuyan, bu kuralı çiğneyen, bu kuralı yıkan, tek ve yalnız, karadeliklerdir. Karadeliklerin sonsuz küçüklükteki, noktasal tekilliklerinde, toplanan, sonsuza yakın yoğunluk, bu örümcek ağı gibi olan, uzay-zaman ağ dokusunu, yani evrenin iki boyutunu, yani evren sayfasını, öylesine eğer, öylesine büker, öylesine dürer, öylesine çukurlaştırır ki, orası sonsuz küçüklükte noktasal tekilliğe giden, uzanan bir tünel olur. Oradan, uzay-zaman ağı, evren sayfası yırtılır. Oradan, uzay-zaman ağı, evren sayfası delinir.oradan üsteki süper uzaya misal alemine bir tünel, bir kapı açılır. Oradan, uzayın, semanın, kuturlarından, çaplarından geçilerek dışarı çıkılır. Oradan madde ve cisimler âleminden, evrenden, dışarıya geçilir. Oradan, evrenin iki boyutundan üstündeki, üsteki boyutlara çıkılarak, evren hapishanesinden tahliye olunur, oradan, madde ve cisimler âleminin, evrenin, üstünde, yukarısında, en yakın komşu âleme, süper uzaya, uzay üstü uzaya, misal âlemine geçilir, çıkılır.

       Ancak ve ancak, yirminci yüzyılda, “afak”ta (ufuklarda) ve “enfüsi”de, yaratılan kitabın ayetlerini okuyabilen bilimin insanoğluna, gösterdiği, söylediği, bu inanılmaz, hayal edilemez hakikat, bindörtyüz yıl önce, indirilmiş kitabın ayeti olan, rahman 33 ayetin, asrımıza bakan, zamanımıza bakan yorumudur, tefsiridir,anlamıdır, hakikatidir. Bu, bindörtyüz yıl önce indirilen kitabın, akılları durduran, apaçık bir  büyük mucizesinden başka bir şey asla değildir.

Ey, insan ve cin topluluğu, semaların ve arzın kuturlarından (çaplarından), eğer, nüfuz ederek, çıkıp gitmeye gücünüz yetiyorsa, haydi nüfuz ederek, geçip çıkın. Bir sultan güç olmaksızın, nüfus edemezsiniz, geçip çıkamazsınız (Rahman 33)

       Burada hitap, insanlara ve cinleredir. Madde ve cisimler âlemi olan evrende, hızın belirlediği iki gerçeklik ve bu iki gerçekliğin üzerine, kurulmuş, var edilmiş iki dünya vardır. Işık hızına yakın hızlarda olan, enerjiden, yani “nar”dan kurulu, cinlerin dünyası, en düşük hız olan sıfır hızda, madde ve cisimlerden kurulu, insanoğlunun dünyası. . İnsanoğluna ve cinlere ait olan bu birbirinden ayrı iki dünya, madde ve cisimler âleminin, yani evrenin içinde iç içedir. Diğer bir anlatımla, evrenin, iki boyutunun içinde, hem insanoğlu, hem de, cinler mahpustur. İnsanoğlu ve cinler, madde ve cisimler âlemi olan iki boyutlu evren hapishanesinde mahkûmdurlar. Ne insanlar, ne de cinler, evrenden, yani, evrenin bu boyutlarından dışarıya çıkamazlar, dışarıya gidemezler. Bir sultan “güç”ün yardımı olmadan. Madde ve cisimler âleminden, yani evrenden çıkmak demek, semanın (uzayın) ve arzın çaplarından, bir üst boyuta nüfuz etmek, bir üst boyuta, bir üsteki aleme geçmek girmek demektir

