ZeytinburnuHaber

Zeytinburnunun En Büyük Haber Sitesi Zeytinburnu Haber

elit yapı

whatsapp hattı

metin büfe

sembol

sembol

inşaat

İLHAN HAYIRLIOĞLU
İLHAN HAYIRLIOĞLU

YARADILIŞIN SIRRI DALGA  PARÇA  DÖNGÜSÜ 

Işık hızında uzayın ayni anda her yerinde olan dalgaları değil görmek, hayalde dahi canlandırılması  son derecede zordur. Ti...

Yazarlar 0 214

Işık hızında uzayın ayni anda her yerinde olan dalgaları değil görmek, hayalde dahi canlandırılması  son derecede zordur. Titreşimlerinin dışında, bibirbirlerinin aynisi olan bu dalgalar  sert, katı görünen çok çeşitli maddelere, kusursuz, hatasız çalışan organlarıyla, birbirlerine benzemiyen şekil ve suretlerdeki karada, havada, denizde yaşıyan sayısız canlılara nasıl dönüşebiliyorlar? Bu dönüşümün sırrı nedir? Bunun cevabını, dünyada ilk ve tek olarak bu makaleden okuyacaksınız. Anlaşılmaz denilen Kuantum fiziğinin anlaşılabilir olduğunu göreceksiniz.

Yemek masasının üzerindeki hareketsiz duran, sert bir elmayı elinize aldınız ve yiyorsunuz. Sadece hareketsiz sert bir elmayı mı yediğinizi zannediyorsunuz? Elmanın mini miniçik parçacıklarının içlerinin içlerindeki, trilyonlarca atomların cevresinde saniyede binlerce kilometre hızlarla dönerek hareket eden elektronlerı, proton ve nötronları, ışık hızında dalga halinin sürekli olduğu boyutsuz enerji noktacıkları olan Kuantları, uzaya yayılmış ışık hızında dalgalardan başka bir şey olmıyan, tek boyutlu süper sicimleri de ayni anda elmayla birlikte afiyetle yiyorsunuz. Ne kadar inanılmaz değilmi? Haklı olarak şunu sorabilirsiniz. Midenin, elmanın atomlarını beden için kullanabileceğini anlıyoruz da, kuant, süper sicim denilen, ışık hızında uzaya yayılmış dalgalarla  midenin ne işi olabilir? Haklısınız, onlarla midenin değil bedenin kendisinde var olan kuantların, süper sicimlerin işi var. Parçacıklarının içlerinin içlerindeki varlığı hayal  edilemez bu hakikat, yalnızca elinizde tutuğunuz  elma ile sınırlı değilki, her ne yerseniz yiyin, hepsinin miniçik parçacıklarının kalbindeki öz  ışık hızındaki dalgalardır, titreşimlerdir. Bitmedi, Madde, cisim adına eşya, varlık adına var olan her şeyin miniçik parçacıklarının içlerinin içinde asla değişmeyen mucize hakikat  budur. Elmayı yediğinizde mide elmanın atomlarını  madde beden için kullanırken, ayni anda elmadaki kuantların dalgaları, süper sicimlerin dalgaları, bedende  sürekli, her an var olan kuantların dalgaları ile, süper sicimlerin dalgaları ile etkileşir, girişim yapar. İnsan üzerinde zihinsel ve bedensel  etkileri olan görünmez, gizli bir bağdır bu. Bu görünmez bağı ortaya çıkaran kuantum fiziğidir.     

