►Sayıları 4 milyona yaklaşan Türkiye’deki Suriyeliler, yaşanan son gelişmeler, güvenli bölge, sınır dışı edilmelerin kolaylaşması, sınır kentlerine gönderilmeleri sonrası ne yapacaklar. Ülkelerine dönecekler mi? Tüm zorlu koşullara rağmen Türkiye’de kalmaya devam edecekler mi? Onlar için ne tür adımlar atılmalı? Bundan sonrasında nasıl bir yol izlenmeli. İşte tüm bu soruları Bahçeşehir Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Narlı’ya yönelttik. Narlı, kısa süre önce tüm analizleri tamamlanan bir araştırmanın başkanlığını yürüttü. Zeytinburnu ilçesinde yaşayan 380 Suriyeli hane ile bir çalışma gerçekleştirdiler. Narlı ile bu çalışmanın yakın zamanda tamamlanan analizlerini de konuştuk.

► Ekip olarak bir çalışma yürüttünüz. Bu çalışmayı yaparken neden Zeytinburnu seçildi?
Zeytinburnu 70 yıla yakın süredir hep göç merkezi olmuş. Bulgaristan’dan Anadolu’ya, Irak’tan Özbekistan’a sayısız ülkeden gelenlerin göç üssü haline gelmiş bir ilçe. 2013 yılından itibaren Suriyelilere ev sahipliği yapmaya başlıyor. Bu dönemde Suriyeliler sınır kentlerinden büyük kentlere doğru hareketlenerek İstanbul gibi metropollere çalışmak amacıyla gelmeye başladılar. İstanbul’da iş bulabilecekleri ve ucuz kira gibi çekici özellikleri olan Zeytinburnu, Sultangazi, Küçükçekmece, Fatih, Bağcılar, Esenler ve Esenyurt’a yoğun olarak yerleştiler. Zeytinburnu’nun Suriyeli düzensiz göç trendlerini araştırmak için uygun bir mikrokosmos olduğuna karar verdik. Araştırmamız için uygun olduğunu düşündük. “Zeytinburnu’nda yaşayan Suriyelilerin yaşam koşulları sosyal hizmetlere ulaşımı ve güvenlik algıları” başlıklı bir çalışma yaptık. Küme yöntemi ile her bir mahalleden seçilen kümelerdeki binaları tarayarak hedef kitlemiz Suriyelilere ulaştık. Bu yöntemi kullanma nedeni, elimizde kayıt olmaması ve Suriyelilerin adrese dayalı listesinin bulunmaması idi. Anket çalışmasını 380 hanede yüz yüze görüşme tekniğiyle 2016 yılı Ağustos ayı ve 2017 yılı Kasım sonunda kadar olan sürede tamamladık. Anket çalışması sırasında saha çalışması ve gözlemler devam etti. Muhtarlar ile odak grup ve derinlemesine mülakat yapıldı. Tüm dataları analiz etmemiz yakın zamanda gerçekleşti.

► Göç edenler neden bu ilçeyi seçiyor? Nasıl bir yaşam sürdürüyorlar?
Kent merkezine uzakta olmaması ve iş bulabilecekleri küçük tekstil, imalat, sanayi işleri onlar için çekim faktörü. Ayrıca kiraların ucuz olması ve akraba, arkadaş gibi networklerin bölgeye önceden yerleşmiş olması. Fakat en önemli nedenleri iş imkanları (yüzde 75 bu cevabı verdi). Suriyelilerin hayata tutunmak için nasıl bir konut stratejisi izlediklerine baktık. Genelde iki erkek kardeş, eş ve çocukları, bazen de anne babaları ile bir arada yaşıyor. 100 metrekarelik dairede yaşayanların sayısı 20’ye kadar çıkabiliyor. Daireler genellikle bodrum kat ya da çatı katı gibi yazın sıcak, nemli ve kışın soğuk daireler. Evlerde pek eşya yok. Kıyafetler duvara çakılan çivilere asılıyor. Uyumak için şilteler var. Genelde asgari ücretin çok altında maaşlarla tekstil, inşaat ve imalat atölyelerinde çalışıyorlar. Ancak bu zorlu yaşam koşullarına rağmen yüzde 55’i hayatından memnun ve kendisini başarılı olarak görüyor ve gelecekten umutlu.

► Neden başarılı buluyorlar peki?
Evlerin hijyenik olmaması, kira, fatura ve yemek parasını bile güçlükle karşılamalarına rağmen, neden kendini başarılı buluyorlar diye baktığımızda şunu gördük: Öncelikle kendi canını kurtardığı için, ailesinin canını kurtardığı için, iş, aş ve ev bulabildiği için kendini başarılı buluyor. Aile içi iletişimin güçlü olması da önemli bir etken. Ayrıca Türk toplumu ile sınırlı da olsa bağlantı içinde olduğunu düşünüyor.

