ZeytinburnuHaber

Zeytinburnunun En Büyük Haber Sitesi Zeytinburnu Haber

elit yapı

whatsapp hattı

metin büfe

sembol

sembol

inşaat

İLHAN HAYIRLIOĞLU
İLHAN HAYIRLIOĞLU

İLİM YAZAN KUDRET KALEMLERİ

Bin dört yüz yıl önce indirilen kitabın bazı ayetlerinin, hakiki anlamlarını, manalarını, gizlediği, sakladığı sırlarını, i...

Yazarlar 0 108

Bin dört yüz yıl önce indirilen kitabın bazı ayetlerinin, hakiki anlamlarını, manalarını, gizlediği, sakladığı sırlarını, insanoğlu zamanı gelmeden, asla anlayamaz, anlamlandıramaz, tefsir edemez, açıklayamaz.Bin dört yüz yıl önce indirilen kitap öylesine mucize bir kitaptır ki, müteşabbih ayetlerinin hakiki manalarını, anlamlarını, gizlediği, sakladığı sırlarlarını  ancak, gelecek yüzyıllarda yaradılan kitabın ayetleri okundukça anlaşılabilir , manalanabilir , gizlediği sırlar ortaya çıkabilir .İndirilen kitabın ayetlerinde saklanılmış,  gizlenilmiş sırların ortaya çıkması Kıyamet zamanına kadar sürecektir. Yaradılan kitaba yazılan son ayeti insanoğlu okuduğu zaman, indirilen kitaba yazılı  en son ayetlerin, gizlenilmiş, saklanılmış manaları, anlamları, sırları bilinecek, ortaya çıkacaktır.Bu öylesine inanılmaz, öylesine hayal edilemez manaların, anlamların, sırların ortaya çıkması olacaktır ki, Bu, manalar, anlamlar, sırlar indirilen kitaba yazılan ayetlerin, Alemlerin Rabbi’nin vahyi olduğunu, insanoğluna, apaçık gösteren, şüphesiz ve kesin olarak ispatlayan, muazzam mucize delillerden başka şeyler  asla olmayacaklardır.  21.yüzyılda, yaradılan kitabın, enfusi ufuklarına yazılmış ayetleri okuyan Kuantum fiziğinin açtığı ufuklardan, bin dört yüz yıl önce indirilen kitaba yazılmış ,Kalem-1 ve Alak-4 ayetlerin 21. Asra dönük, muhteşem mucize olan anlamlarını, manalarını,tefsirlerini, sırlarını  ilk defa bu köşe yazısından okuyacaksınız. 

Nun( Sıfır küçüklükte, boyutsuz  ilk enerji noktası, ilk kuant, ilk kütle ,ilk ağırlık, Higss bozonu, yaradılan kitabın enfusi ufuklarına yazılan ilk ayetin ilk harfi).Kaleme (ışık hızında titreşen, tek boyutlu sonsuz incelikteki uzunluk olan süper sicimlere) ve satır satır(tek boyutlu uzunluktaki süper sicimler uçlarıyla sıfır küçüklükteki boyutsuz enerji noktacıklarını, iki boyutlu evren sayfasının üzerine satır, satır dizerek  )  yazdıkları şeylere, ( Kuantlara,  kuarklara, atomlara, moleküllere, hücrelere, organlara, Madde ve cisimlere, eşya ve varlıklara) andolsun.(kalem suresi)

O Kalem(ışık hızında titreşen, tek boyutlu uzunluk olan süper sicimler) ile öğretti( süper sicim kalemlerinin uçlarıyla, iki boyutlu evrenin afak ve enfusi ufuklarına yazdığı, yaradılan ayetler olan, madde ve cisimleri, eşya ve varlıkların ilmini okutturarak öğretti)(Alak 4)  

Yaradılan kitabın enfusi ufuklarına yazılan ayetleri okumayan hiçbir insanoğlu bu ayetlerin gerçek anlamlarını, sırlarını değil anlamak, tefsirini etmek, hayalini bile asla edemez. Yüzeyde, afakta beş duyunun gösterdikleri gercekler ile sınırlanmış bilgilerle  anlamlandırılmaya çalışıldığında zorunlu olarak ayette olmayan kelimeler ya ilave edilerek, yada çıkartılarak, görülenlere uyumlu, sınırlı, dar bilgilerle bir manalandırma, anlamlandırma kaçınılmazdır. Bundan dolayı kalem suresindeki satır, satır anlamına gelen yesturine kelimesi yok farzedilerek çıkarılmış , alak-4 ayetinde ise, ayete olmayan yazma kelimesi var kabul edilmiş, böylece  ayetin manası,  kalemle yazmayı öğretti olarak sıradanlaştırılıp basitleştirilmiştir. insanoğlunun kalemle yazmasına vurgu yapılmış, ayetlerin yirmi birinci yüzyıla bakan muazzam mucize anlamlarının, sırlarının üstlerine  örtü çekilmiştir. Üstüne basa,  basa tekrar ediyoruz. Yaradılan kitabın enfusi ufuklarına yazılmış ayetleri okumayan, öğrenmeyen hiçbir insanoğlu , indirilen kitabın müteşabih ayetlerini tefsir edemez, anlamlandıramaz,  manalandıramaz.                                                                                                                          