19. yüzyılın sonlarında,  fizikcilerin maddelerin neden var edildiğini, aslının, özünün, temellerinin ne olduğunu,  bilmeyi, öğrenmeyi istemek merakları, maddenin zerrelerinin zerreciklerinin içinden kalbine doğru muhteşem yolculuğu başlatan neden olmuşdu. Bu merak çağımızdaki sihirlerle yarışan teknolojilere bilgi kaynağı olan Kuantum fiziğini doğurdu. Bu yolculuğun başlangıçında, fizikçilerin bekledikleri, umdukları, bir daha parçalanması, bölünmesi mümkün olamıyan bir temel parçacıkdan başka bir şey değildi. Çünkü, maddelerin, bir temel parçacığın yığınları, kümeleri olduğunu düşünüyorlardı. Sert, katı, hareketsiz duran maddenin, en küçüçük  temel parçacığı da ayni özelliklere sahip olmalıydı. Başka nasıl olabilirdi ki ? yüzyıldan fazla süren, hala günümüzde devam eden, maddenin parçacıklarının içine, görünmeyen enfusi ufuklarına doğru bu destansı yolculukta maddenin parçacıkları hal dilleri ile Kuantum fizikçilerine var oluşlarının inanılmaz sırlarını söylüyorlardı. Bak, beni hareketsiz, sert, katı, bir parçacık olarak görüyorsun, buna inanıyorsun, ama ben saniyede    binlerce kilometre hızlarla proton ve nötronun çevresinde hareket eden elektronların olduğu  atomlara bağlıyım, onların yüzeydeki görüntüleriyim. Atomlar varsa bende varım, atomlar yoksa bende yokum. Atomlar, ben ışık hızında uzaya yayılmış dalgalar olarak algılanan, boyutsuz enerji noktacıkları olan Kuantlara bağlıyım. Kuantlar varsa bende varım, kuantlar yoksa bende yokum. Kuantlar, ben tamamen ışık hızında uzayda yaygın dalgalar olan, tek boyutlu süper sicimlere bağlıyım. Süper sicimler varsa bende varım, süper sicimler yoksa bende bende yokum. Süper sicimler, eğer bana üst boyutlardan, iki boyutlu evrenin dışından bakabilseydiniz aslında benim, sizin düşüncelerinizde, rüyalarınızda girdiğiniz , evreni her yönden kuşatan,  soyut alem olan,onbir boyutlu süper uzayın yapısını, dokusunu oluşturan, ışıktan binlerce, milyonlarca kere daha hızlı dalgalanan, takyon adını verdiğiniz, sonsuz incelikteki, bildiğiniz hiçbir şeye benzemeyen, hayalini etmekden aciz olduğunuz tüneler olduğumu görürdünüz. Canlılarda da, bedenlerin  organlarına, organlarn, hücrelerine, hücrelerin atomlara mahkum olmasıyla ayni var oluşun hakikatine sımsıkı bağlanıyorlard. En içten, üsten en dışa, en alta doğru,enfusi ufuklardan afaka yüzeye doğru, en hızlıdan en yavaşa doğru,en soyuttan en somuta doğru,  en görünmeyen, saklı, gizli olandan, en görünene, en açığa çıkana doğru olan mucize bir yaradılış zinciriydi bu. Işıktan çok daha hızlı dalgalanan tek boyutlu tüneller (Takyonlar) , bunların ışık hızına düşmüş halleri olan tek boyutlu süper sicimler,ışık hızının altında kalan boyutsuz enerji noktacıkları kuantlar, Atomlar, hücreler, organlar, bedenler,eşya ve varlık olarak var olan her şey, sürekli, kesintisiz ayni anda iç içe birlikteler,hepsi asla ayrılmaz biçimde beraberler. Hepsi ayni anda,hem birbirlerine mahkumlar, hem birbirlerine hakimler. Ayni öz’den var oldukları için, uygun şartlar altında birbirlerine dönüşebiliyorlar. sihirle yarışan teknolojilerin sırrı bu dönüşümlerdir.  Bu mucize yaradılış zincirinin apaçık gösterdiği hakikat şudur. Titreşimlerinin dışında birbirlerinin aynisi olan, sonsuz incelikteki, tek boyutlu süper sicimlerin, ışık hızında uzayın her yerinde olan dalgalarından,birbirlerine asla benzemiyen, sayısız çeşitlikteki, madde adına varlık adına evrende var olan her şey, her an, sürekli olarak var ediliyorlar, yaradılış  zinciri kesintisiz, her an sürüyor. Birbirlerinden asla kopamaz öylesine bir mucize yaradılış zinciriydiki bu, Hz. İsa peygamberin ölüleri diriltme mucizesi bile, bu yaradılışın mucizesi karşısında sönük kalır.   