► Çocukların okullaşma oranındaki düşüklük aşılamıyor. Siz de aynı sonucu elde ettiniz mi?
Bugün okul çağındaki Suriyeli çocukların yüzde 62’si Türk okullarına entegre edilmiş durumda. Zeytinburnu özelinde ilkokula gitme oranı yüksek. Ama ortaokulda bu oran düşüyor. Aile erkek çocuğunu çalışmaya, kız çocuğunu ise evlendirmeye yönlendirebiliyor. Kız çocuğunu evlendirip “Namus” yükünden kurtulmaya çalışıyor. Anket kapsamında konuştuğumuz hanelerdeki kadınların yüzde 19.5’i 18 yaş altı evlilik yapmıştı. Bunlardan bir bölümü kendi ülkesinde evlenmişti. Bize anlattıkları Suriye’de de bir kız çocuğunun köy ve kasabalarda 15 -16 yaşında kendi yaşına uygun biri ile evlendiği. Fakat düzensiz göç sonucu farklı bir durum var. Türkiye’de ise yaşlı erkeklerle evlendiriliyor. Birçok raporda Suriyeli kız çocuklarının erken evlilik ve gebelik sorunu yaşadığı görülüyor. Suriye’nin kırsalından gelenlerin çoğunlukta olduğunu unutmayalım. Yüzde 20’si hiç okula gitmemiş ve okur-yazar değil.

► Birçok kentte olduğu gibi İstanbul’da da belediye başkanları değişti. Onlara öneriniz var mı?
Murat Erdoğan’ın “Suriye Barometresi” çalışmasına göre İstanbul’da yaşayanlar için Suriyelilerin varlığı bir şikâyet konusu oldu. Onlarla ilgili olumsuz düşünceler ve önyargılar güçlendi. Bu sorun ile baş edebilmek için önerim: Yerel yönetimlerin, Suriyeli ve Türk çocukları ortak sanat ve spor faaliyetlerinde buluşturması. Onlar arasında kaliteli temas oluşturarak iki toplumun karşılıklı saygı ve anlayış geliştirmeyi desteklemesi. Birbirlerini yakından tanımaları ve sorunlarına aşina olmaları, empati duygularını güçlendirmelerini sağlayabilir. Suriyeli kadınlara yönelik yaşam boyu öğrenme kursları artırılmalı, Türkçe kurs imkânı çoğaltılmalı. Kendilerini ifade edecek festivaller yapılmalı. Mesela Suriyeli sanatçıların eserlerini sergilemeleri sağlanmalı. Hâlâ Suriyeli deyince “dilenci çocuk” akla geliyor.

► Bunlar sağlanmazsa ne olacak?
Göçmenlerin gettolaşması ve çeteleşmesi soysal uyum başarısızlığı sonucu ortaya çıkar. Bu duruma izin verilmemeli ve buna karşı tedbir alınmalı. Göç üzerine yapılan çalışmalar büyük kentlerde göçmenlerin gettolaştıkları ve kimliklerini ifade etmek için çeteleşerek güç kazanmaya çalıştıklarını vurgulamıştır. Çeteleşme başlarsa bunu önlemek ve ortadan kaldırmak çok zor. Çeteleşme suçun yaygınlaşmasını ve suç oranlarının artmasına yol açıyor. Buna izin vermemek için gerekli hukuki ve sosyal tedbirler alınmalı.Geçmişte şehre göç edenlerin merkezden uzaklaşıp kendi içlerine kapandıkları ve geleneklerini dondurduklarını gördük, entegre olmayı reddettiler. Suriyelilerin kentin ana aktivitelerinden kopmamalarını sağlamak gerekiyor.

► Sizce tüm koşullar sağlansa Suriye’ye dönerler mi?
Suriye’ye dönme olasılıkları yüksek mi; yüksek değil. Yüzde 60 geri dönme olasılığını dile getiriyor. Fakat Türkiye’ye ilk geliş sebebine bakılırsa yüzde 70 burada yaşamak için. Geri kalanlar ya belirsiz ya da dönme olasılığı hiç yok.Türkiye’yi vatan olarak görme oranları çok yüksek. Suriyeliler kendilerine Türkiye’deki yaşam tarzına yakın görüyor. Avrupa’da daha iyi maddi koşullar olmasına rağmen Türkiye’yi tercih ediyor. Kültürlerinin benzediğini söylüyor. Gelecek planlarında Türkiye var. Ancak bizim konuştuğumuz dönemde onlara yönelik olumsuz ön yargılar henüz yükselmemişti.

► Bugün yapsanız bu çalışmayı ne sonuç alırdınız?
Son dönemde Suriyelilerle yapılan röportajlara baktığımızda kayıt dışı çalışanların büyük endişe yaşadığını görüyoruz. İlk kayıt yaptırdıkları illere gönderilme ve İstanbul’daki iş ve aşından kopma endişesi yaşıyor. Zeytinburnu’nda yaşayanlar geri göndermede ilk hedef olacak kişiler olabilir. Çünkü burada Suriyelilerin önemli bir oranı iş kuranlardan değil, kayıt dışı çalışanlardan oluşuyor. Küçük market ve restoran açanlar da var. Bizim örneklemdekilerin yüzde 15’i İstanbul’da kayıtlı değildi. İstanbul’daki kayıt dışı ekonomide rekabetin kızışması Suriyelilerin hedef alınmasına neden olabilir. Özellikle aldığım son haberler İstanbul›dan göndermeler başladığında, Suriyelilerin bir bölümünün işçi pazarına gitmedikleri ve evden çıkmadıkları ya da saklanarak gittikleri yönünde.

BİRGÜN- Semra KARDEŞOĞLU