Beştelsiz Mahallesi Zeytinpark önünde toplanan Anadolu Gençlik Derneği mensupları ve vatandaşlar burada önce Mehteranın Marşlarıyla ile adeta Çanakkale zaferini yaşadı. Yürüyüşe AGD’li Gençlik kolları 57.Alay olarak katıldı. Yürüyüşte Çanakkale Zaferi’nin mihenk taşı Seyit Ali Onbaşı ve 215 Kg’lık topuda unutulmadı.

Zeytinpark’tan başlayan Çanakkale Şehitlerine Saygı ve Zafer yürüyüşü 15 Temmuz Meydanı, 58.Bulvar Caddesinden devam ederek Depo Durağında Emine İnanç vakfı önünde sona erdi. Burada AGD Zeytinburnu şube Başkanı Tacettin özer kısa bir basın açılması yaptı.

Başkan Özer konuşmasında, "Ecdadımız budan tam 103 yıl önce İslam topraklarını emperyalistlere çiğnetmemek için hakka yürüdü. Ümmetin ise çağındaki gençleri 14'ünde 15'inde cepheye gittiler. Günlerin en güçlü donanmaları boğazdan geçmesin diye 250 bin yiğit kendi canından vazgeçti. Ecdadımız Müslümanların birliği ve dirliği için İslam'ın baş şehirleri düşmesin diyerek Mekke, Medine, Kudüs, Şam, Bağdat ve Diyarbakır için hakka yürüdü. Çanakkale Müslüman bir milletin değerlerine yapılan insafsız saldırıya karşı onurunu ve vatanını korumak üzere çıkanların destanıdır" dedi.

Çanakkale Zaferinin bir destan olduğunu dile getiren Koca, "Çanakkale Türk, Kürt, Arap, Boşnak, Arnavut gibi bütün İslam ümmetinin tek vücut olarak bir araya geldiği yerin adıdır. Çanakkale yüksek değerlere ve mukaddesata yönelen saldırıya karşı İslam'ın izzetini koruma ve sahip çıkmanın adıdır. Çanakkale 'Çanakkale geçilmez' hükmünün Dünya tarihinin anlına vurulduğu yerdir. Çanakkale Mehmetçiğin 'kimse yoksa ben varım diyerek' ateş kusan çeliğe karşı imanlı sinesiyle durduğu yerdir"
Çanakkale zaferi;  81 milyon insanımızın, 1.5 milyar İslam aleminin ve tüm insanlığın çok iyi bir şekilde kavraması, anlaması ve dersler çıkarması gereken bir büyük  destandır. Çanakkale zaferi tarihin altın bir sayfasıdır. Bütün dünyaya karşı aziz milletimizin yazdığı eşsiz bir destandır. Tarihin en mühim dönüm noktalarından biridir. Maneviyatın maddeye üstünlüğünü ispat eden bir abidedir. Çanakkale  “bir milletin asıl gücü tankı, topu, tüfeği değil, imanlı ve inançlı evlatlarıdır” sözünün tezahür ettiği yerdir. bu zafer sayımızın, silah ve mühimmatımızın üstünlüğünden değil, iman ve inancımızın üstünlüğüyle  elde ettiğimiz bir zaferimizdir..

Çanakkale’de birçok mucizeler yaşanmıştır. Bir tanesini zikredecek olursak; seyyid çavuşun 250kg’lık topu tek başına ya Allah diyerek kaldırıp namluya sürmesi ve bismillah diyerek ateşlemesiyle düşmanın ana gemisini batırması ile Çanakkale’nin geçilmez olduğunun mührünü boğaza vurmuş olmasıdır. Fiziki bir durum ile izah etmemizin mümkün olmadığı bu hadise ancak imanın ve inancın gücüyle izah edilebilir. Ancak seyyid çavuşun batırdığı bir İngiliz gemisinde ise Hintli, Yeni Zelendalı ve başkaca ülkelerden katılmış Müslüman askerlerin bulunması ise bizlere ayrı bir ders de vermektedir.

Zira bir Müslümanın; emperyalist ve Siyonistlerin yeryüzünü ifsat etme mücadelesinde onlarla birlikte aynı gemide bulunması, yeryüzünü inşa etmeye çalışan Müslümanlara karşı savaşıyor olması şuursuzluğun çok açık bir ifadesidir. o halde Müslüman aynı zamanda şuurlu olmak zorundadır. Kimin gemisine bindiğini ve kime hizmet ettiğini çok iyi tahlil etmek durumundadır.
Çanakkale savaşı; ırkçı emperyalistlerin ve Siyonistlerin büyük İsrail’i kurmak için, Osmanlı’yı parçalamak için başlattıkları, Birinci Dünya savaşının seyrini değiştiren, Sevr’in Lozan anlaşmasına dönüşmesine sebebiyet veren bir mihenk taşıdır.
Aslında Siyonistlerin 18 haçlı seferinde olduğu gibi, Birinci Dünya savaşında da, batılıları kendi emelleri doğrultusunda aldatmışlardır ve onları büyük İsrail devletinin kurulabilmesine alet etmişlerdir. Bizim ecdadımızın Çanakkale de verdiği bu büyük mücadele onların bu hayallerini engellemiştir. Maalesef günümüzde de bu emellerinden vazgeçmediklerini İslam coğrafyasında işledikleri cinayetlerinden görmekteyiz. İslam ümmetini bir birine düşürmek suretiyle parçalara bölmek, aralarındaki ırk, dil, meshep farklılıklarını körükleyerek birlik ve beraberliklerini parçalamak suretiyle yeniden hedeflerini uygulamaya koymuşlardır.

Ancak Çanakkale şehitlerinin, İslam’a 600 yıl hizmet etmiş ecdadın evlatları olarak, buradan, Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethederken ordusuyla karargâh kurduğu Zeytinburnu’ndan ve o ruha sahip çok kıymetli Zeytinburnularla hep birlikte sesleniyoruz ve diyoruz ki; Ey Siyonistler ve onların işbirlikçileri; bir gece ansızın geldiğiniz Çanakkale de neyle karşılaştıysanız, Hayalini kurduğunuz Fırat kenarlarında da aynı şeyle karşılaşacaksınız. Hatta Fırat ile Nil nehirleri arasını kapsayan haritalarınızı bir daha açmamak üzere kapatacaksınız. Çünkü o azim ve kararlılıkta, milli ve manevi değerlerine bağlı, Çanakkale ruhunu taşıyan  bir  gençlik, millî  gençlik yetişiyor.

Bizler inanıyor ve biliyoruz ki; yeryüzünü ifsad etmeye çalışanlara rağmen, bu necip milletin evlatları, Hakk’ı üstün tutan, adil ve yaşanabilir bir dünyanın, yeni bir dünyanın kurulması için canla başla çalışacak ve muhakkak yeryüzünde huzuru ve barışı sağlayacaktır. Çünkü; zafer inananlarındır ve zafer yakındır. Bu duygu ve düşüncelerle bir kez daha Uhud’dan Bedir’e , Malazgirt’ten İstanbul’a, Çanakkale’den Kıbrıs’a, Afrin’den bütün ülke topraklarına şehadete erişmiş tüm şehitlerimize Allah tan rahmet diliyorum. Mekanları cennet, makamları ali olsun dedi. Yürüyüş Tekbirler ve Şehitlere dua ile sona erdi.

ZEYTİNBURNU HABER GAZETESİ-ÖZEL