Semaların çapları, semanın, bilimdeki karşılığı, uzaydır. Uzayın, türlü, türlü çapları (kuturları) vardır. Uzay, yani evren, otuzbeş milyar ışık yılı çapında olan, akıl almaz büyüklükte dev bir küredir. Bu dev kürenin, örümcek ağı benzeri olan, uzay zarının üzerinde, müthiş hızlarla dönerek, tavaf yapan, yıldızlar, gök cisimleri, aynı anda, kütleleri ile ağırlıkları ile orantılı olarak, bu örümcek ağı benzeri uzay zarını, bombeleştirerek, eğerek, çukurlaştırarak. Semalarda, uzayda, sayısız kuturları, yani çapları oluştururlar. İşte, afaktaki (ufuklardaki) bu çaplar semaların çaplarıdır. Evrendeki bütün yıldızlar, bütün gök cisimleri bombeleştirdikleri, eğdikleri, çukurlaştırdıkları, bu örümcek ağı benzerindeki uzay zarının, üzerinde kalırlar, yani afakta oluşturdukları bu çapların içindedirler. Afaktaki Bu çaplardan dışarıya asla çıkamazlar. Yani çok güçlü olan, bu, uzay zarını, bu, uzay ağını yırtarak, delerek, bu uzay zarının, ötesine, bu uzay ağının dışına gidemezler. Bunu başaracak güçleri yoktur. Bunu başaracak, uzay ağının zarını yırtacak, delecek, evrenin semalarından dışarıya geçirtip çıkaran  sultan güç karadeliklerdir.

Arzın çapları, arz, görülen, tutulan, sert ve katı, somut olan, ayak basılabilen, her şeyin adıdır. Eşya ve varlıklarda arz kapsamındadır. Arz, eşya ve varlıkların, madde ve cisimlerin genel ifadesidir. Eşya ve varlıklar, madde ve cisimler, zerrelerinden kurulmuşlardır zerrelerinden var edilmişlerdir. Makro zerrelerinden, mikro zerreciklerine doğru, iri zerrelerinden minicik zerreciklerine doğru, gittikçe küçülen çapları vardır. İşte “arz”ın çapları bunlardır. Bu, çaplar, zerreciklerin içine doğru küçülürken, aynı zamanda üste doğru, yukarıya doğru çıkılan yol olur, üst boyutlara doğru gidilen yol olur. Evrenin üsteki sınırına uzanan yol olur. İşte bu çaplar, arzın, “enfusi” ufuklarındaki çaplardır. Zerreciklerin zerreciklerine doğru gittikçe küçülen, “enfusi” ufuklardaki bu çaplar, bu küçülmenin en sonunda, çapı sıfır olan, yani, boyutsuz olan, sonsuz küçüklükteki, bir noktacığa ulaşır. Bu sonsuz küçüklükteki boyutsuz, sıfır çaplı noktacıklar, ışık hızına çok yakın hızlarla hareket eden, enerji noktacıkları olan kuantlardır. Işık hızına yakın hareket eden, çapsız, boyutsuz, sonsuz küçüklükteki bu enerji noktacıklarından, yani, “nar”dan var edilen dünya. Cinlerin dünyasıdır. Ve bu dünya, madde ve cisimler âleminin, yani evrenin içindedir. Enerjiden kurulu dünyanın, yani nardan kurulu bu dünyanın üst sınırı, üsteki sınırı, madde ve cisimler âleminin de sınırıdır. Bu sınırda. Tam tamına ışık hızında titreşen, süper sicimcikler denilen, sonsuz incelikte, tek boyutlu olan, tünelciklerin girişi vardır. İşte, bu tek boyutlu sonsuz incelikteki tünelciklerin içine nüfuz edilirse, sızıp girilirse, oradan, üsteki, onbir boyutlu olan, süper uzaya, misal âlemine geçilir, girilir. Ve evrenden, madde ve cisimler âleminden arzın çaplarından, dışarıya, öteye, üste, çıkılmış, gidilmiş olunur. Sultan bir güç olmadan bu geçiş, bu çıkış, bu gidiş asla mümkün değildir. Bu yolun, yani, arzın çaplarından  dışarıya geçirtip çıkaran sultan güçler, hızdır, zikirlerdir, tesbihlerdir, tünel teknolojileridir

    Semanın ve arzın çapları bunlardı. Madde ve cisimler âlemi olan iki boyutlu evrenden, dışarıya geçirtip çıkartan semalardaki ve arzdaki olan bu çapların dışında, evrenden dışarıya başka çıkış yolu, başka geçiş yolu yoktur. İki boyutlu Evren hapishanesinden, çıkmanın tahliye olmanın, yolu, semaların ve arzın çaplarından geçiyordu. Evrenden dışarı çıkmanın, evrenin dışına gitmenin, evren hapishanesinden tahliye olmanın, yani üsteki boyuta, üsteki aleme çıkmanın, semaların ve arzın çaplarından geçen, yalnızca iki yolu vardı. Madde ve cisimler âleminden, evrenden, çıkıp gitmenin, geçip çıkmanın, afakda ve “enfusi” ufuklardaki var olan yolarıdır bunlar.

