Sağlık Bakanlığı tarafından yetki verilen PCR laboratuvarları salgının başladığı ilk günden beri büyük bir özveriyle çalışıyor. Olası vaka tanımına uyan kişilerden nazofaringeal (geniz ve burun) alınan sürüntü örnekleri, Sağlık Bakanlığı’na bağlı PCR laboratuvarlarında inceleniyor. Koronavirüs salgını kapsamında test yaptıran kişinin PCR sonucunun pozitif veya negatif olduğu bu merkezlerde yapılan incelemelerin ardından belli oluyor. İstanbul’da da Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamuda hizmet veren 17 PCR laboratuvarı bulunuyor. 200 teknik personel, 40 kişinin de uzman hekim olarak görev aldığı İstanbul’daki laboratuvarlarda günlük 60 bine kadar numune çalışılabiliyor. Laboratuvarlarda salgın başladığından bugüne kadar 7 milyon 750 bin test çalışılırken, Milliyet olarak İstanbul’daki koronavirüs pandemisi nedeniyle yetkilendirilen ilk PCR Laboratuvarı’nı İl Sağlık Halk Sağlığı Başkan Yardımcısı Dr. Esra Şahin ile birlikte gezdik.

Solunum yolu patolojilerinin çalışıldığı Zeytinburnu’ndaki 1 Nolu Halk Sağlığı Laboratuvarı, ilk Kovid-19 testi incelemesinin yapıldığı yer. “Kimlere test uygulanıyor” diye sorduğumuz Dr. Şahin, kriterleri anlattı:“Bakanlığımızın yayınlamış olduğu Kovid-19 rehberinde şöyle ki, ilk baştan beri kişinin ateş, öksürük, kas ağrıları, koku ve tat kaybı gibi şikayetleri olduğu zaman, bunlar bizim için kişinin semptomu olduğu anlamına gelir. Hastaneye başvurulan kişilerden de olası vaka tanımına uyan vakalar rehber doğrultusunda değerlendirilerek numune alınır. Bunun dışında kişi temaslı mı, gittiği bir yerde pozitif vakalar çıktıysa bir temas öyküsü veya riskli bölge ziyareti var mı, onlara bakılır. Bunlara göre olası vaka tanımına giren vakalardan numune alınır. Sadece cezaevi ve huzurevi gibi yaşayan yerlerde bir tarama testi yapıyoruz. ASAL taramaları sevk öncesi numune alınır. PCR testi bir tarama testi değildir. Tanı koydurucu bir testtir.”

Özellikle kamuoyunda testlerin bazen yanıltıcı veya yanlış olduğu ile ilgili iddialara da yanıt veren Dr. Şahin, bunun olası nedenlerini açıkladı:“PCR testlerinin birinde pozitif, diğerinde negatiflik olmaz. Çünkü PCR sonucunu pozitif aldıysak pozitif vaka olarak sisteme kaydı yapılır. Negatif olması gibi bir durum, yapılan testte sürüntünün yanlış ve eksik alınması ya da materyalin eksik gelmesinden dolayı yanlış negatifler verebilir. Ama pozitifi gördüğümüz zaman kişiyi de pozitif kabul ederiz. Sistemde pozitif vaka düştükten sonra filyasyon ekiplerinin görevi başlar, vakanın ve temaslılarının filyasyon süreci başlar” dedi. Dr. Şahin, testlerin çıkış süresi ile ilgili de, “Numunenin alınıp sistem kaydının oluşturulması süreci, kişinin numunesinin alınması, numune alındıktan sonra ön işlemleri bittikten sonra 8.5-9 saat içinde test sonucu çıkıyor. Laboratuvardaki süreçte de en fazla 4-4.5 saatte sonuçlanıyor.”

Dr. Şahin şöyle devam etti:“Her hastanede laboratuvar yok. Alınan numune başka bir hastanede alınsa da laboratuvuar kısmında ön bir kabul oluyor. Bu numuneler hastanelerden belli referans laboratuvarlara getirilerek çalışılıyor. Labaratuvarlara gelen örnekler barkodlama işleminden sonra; önce ön aşama temiz alanda çalışma yapılıyor. Kirli alan çalışma alanına getiriliyor. Daha sonra çalışma yapılacak PCR cihazına atılıyor. Elle bir müdahale olmuyor. Bu cihazlar dökümleri raporlamasını verdikten sonra uzmanlar tarafından okunarak, sistemsel onayları yapılıyor. Sistemsel onaylamanın ardından filyasyon ekiplerinin pozitif vakayı görebileceği sisteme düşüyor.”

Zeytinburnu’ndaki 1 Nolu Halk Sağlığı Laboratuvarı’nda görevli mikrobiyoloji uzmanı ise numune alımının önemine dikkat çekerek, şunları dedi:“Kombine dediğimiz hem ağızdan hem de burundan bakanlığın numune alım kurallarına göre alınmalıdır. En arkaya değecek şekilde numune almak, sadece ağızdan ya da sadece burundan almak yeterli olmaz. Ayrıca numunenin alımından sonraki transfer koşulları da etkilemektedir. Kısaca sonucu etkileyen pek çok değişken vardır. Kombine örneklerde PCR pozitiflik oranı pek çok değişkene rağmen hata payı yüzde 15’tir. Artık herkes PCR’yi biliyor. Türkiye’de herhangi bir laboratuvarımızdan dokuz aydır hiçbir bulaş olmadı. Çünkü o kadar dikkatli çalıştık ki, nasıl korunacağımızı nasıl yapacağımızı öğrendik.

MİLLİYET-CİHAT ASLAN