İki boyutlu madde ve cisimler âleminin, yani, evrenin, üstündeki sınırın¬da, tamtamına ışık hızı ile titreşerek  Alemlerin Rabbi’nin en güzel isimlerini tesbih eden. tek boyutlu, sıfır  incelikte, kalınlıksız, inanılmaz  esneklikte,  Kalem benzeri iğne biçimli uzunlukta, tek boyutlu süper sicimler var. Bu süper sicimle¬rin iğne biçimli uçları, ışık hızında titreşerek tesbih ettikleri yüce isimlerin   özündeki kudretleri, iki boyutlu evren sayfası  üzerine boyutsuz enerji noktacıkları(Kuantlar) olarak satır, satır dizerek, ilim olarak yazan kudretin  kalem uçlarıdır. Bu ışık hızı ile titreşen tek boyutlu kalem olan süper sicimlerin uçlarının, iki boyutlu madde ve cisimler alemi olan, küremsi evren sayfası üzerine yazdıkları ilk şey noktadır.Bu nokta, madde ve ci¬simler âleminin, en üstündeki sınırında, ışık hızının bir altındaki hızlarla hareket eden, boyutsuz, sı¬fır küçüklükte, enerji noktacığı olarak algılanır. İlk kuant budur. Cern parçacık çarpıştırma laboratuarında aranan Higss bozonu, ilk kütle, ilk ağırlık budur. Eşya ve varlıkların zerrelerin zerreciklerine doğru uzanan en içteki sınırında, en üsteki sınır tabakasında, enfusi ufuklardaki yaradılarak yazılan ayetlerin ilk harfi budur. Boyutsuz bu ilk enerji noktacığının ayetteki ismi Nun’dur. Kuantum fiziğindeki özel ismi  Higss bozonu, genel ismi ise Kuant’dır.

Boyutsuz enerji noktacıklarının, yani kuantların ışık hızındaki titreşimlerinin  bir araya ge¬lip, birleşmeleri, farklı farklı dizilmeleri, satır satır sıralanma¬ları, yani yazılımları, Enerji dünyasını ve bu dünyanın akıllı bilinçli varlıkları olan cinleri ifritleri var eder. Yine, kuantların titreşimlerinin bir araya gelip birleşerek, satır, satır dizilmeleri, yani yazılımları, bir alt katmanda, bir aşağı tabakada, kuarklar ve atomla¬r olarak okunur . Atomların titreşimlerinin bir araya gelip, birleşmeleri, farklı fark¬lı dizilmeleri, satır, satır sıralanmaları, yani yazılımları bir alt katmanda, bir aşağı tabakada, moleküller olarak okunur. Moleküllerin titreşimlerinin bir araya gelip, birleşmeleri, farklı,  farklı dizilmeleri, satır, satır  sıralan¬maları, yani yazılımları bir taraftan cansız diye nitelendirilen, elementler, madde ve cisimler olarak okunurken, diğer taraftan, canlıların yapı taşları olan. DNA, RNA, Protein molekülleri hücreler olarak okunur. Hücrelerin titreşimlerinin bir araya gelip, birleşme¬leri, farklı ,farklı dizilmeleri, satır ,satır sıralanmaları, yani yazılımları bir alt katmanda, bir aşağı tabakada, canlıların organları olarak okunur. Organların titreşimlerinin bir araya gelip, birleşmeleri, farklı  ,farklı dizilme¬leri, satır, satır sıralanmaları, yani yazılımları en dıştaki katmanda, en yüzey¬deki tabakada, en alta, en aşağıda, birbirlerine benzemez şekil ve suretlerde trilyonlarca canlılar olarak okunur. Aşağıların aşağısındaki, yaradılan kitabın afakına ve enfusi ufuklarına yazılan ayetlerinden başka şeyler olmayan Madde ve cisimler alemi iki boyutlu evren sayfasının üzerine ilim olarak böyle yazılıyordu.  

