Yaklaşık iki yıl süren araştırmamın ilk adımını, sokaklarda 5 ile 10 TL arasında değişen fiyatlarla saat ve parfüm gibi ürünler satan Afrikalı işportacılar olarak belirledim. İstanbul’un en kalabalık semtlerinin birinde, işportacı tezgahlarını haftalarca gözlemleyerek günlük cirolarını tespit etmeye çalıştım. Tanık olduğum durum, sattıkları ürünlerin maliyeti sıfır olsa bile bu yöntemle yaşamlarını idame ettirmelerini mümkün kılmıyordu. İşportacıların günlük ihtiyaçlarını karşıladıkları pasaj içindeki çay ocağına düzenli olarak uğradım ve onlarla diyalog kurdum. Daha çok dinleyerek bazen de konuştukları konularda fikir beyan ederek ama mümkün olduğunca da mülteci-göçmen sorununu açarak bu konudaki fikirlerini öğrendim. Sohbet sırasında, 5-10 liraya satılan saat, parfüm gibi şeylerle geçinmenin mümkün olmadığını söyledim. Herkes farklı şeyler söylerken çaycının, “Ne saati bunlar başka dolaplar çeviriyor” şeklindeki alaysı yanıtı, üzerinde durmam gereken en önemli ayrıntıydı.

İLK İPUCU İŞPORTACIDA

Diyalog kurduğum Afrikalının tezgahına aralıklarla uğradım ve birkaç kez de alışveriş yaparak güven duygusunu pekiştirdim. Kırık Türkçesiyle anlaşmaya çalıştığım işportacıya, Afrikalı kadınlarla arkadaşlık etmek istediğimi, bu konuda bana yardımcı olmasını söyledim. İlk başta Afrikalı kadınların, Türklerle arkadaşlığa yanaşmadıklarını söyleyerek konuyu geçiştirmek istedi. Israr edince ciddi ilişki arayan birisini tanımadığını ama ücret karşılığında birlikte olabileceğim Afrikalı kadınlar olduğunu, istersem bu konuda yardımcı olabileceğini söyledi.

TELEFON UYGULAMASINDAN ERİŞİM

Ücretle çalışan kadınların telefon numaralarını vermesini beklerken, telefonundan bana bazı yabancı uygulamalar gösterdi. Afrikalı kadınlarla birlikte farklı ülke vatandaşı kadınlarla da tanışıp, iletişim kurabileceğimi söyledi. Kendisinin bu işin içinde olup olmadığından emin olamadığım gibi önerdiği eskort uygulamaların ne ölçüde işime yarayacağını da kestirmem zordu.Uygulamaları indirdim ve sahte birkaç profil açarak araştırmamı sürdürdüm. Günümün birkaç saatini profilleri incelemeye ayırarak ülkeleri ve bölgelerdeki yoğunluğu tespit ettim. Neredeyse tüm profillerde Türkiye’ye ait telefonlar yazılıydı ve arayarak ya da whatsapp ile iletişim kurulması yönünde not düşülmüştü. Uyarıya rağmen bazı profillere mesajlar yazdım ancak hiçbirinden geri dönüş olmadı.

YÜZLERCE KADINLA GÖRÜŞTÜM

Araştırmamı sürdürebilmek için yeni bir telefon hattı satın aldım. Profil sayfama zengin, elit birisi olduğumu hissettirecek kısa notları, hem Türkçe hem de İngilizce yazdım ve bu notları aralıklarla değiştirdim. Uyguladığım bu yöntem işe yaradı ve günden güne favorilerine ekleyen kadın sayısı çoğaldı. Telefon numaralarını da ekleyerek bir liste oluşturdum ve whatsapp’tan mesajlar yazdım. Yazıştığım kişilere hangi ülke vatandaşı olduğu, ne zamandan beridir Türkiye’de yaşadığı, ücret politikaları, çalışma şartları, hizmet verdikleri yerler ve semtler gibi başlıca sorular yönelterek notlar aldım. Sohbetin akışına göre sorular değişiklik gösterse de genellikle önceden hazırlanmış şablon mesajları gönderiyorlardı. Memnun kalmam durumunda daimi müşterileri olabileceğimi söyleyerek hem konuyu genişletmeye hem de güven duygusunu pekiştirmeye özen gösterdim.İki yıla yakın bir zaman sürdürdüğüm kapsamlı çalışmamda farklı ülke vatandaşı yüzlerce kadınla görüştüm, notlar aldım. Derlediğim bilgiler, Türkiye’de sadece yüzeysel bir konuymuş gibi geçiştirilen göçmen-mülteci sorununa ilişkin bilinmeyen veya üzerinde durulmayan gerçekleri, tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyordu.