Bir daha  parcalanamaz, bölünemez bir temel parçacığı bulmak için, maddenin içinde yolculuk yapan Kuantum fizikçilerine, maddenin parçacıklar varlıklarının sırları hakkında, bundan daha sarsıcı, bundan daha şok edici başka ne söyleyebilirlerdi?..Bu muazzam mucize yaradılış zincirininin arasındaki ilişki nasıl anlamlandırılacak? Nasıl manalandırılacak? İnsanın aklı şaşkın, açiz ve caresizdi. Bunun için Kuantum fizikcileri kuantum fiziği anlaşılamaz, anladım diyen anlamamışdır demek zorunda kalıyorlardı. Haklılardı, yaradan, yaratığı bu mucize yaradılış hakikatinin anlamını, indirdiği kitabın ayetleriyle insanoğluna bildirmese, hiçbir insanoğlunun aklı bu mucize yaradılışı anlamlandıramaz, manalandıramaz. Bindört yüz yıl önce indirilen kitap olan Kuran  insanoğluna şu bilgileri bildiriyor. Yedi kat gökler ve yeryüzü ve içindekiler Allah’ı tesbih ederler. Onu hamd ile tesbih etmeyen hiçbirşey yoktur. Fakat onların tesbihlerini siz anlayamassınız. (İsra-44 ayeti)

O ilmi ile her şeyi kuşatmışdır (Taha- 98)..Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ı tesbih etmektedir (Haşr 59-1 ayeti).Bu ve Kurandaki benzer ayetlerin ışığı altında, islamın bilginleri binyıldır, madde ve cisimler, eşya ve varlıklar için,  Allahın güzel isimlerinin yansımalarıdır, yankılarıdır, sızıntılarıdır, ilim olarak varlık alanına çıkmalarıdır. Diye kitaplarında yazdılar, söylediler. Seslerin, sözlerin ana kaynağı titreşimlerdir. Titreşimler seslerin, sözlerin temsilcileridir. Bunun için, süper sicim kuramcıları, Eşya ve varlığı var eden süper sicimlerin ışık hızındaki titreşimlerine müziğin yankı örüntülerinin  tezahürleridir, yansımalarıdır. Kozmik senfonileri, melodileri, notalardır. Diyorlar ve yaratıcın bu kozmik senfoniler, melodiler, notalar üzerinden insanoğluna neler söylediğini merak ediyorlar, anlamaya çalışıyorlar. İslam bilginlerinin indirlen kitap olan Kuran ayetlerini okuyarak, eşya ve varlığın  özünün, kaynağının hakikati hakkında  bin yıldır söyledikleri ile süper sicim kuramcılarının yaradılan kitabın ayetleri olan eşya ve varlıkları okuyarak söyledikleri arasında bin yıl sonra ne inanılmaz bir yakınlaşmadır, ne harika, muhteşem bir buluşmadır bu. Bu bilgiler ışığında yaradılışın sırrı olan dalga parçacık döngüsünü açalım     