        Günümüzdeki bilimin, yaradılan kitabın ayetlerinin yazıldığı afakda ve “enfusi” ufuklarda, okuduğu, akılları durduran, idrakleri zorlayan, hayal edeilemez, inanılmaz bu hakikat, bindörtyüz yıl önce, indirilmiş olan, kitabtaki, Rahman 33 ayetinin doğruluğunu kesin, şüphesiz apacık olarak tasdik ediyor, onaylıyordu. Bu her iki ayetlerin de sahibi olan, âlemlerin rabbinin, insanoğluna, ibret alması için, görmesi için, düşünmesi için, aklını kullanması için, gösterdiği, zamanımıza bakan, asrımıza bakan, muazzam bir mucizesidir. bindörtyüz yıl evvel, yeryüzündeki, hiçbir insanoğlunun beyni, hiçbir cinin aklı, böylesine bir hakikati, değil düşünmek, aklının, hayalinin ucunun ucuna dahi getirmesi imkânsız kere imkânsız olduğu çok açıkken,  şüphesiz ve kesin olarak belli iken, insanoğlu,  indirilen kitabın Alemlerin Rabbinin vahyi olduğuna hala inanmayacak mı? Bu insanoğlunun nasıl bir aldanışıdır. Bu insanoğlunun nasıl sapıtmasıdır. Bu insanoğlunun nasıl körlüğüdür. Bu insanoğlunun nasıl kibridir. Bu insanoğlunun rabbine karşı nasıl isyanıdır. Nasıl inkârıdır.

     Tekrar rahman 33 ayetine dönelim. Ey insan ve cin topluluğu, semaların ve arzın çaplarından, eğer, nüfuz ederek, çıkıp gitmeye, gücünüz yetiyorsa, haydi, nüfuz ederek, geçip, çıkınız, bir sultan güç olmadan, nüfuz edemezsiniz, geçip, çıkamazsınız. Ayette, nüfuz ederek, çıkıp, gitmeye, nüfuz ederek, geçip çıkmaya ve bir sultan güç olmadan, nüfuz edemezsiniz, geçip, çıkamazsınız diyerek, nüfuz etmeye özellikle vurgu yapılıyor. Nüfuz ederek, çıkıp gitmek ile nüfuz ederek, geçip, çıkmak ifadesi, anlatımı, iki boyutlu evrenden dışarıya geçebilmenin, çıkabilmenin nasıl mümkün olabileceğine işaret etmesi, göstermesi bakımından, ayetin muazzam mucizesini katlayarak sürdürüyordu.

             Nüfuz etmenin anlamı, bir şeyin içine, girme, içine sızma, içine işleme, içine girgin olmak demektir. Katı, sert, somut olan bir şey, Kendinden daha akıcı, ince, soyut, latif olan bir ortamın içine asla nüfuz edemez, içine sızamaz, içine giremez. Ancak bir sultan güçün o katı, sert, somut şeyi, içteki, üsteki aslı özü olan, nüfuz edeceği ortamın, soyutluluğuna, akıcılığına, inceliğine, latifliğine dönüştürmesi ile, o ortama Nüfuz etmek, içine girmek, sızmak mümkün olabilir, gerçekleşebilir. İnsanoğlunun madde bedeninden, cinlerin nardan bedeninden çok daha soyut olan, çok daha ince, akıcı, latif olan, tek boyutlu takyondan kurulu evrenin dışındaki üsteki  süper uzaya(misal alemine)insan ve cin topluluğu  ancak ve ancak sultan  güçler olan, hızın, zikirlerin, tesbihlerin, tünel teknolojilerin yardımı ile,  bedenlerini, takyon bedene dönüştürerek sızabilir, girebilir, Nüfuz edebilir. Unutmamalıdır ki, Ruh, öylesine bir cevherdir ki, takyon bedeni de, tıpkı madde bedeni gibi, biniti olarak kullanabilir.

       Yaradılan kitabın, afak’ına ve enfusi’sine yazılan ayetler, bindörtyüz yıl önce indirilen kitabın ayetlerinin, insanoğlunun aklını kullananlarına, düşünenlerine, görenlerine, Alemlerin Rabbi’nin vahyi olduğunu apacık olarak gösteren, şüphesiz ve kesin olarak ıspatlayan, muazzam mucize delillerden başka bir şey değildirler.

Yorum Yaz
Facebook Yorum Yaz
yukarı çık