KİMLER, HANGİ BÖLGELERİ TERCİH EDİYOR?

Türkiye’ye fuhuş amacıyla gelen ülkelerin başında Özbekistan, ikinci sırada ise Afrika ülkelerinden Nijerya ve Gana yer alıyor. Özbeklerin en yoğun olduğu bölge, 90’lı yıllarda Rusların bavulla birlikte seks ticareti yaptığı Aksaray-Laleli bölgesi. Özbeklerin hakimiyeti Beyazıt’tan başlayarak Aksaray, Laleli, Fatih, Şehremini, Çapa bölgelerini kapsıyor ve Topkapı’da son buluyor. Topkapı sınırında kesilen Özbek yoğunluğu Şirinevler’de yeniden başlayarak Halkalı, Zeytinburnu, Esenyurt gibi bölgelerde seyrekleşiyor ve Beylikdüzü’ne kadar devam ediyor. Bu bölgelerde nadir de olsa Afrikalılar da bulunuyor. Topkapı’da ise Çin masajı hizmeti veren birkaç Çinli dışında neredeyse bölge boş. Müşterilerden masaj dışında gelen teklifleri geri çevirenler de var, kabul edenler de. Şirinevler, Bakırköy ve Ataköy semtlerinde ise daha çok Türkler yoğunlukta. Afrikalıların tercih etmediği Anadolu bölgesinde yine nadir de olsa Özbeklere rastlamak mümkün. Kadıköy, Kartal, Maltepe ve Ümraniye semtleri, Türklerin adeta üs bölgesi durumunda.

UKRAYNA VE POLONYALILAR LÜKS OTELLERDE

Taksim ve çevresi Afrikalıların en yoğun olduğu semtler ancak nadir de olsa Mecidiyeköy ve Osmanbey’i de tercih ediyorlar. Bu bölgelerde yine Özbeklere rastlamak mümkün. Kağıthane ve çevresi ise tercih edilmeyen bölgeler arasında. Nadir de olsa işi organize eden Azeriler, bu bölgelerde. Bunun dışında Ukrayna’dan ve Polonya’dan belli başlı günlerde gruplar halinde getirilen kadınlar, lüks otellerde yüksek fiyatlarla pazarlanıyor. Yüksek fiyatların döndüğü organizasyonlarda şartların ve kuralların yanı sıra fiyat politikalarını da yine kendileri, gecelik olarak belirliyorlar. Bunun dışında hizmet vermedikleri gibi hiçbir bir öneri ve teklifi de kabul etmiyorlar.

EN ÇOK MÜLTECİ KABUL EDEN ÜLKE

Resmi rakamlara göre 3 milyon 440 bin 648 kişi ile en çok mülteci kabul eden Türkiye, “Yabanclar ve Uluslararas Koruma Kanunu”nu TBMM’de, 11 Nisan 2014’te kabul etmiş ve UNHCR (Birlemiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserlii Bürosu) ile “Ev Sahibi Ülke” anlaşmasını da 1 Eylül 2016 yılnda imzalayarak resmiyet kazandırmıştı. Suriyeli mültecilerin yanı sıra turizm ve ticareti geliştirmek amacıyla aralarnda Ortadoğu ülkeleri, Türki cumhuriyetleri ve eski Sovyet ülkelerinin de bulunduğu 89 ülke ile yaplan vize muafiyeti anlamaşı, Türkiye’yi kontrol edilemeyen düzensiz göçmen kriziyle baş başa bıraktı. Mülteci kamplarndan ayrılan ve ülkenin dört bir yanına dağılan mülteciler, temel barınma ihtiyaçlarını karşılamak için farklı iş alanlarına yöneldiler. Ayn zamanda ciddi bir kamusal soruna ve vergi kaybına neden olan göçmen ve mültecilere ilişkin ne Göçmen Bürosu’nun ne de Sağlık Bakanlığı’nın sitesinde pek de aydınlatıcı bilgiler bulunmuyor.

AYDINLIK-VEYSEL BOĞATEPE