Bütün kuantlar,  bütün atomlar,  bütün moleküller, bütün hücreler,  bütün organlar, yalnızca kendi üzerlerine yazılan işlerini,  vazifelerini, görevlerini, sürekli ve kesintisiz, eksiksiz hatasız ve kusursuz olarak yerine getirirlerken, aynı anda, sürekli olarak,  uzayın her yerinde olan  ışık hızındaki titreşimleriyle, birbirleriyle inanılmaz bir uyum içinde, birbirleriyle akıl almaz bir işbirliği içindedirler, birbirlerinden inanılmaz bir biçimde haberdar¬dırlar. Her an, iç içe bir aradadırlar, beraberdirler, her an iç içe birliktedirler. Evrende,  manasız, hedefsiz olan,  boş, gayesiz olan, asla tek bir zer¬recik yoktur. Madde ve cisimler âleminde, var olan her zerrenin, var olan her zerre ile, görünmez olan, gizli olan kendilerine özgü, her an uzayın her yerinde olan, ışık hızındaki titreşimleriyle sürekli olan bir münasebetleri, devamlı olan bir ilişkileri, kesintisiz bir haberdarlıkları vardır. Her minicik bir hareket, evre¬nin bütünü tarafından bu titreşimlerle algılanır. Evrenin şuurlu ol¬ması budur. En içten, en dışa,  en yüzeye doğru, en üsten, en alta , en aşağıya doğru, "enfusi" ufuklardan,  afaklara doğru, tek bir boyutsuz enerji noktasından her şeye doğru,  görülmeyenlerden,  görülenlere doğru, "tek"ten, sayısız çoklara doğru, öylesine iç içe olan inanılmaz  dizilişlerle, üsten aşağıya doğru,  iç içe akıl almaz sıralanışlarla, satır, satır dizilimlerin yazılımlarıyla, eşya ve varlıklar yaratılıyordu ki, boyutsuz enerji noktacıkları, atomlar, moleküller, hücreler, organlar, aynı anda birbirlerinin hakimi olurlarken, aynı anda birbirlerinin mahkûmu oluyorlardı.

Allahın(c.c)yüce  isimlerini tesbih eden, kalem biçimli, tek boyutlu süper sicimlerin ışık hızında titreşen kalem uçları, yüce isimlerin özündeki kudretleri, iki boyutlu evren sayfasının üzerine, yalnızca insanoğlunun okuması için, "enfusiler"den afaklara doğru, sürekli ve kesin-tisiz olarak, birbirlerinin devamı olarak, birbirlerine bağlanmış olarak, en içten dışa, yüzeye doğru, üsten en alta doğru kesin¬tisiz, durmadan, sürekli akan, yaradılan ayetler olarak, muazzam mucizeler zinciri olarak yazıyordu. Bu, alemlerin Rabbinin, varlığını, birliğini, sonsuz kudret ve ilim sahibi olduğunu, insanoğlu  görsün , düşünsün diye, aklını kullanarak  yaradan Rabbinin adı ile okusun diye, "Enfusi" ufuklardan afaka doğru, ilim olarak yaratılan ayetlerin yazılarıdır. İnsanoğlu, tek boyutlu kalem uçlarının titreşimlerle,  benzersiz, örneksiz olarak, "enfusi"den afaka doğru yaratılan ayetleri ilim olarak nasıl yazdığını okudukça, öğrendikçe bu yazıyı kopya ederek, taklit ederek, titreşimlerin dilini kullanarak, dijital yazılımı geliştiriyor. Manyetik ekranlarda yazdığı yazılar ile malzemeleri üç boyut¬lu kalıplara, şekillere, biçimlere, çevirmeyi, dönüştürmeyi ba¬şarıyor. Similatörlerde yapay gerçekliği oluşturuyor .Bu teknolojide henüz yolun başındadırlar.

En aşağıda, en alta, en dışta, en yüzeyde, kabukta birbirlerine benze¬mez şekillerle, suretlerle, biçimlerle, bedenlerle yeryüzünde görülen trilyonlarca canlıların, özü, aslı, kaynağı, en içlerin¬deki, en üstlerindeki, şekli olmayan, sureti olmayan, biçimi olmayan, bedeni olmayan, küçüklüğü sıfır olan, enerji nokta¬cıklarıydı. Kuant denilen bu sıfır küçüklükteki enerji nokta¬cıklarının titreşimleri dizilerek, satır satır sıralanarak, kümeleşerek organize olma¬larını, en dışta, en yüzeyde, en alta, en aşağıda, madde ve ci-simler olarak, eşya ve varlıklar olarak, algılıyorduk, görüyor¬duk, okuyorduk. Dünyadaki trilyonlarca canlıların birbirlerine benzemez suretleri, şekilleri, biçimleri, bedenleri, biçimi olmayan, sureti olmayan, şekli olmayan, bedeni olmayan, boyutsuz, sıfır kü¬çüklüğündeki, enerji noktacıklarının, titreşimlerinin dizilişleri  satır, satır sıralanışları ile iç içe kümeleşmeleri ile yazılarak var ediliyordu. İnsanoğlunun öğrendiği, ilim dediği her şey, KUDRET KALEMİ olan, ışık hızında titreşen tek boyutlu süper sicimlerin uçlarının, tesbihlerinin özündeki kudretleri, iki boyutlu evren sayfasının üzerine ilim olarak  satır satır yazdıklarını okumasından başka bir şeyler asla  değildirler. Yaradılan kitabın enfusi ufuklarına yazılan ayetlerden öğrenilen, o kalem ile öğretti ayetinin anlamı sırrı budur. Yaradılan kitabın ayetleri, indirilen kitabın ayetlerindeki sırları açıklarken, indirilen kitabın ayetlerin, Alemlerin vahyi olduğunu apaçık olarak gösteren, şüphesiz ve kesin olarak ispatlayan mucize deliller oluyordu.. Bu indirilen kitabın asrımıza dönük muazzam bir mucizesidir.  

Yorum Yaz
Facebook Yorum Yaz
yukarı çık