Habetürk’ten Emrah Doğru’nun haberine göre, 23 yıldır evli olan Nurtaç Canan, evlilikleri boyunca kocası Ragıp Canan’dan sürekli şiddet gördü, boşanmak istemesine rağmen eşi kabul etmedi. Yıllarca uygulanan şiddete karşı gelemedi. Pandemi sürecinde kocasıyla birlikte çalıştırdıkları restaurant-cafelerini kapattıklarını belirten Canan, kocasına bundan sonraki süreçte çalışmayacağını ve ondan ayrılacağını söyleyince üzerine fırlatılan kızgın çaydanlık ile yaralandı. Ancak korkudan şikayetçi bile olamadı.

"DARP RAPORU ALDIM! KORKUDAN ŞİKAYET EDEMEDİM"

23 yıldır aile içerisinde sürekli şiddet gördüm. Kumar, içki, kadın, aldatma olayları vardı. Sürekli sabrettim 6 yıldır aynı işyerinde çalışıyorduk. Aynı yerde olduğumuz için beni sürekli yanımdaki çalışanlarımızla, müşterilerimizle aldatıyordu. En sonunda sabrım tükendi. Çok şanslıyım ki bu Kovid süreci oldu. Bu süreçten dolayı işyerimiz kapattık. Kocam tekrar açmayı planladı fakat ben çalışmayacağımı, ondan ayrılacağımı. iş yerini açmayacağımı, emek vermeyeceğimi söylediğimde öfkelendi. 31 Mayıs’ ta kızgın çaydanlığı üzerime fırlatarak beni yaktı. Bezmialem Hastanesi’nden darp raporu aldım fakat şikâyetçi olmadım çünkü tekrar gelecek diye çok korktum. Raporu verirsem kendisi hakkında uzaklaştırma kararı alınacak, ifadeler verilecek sonra tekrar gelecek diye korktum. Çünkü her saniye 'seni aldatacağım, seni öldüreceğim, seni mahvedeceğim, sakat bırakacağım, ele güne muhtaç edeceğim.' diyerek psikolojik şiddet uyguluyordu".Canan, eşinin kendisine sürekli olarak güzel olmadığını, sürekli aldatacağını, başkasıyla evleneceğini söyleyerek psikolojik şiddete de maruz kaldığını ve evliliklerinin yıllarca böyle devam ettiğini belirtti.Olayın yaşandığı günü şu sözlerle anlattı:

NEREYE ATEŞ ETTİĞİNİ GÖRMEDEN KURŞUN YAĞDIRDI

"Cumhurbaşkanlığından 'yollar açıldı' açıklamasını duydum. Üzerime fırlatılan çaydanlıkla yaralanmanın ardından bilet aldım ve eşime bundan sonra onunla birlikte olamayacağımı, kendisine kurulu düzen bıraktığımı, evimi işimi ne isterse yapabileceğini, söyledim. Önceki dairemizi de sattırmıştı, onun için de tek bir kuruş bile istemediğimi söyledim. 'Yeter ki kurtulayım senden' dedim. Oğlumla beraber eşyalarımı toplamak için Zeytinburnu'ndaki eve gittik. Kocam Ragıp, oğluma 'anneni ben götüreyim, eşyaları alıp gelelim' diye ısrarcı olmuş. Eve girerek eşyaları topladım ve tam aşağıya ineceğim sırada eşim içeri girdi. Montuna saklamış olduğu silahı bana gösterdi ve beni itekleyerek içeriye soktu. Beni evin en köşedeki odasına sürükledi. Orada elimden tuttu. Ben de olacakları anlayıp çaresizce 'yapma, bu evde yapma lütfen, beni öldürme' diye yalvardım. Üzerime tam 5 el ateş etti. Yere düştüğümde hala ateş etmeye devam ediyordu. Nereye ateş ettiğini göremiyordu. Daha sonra beni ölüme terk ederek evden çıktı. Ben de oraya kurşun yaralarından akan kanımla "Anne, baba beni Ragıp vurdu, hakkınızı helal edin ama ben kurtuldum sakın üzülmeyin" yazdım. Ölümü bekliyordum artık. Sonra kocam oğlumu aramış ve 'anneni vurdum, istersen bir git bak' demiş. Oğlum apar topar arabayı atlayıp geldi. O anda beni öyle görünce şoka girdi, 'bunu kim yaptı' dedi evi aramaya başladı. Telefonla 112'yi aradı. Yaşadığım dehşeti size asla anlatamam. O çocuğun gözlerindeki alevi, ateşi, yangını anlatamam, annesini böyle görüyor malum".Canan konuşmasını şöyle sürdürdü:

"BU ADAM YAKALANSIN GEREKEN CEZA NE İSE VERİLSİN"

"Daha sonra ambulans ve polisler geldi. Hastaneye kaldırıldım, oğlumu çağırdılar ve ikimizin yüzüne kesinlikle bacağımın kesileceğini söyleyip, imza aldılar. Neyse ki Allah'a çok şükür kalp ve damar hastalıkları doktoru ameliyatın iyi geçtiğini, kurşunu çıkaramadıklarını, damar ve nakil operasyonu yaptıklarını söyledi. Şu an süreç bekleniyor. Sakat kalıp kalmayacağım belli değil. Sizlerin arayıcılığıyla bu adam yakalansın, gereken ceza ne ise verilsin istiyorum.Edinilen bilgilere göre İstanbul emniyeti Zeytinburnu ilçe emniyet müdürlüğü konuyla ilgili özel bir masa kurduğu, zanlının yakalanması İçin büyük bir çalışma yürütüyor.

HABERTÜRK-EMRAH DOĞRU