Allah’ın en çok bilinen doksan dokuz tane güzel isimleri vardır. Bu isimler ayni zamanda  onun sıfatlarını temsil eder. Allah’ın güzel isimlerinden olan, her şeyi yoktan var eden manasındaki EL HALİK , her şeyi örneksiz, benzersiz yaratan manasındaki EL MÜBDİ , şekil ve suret veren manasındaki EL MUSAVVİR  isimlerinin manalarında var olan kudretler, kudret seviyesindeyken, yani ışık hızında dalgalar halinde tesbih edilirlerken,yalnızca sözler’deyken,  bu isimlerdeki kudretler,ortaya  çıkmadıklarında görülemezler,yoktan nasıl var edildiğinin, örneksiz, benzersiz nasıl yaradıldığının birbirlerine benzemez şekil ve suretlerin nasıl olduğunun anlamları, manaları asla anlaşılamaz, bilinemez, öğrenilemez. Bu kudretler ancak, dalgalarından, sözlerin’den, yani tesbihlerinden dışarı sızdıklarında, yansıdıklarında, yankılandıklarında,  ilim olarak, eşya ve varlıklar halinde varlık alanına çıktıklarında görülür olduklarında, manaları, anlamları anlaşılır, öğrenilir olurlar. Günümüzde gerçekleştirilen harika teknolojiler, bu yaradılışın basit birer kopyalarıdır. Elektromanyetik dalgalara yüklenen bilgiler, ışık hızında dalgalar halindeyken,çevremizde her yerde oldukları halde görünmezler, anlamları, manaları bilinemez, dalgalardaki bu bilgiler, bir telefon, televizyon ekranında, bir bilgisayar monitöründe, yazılara, şekillere, suretlere dönüşüp  görünür olduklarında anlamları anlaşılır, bilinir olur. Bu dalgalardaki bilgilerin bir çeşit ilim olarak ekranlara yansıması, sızması, ilim olarak ekranlarda varlık alanına çıkmaları  değilmidirler? Allah’ın üç güzel isminden örnek verdik. Doksan dokuz ismin tamamında bu böyledir. Allahın güzel isimleri ışık hızında dalgalar iken, yani tesbih edilirlerken, sözler mertebesindeyken, manalarındaki kudretler, tesbihlerinden dışarı sızarak, yansıyarak, yankılanarak ilim olarak varlık alanına nasıl çıkarak görünür oluyorlar? Kuantum fiziğinin açtığı ufuklardan, Dünyada ilk olacak bunun cevabını açıklayalım. Biz burada konuyu anlaşılır sağlayacak kadar,güzel ısimlerden örnekler vererek  anlatacağız, hakikatte Allahın bütün güzel isimlerinin ilim olarak varlık alanında olduğu unutulmamalıdır   

Her şeyi yoktan var eden EL HALİK ismininin ışık hızındaki tesbihi  olan tek boyutlu süper sicimin ucunun, örümcek ağı benzeri iki boyutlu evrenin balonumsu yüzeyine değdiği kesiti izdüşümü, Kuant denilen, boyutsuz enerji noktacığı olarak görünür.Bu kuant süper sicimler gibi tamamen ışık hızında dalga değildir.Bu Kuantın ışık hızındaki dalgalarının son derecede küçük bir kısmı dalgalanmıyarak durarak, kütle olarak algıladığımız bir parçacığa dönüşmüşdür. İki boyutlu evrende,  yokdan var edilmenin ilk merhalesi  budur. Kütleyi temsil eden ilk parçacığın ortaya çıkışı budur, Higss bozonu denilen sıfırdan  büyük ilk kütlenin,ilk ağırlığın, ilk cisimleşmenin ortaya çıkışı budur. Bu kütleden dolayı Kuant’ların hızı ışık hızının bir altına düşmüşdür. Diğer bir anlatımla, yaratılan kitap olan iki boyutlu evren sayfasının üzerine, EL HALİK’i tesbih eden kudret kalemi olan, tek boyutlu süper sicimin ucuyla, yaradılan kitabın enfusi ufuklarına yazılan ilk ayet, ilk harf bu boyutsuz kuant noktacığıdır. Bu ilk yaradılan nokta ile birlikde ayni anda, diğer süper sicimlerin tesbihlerin özündeki kudretler de devreye girerler. Eşya ve varlığı örneksiz ve benzersiz yaratan EL MÜBDİ ismini, şekil ve suret veren EL MUSAVVİR ismini tesbih eden tek boyutlu süper sicimlerin ışık hızındaki dalgaları. EL HALİK ismini tesbih eden süper sicimlerin dalgaları ile birleşirler, iç içe geçerler kümeleşirler (tünelleşme budur) ,iki boyutlu evren sayfası üzerinde kesitleri, izdüşümleri olan boyutsuz enerji noktacıkları kuantlarda bir araya gelir, birleşir, kümeleşir, bunun sonucunda, kuantların ışık hızındaki dalgalarında dalgalamayan, duran dalgaların kısmı, oranı artar,  dalgaların durduğu bu kısımların yerleri birbirlerine benzemez, örneği asla olmıyan, şekil ve suretler olarak  kuarklara, atomlara, moloküllere, elementlere, canlılarda hücrelere dönüşürler.

