Türkiye’nin megakenti İstanbul depremi beklerken İTÜ Jeoloji Bölümü Başkanı Prof. Çakır, hangi fayın kırılıcağını en büyük hasarın nerede olacağını açıkladı. Çakır’a göre Avrupa kıyıları çok tehlikeli..İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ziyadin Çakır, 1912 depreminin bittiği yerden başlayacak yeni bir kırığın doğuya doğru ilerlerken bu zona gelirse yavaşlayıp durabileceğini belirterek, “Bunun varlığının bilinmesi de oluşacak Marmara depreminin beklenenden daha küçük olma ihtimalini artırmaktadır” dedi.

Gökdelenlerin olduğu yerde çöküntüler var

Prof. Dr. Çakır şunları söyledi, Marmara Denizi içindeki bu krip zonu, Adalar civarında başlayan bir deprem kırığının batıya doğru ilerlemesini durdurarak, depremin daha fazla büyümesine engel olabilir. Özellikle Büyükçekmece ve Küçükçekmece arasında yaygın olan heyelan ve zemin hareketleri, Ayamama Deresi, gökdelenlerin olduğu yerlerde, yapay dolgu alanlarında ciddi çökmeler söz konusu. Zemini problemli en önemli alanlar Ataköy’den Bakırköy, Zeytinburnu’na doğru uzanan sahil kesimleridir. Ayrıca gökdelenlerin olduğu bazı bölgelerde de ciddi zemin oturmaları gözlenmektedir.

MIT’le ortak deprem istasyonları kurduk

Aynı zamanda Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) ile Kuzey Marmara kıyısı boyunca yeni GPS istasyonları yerleştirdiklerini ifade eden Çakır, “6-7 noktamız çalışıyor. Elde ettiğimiz gerçek zamanlı verileri işliyoruz. GPS gözlemlerinden sonuç elde etmek için en az 1-2 yıla ihtiyacımız var. GPS’in yanı sıra Avrupa Uzay Kurumu’nun ücretsiz olarak sunduğu sentinel sentetik açıklıklı radar verileriyle de Marmara kıyıları boyunca oluşan hareketleri ölçüyoruz. Bu da bize deniz içerisindeki fayın kayması hakkında bilgi veriyor. Bu konuda da çalışmalarımız tamamlanmak üzere. Çalışmaları henüz tamamlamadık ama güzel sinyal var. Bu fay hakkında birkaç ay içerisinde daha kesin sonuçlara ulaşacağız” dedi.

7 veya daha düşük olacak

1912 depreminde fayın Mürefte’den girdiğinin bilindiğini ama nerede durduğu konusunda görüş birliği bulunmadığını belirten Çakır, şunları anlattı: Sonuçta en kötü ihtimalle Yalova ile Marmara Adası’nın üzerinde kırılmamış bir alan var. Bu alanı en son kıran 1766 depremleri. Bu mesafe yaklaşık 70 kilometre. Dolayısıyla bu 70 kilometre aynı anda kırılırsa başka, 50 kilometresi kırılırsa başka bir deprem olacak. Orta bölümdeki bu komplikasyon, fayın enerjisini depremsiz boşaltması, bir olasılık depremin fayın kısa bir bölümünü kırma olasılığını artırıyor. Öyle bir şey olmasaydı geri kalan parça muhtemelen tek bir seferde kırılacaktı ama böyle bir zonun varlığından dolayı 7 civarında daha küçük bir deprem oluşabilir. 7’nin üzerinde olma olasılığı düşük ama maalesef ‘olmaz’ diyemiyoruz. Oradaki komplikasyona neden olan o krip eden zonun eğer bir kısmı hala tutunuyorsa, tamamen boşalmıyorsa, deprem kırığı o hattı geçebilir.