İsimlerdeki kudretler, tesbihlerinden böyle yansıyorlardı, sızıyorlardı, ilim olarak varlık alanına  böyle çıkıyorlardı. Yine ayni anda, dirilten, canlandıran, hayat veren EL MUHYİ ismini, her şeyi kusursuz, hatasız yerli yerinde yaratan EL BARİ isimini, besinlere en uygun organları var eden EL MUKIYT ismini, en güzel şekilde, uyumlu ve ahenk içinde yaratan EL BEDİ ismini, süsleyen EL MÜZEYYİN ismini, ömrün bekasına lazım olan besinleri, nimetleri ummadıkları yerden veren ER REZZAK ismini tesbih eden süper sicimlerin ışık hızındaki dalgaları el Halik, el mübdi, el musavvir isimlerini tesbih eden süper sicimlerin dalgaları ile birleşirler, iç içe geçerler, kümeleşirler, Tünelleşirler. Kesitleri, izdüşümleri olan kuantlarda ayni anda birleşince, iç içe geçince, kümeleşince, bu kuantların ışık hızındaki dalgalarında dalgalanmayan, duran dalga kısımları, oranları öylesine artar ki, dalgaların son derece büyük bir kısmının hızları  sıfır hıza düşer. Bu duran dalgaların  yerleri,  mekanda yerleşik ve kararlı olan, hareketsiz görünen  elementler, maddeler, olarak ,havaya, karaya, denize uyumlu, hatasız, kusursuz mükemmel çalışan organlarla donatılmış, örneksiz, benzersiz sayısız canlılar olarak insanoğluna görünürler. Tek boyutlu süper sicimler olarak isimlendirilen, uzayın her yerinde olan, Işık hızındaki dalgalardaki, hakikatte, Allahın güzel isimlerinin tesbihlerinin özüneki kudretlerin yansıyarak, sızarak, yankılanarak, iki boyutlu evrenin hüküm ve kurallarına göre, her şeyi kuşatan ilim olarak varlık alanına çıkışları budur. Süper sicim kuramcıların, müziğin yankı örüntüleri, kozmik senfonileri, besteleri, notaları dediklerinin aslı, hakikati budur. Süper sicimlerin ışık hızındaki dalgaları, yanİ tesbihleri, hiçbir zaman tamamen durmazlar, asla yok olmazlar. Asla sıfırlanmazlar. Evrende madde ve cisim adına, eşya ve varlık adına var olan, atomlardan insanlara, bütün canlılara kadar, kuantlardan, madde ve cisimlere dünyanın kendisine kadar, yıldızlardan, galaksilere, evrenin kendisine kadar her şeyde Madde ve cisim adına, eşya ve varlık adına var olan,  en küçük şeyden en büyük şeye kadar, o varlığa ait, o varlığa özel olan, o varlığın kimliği olan, her an, kesintisiz, sürekli gizli saklı şekilde varlığını sürdüren, uzaya yayılmış, ışık hızında dalgaları, yani tesbihleri vardır.  Bu dalgalar, Evrende inanılmaz, hayal edilemez birbirleriyle sürekli etkileşen görünmez kozmik ağları var eder. İnsanoğlu bilinci ile, düşüncesi ile, sözleri ile,  kesintisiz olarak, evrenin bu kozmik ağları ile ilişki içindedir.   

Gerçekte bu kozmik ağlar, onbir boyutlu soyut alem olan süper uzaydaki, ışıktan çok daha hızlı dalgalanan, tek boyutlu tünellerin(takyonların) ışık hızına düşmüş hallerinden başka bir şey değillerdir. İnsanoğlunun ilminin ulaşacağı en son zirve, yaradılan kitaptan okuyacağı en son ayet bu tünellerin ilmi olacakdır. Bu ilim, eşyayı göz kırpmasından önce, çok uzaklara nakledebilmeyi, görünmezliği, zamanda yolculuğu mümkün yapabilecek, tünellerin  inanılmaz güçlerini kullanabilen teknolojileri ortaya çıkarabilecekdir.    
                                                                                       

Yorum Yaz
Facebook Yorum Yaz
yukarı çık