Bakırköy Kent Savunması ve TMMOB Mimarlar Odası işbirliği ile düzenlenen ‘Şehir Hastaneleri’ konulu panel Bakırköy İsportohane Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Panelin açılış konuşmasını yapan Oya Erakıncı, Bakırköy Kent Savunması’nı anlatarak, kuruluşunu ve bu günlere geliş serüvenini anlattı. Yoğun katılımın olduğu programa  Mimarlar Odası Trakya Bölge Temsilcisi Mustafa Fazlıoğlu, TÜKODER genel Başkanı Aziz Koçal, SES işyeri temsilcisi Dr. Ertuğrul Oruç ve Yrd. Doç. İlknur Türkoğlu konuşmacı olarak katıldı.Programda şehir hastaneleri ile ilgili önemli açıklamalarda bulunan TMMOB Mimarlar Odası Trakya Bölge Temsilcisi Mustafa Fazlıoğlu, “Hasta garantili bu hastanelerde yüzde 70 doluluk oranının tutturulabilmesi için her birimizin daha fazla hasta olması gerekiyor" dedi 

‘AMAÇ TOPLUMU BİLGİLENDİRMEK’

Şehir hastaneleri konusunda vatandaşların bilgi sahibi olmadığını söyleyerek panelin ilk konuşmasını yapan Mimarlar Odası Trakya Bölge Temsilcisi Mustafa Fazlıoğlu, "Sağlık alanında ülkemizin belki de gelecek 20-30 yılını belirleyecek, bizleri bir takım ipotek altına alan şehir hastaneleri konusunda maalesef bizlerde yeterince bilgi sahibi değiliz. Tabipler Birliği öncülüğünde sendikalar, sivil toplum örgütleri, tüketici dernekleri  ve meslek odaları olarak, şehir hastaneleri konusunda toplumu bilgilendirmek üzere yola çıktı” dedi. ‘KAOTİK BİR ORTAM YARATACAK’ Sağlıkta dönüşüm adıyla, siyasal iktidar tarafından 2003'lü yıllarda gündeme getirilen ve kamu özel ortaklığı modelinin altyapısının oluşturulmaya başlandığını, kentteki sağlık hizmetleri , üniversite kampüsleri gibi belli merkezlerde toplanarak sağlık hizmetleri  vermeyi hedeflendiğini söyleyen Fazlıoğlu, “Kamu ve devlet hastaneleri kapatılacak. Oradaki tabipler, hastalar, sağlık çalışanları bu şehir hastanelerinde çalışmaya başlayacak ve bu kaotik bir ortam yaratacak” diyerek devam etti.

‘YAKLAŞIK 40 ŞEHİR HASTANESİ’

40'a yakın şehir hastanesi yapılacağını, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin şehir hastanesine dönüştürülmeye başlamasıyla sürecinde bir nevi başladığını söyleyen Mustafa Fazlıoğlu, "Bu dönüşüm programı çerçevesinde ülkemiz yaklaşık 29 bölgeye ayrıldığı ve bu bölgelerde 40'a yakın şehir hastanesinin yapılmasının düşünüldüğü söyleniyor” şeklinde ifade etti.

‘DİKKAT ÇEKMEYE ÇALIŞTIK’

Adana, Mersin, Elazığ gibi illlerde yapılan örnekleri sıralayan Fazlıoğlu, İstanbul ve Ankara ise 500 yataktan 4-5 bin yatağa kadar şehir hastanelerinin yapılmasının öngörüldüğünü ifade etti.   2015 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde yenilemenin konuşulması ile hastanede çalışan sağlık personelinin ve tabiplerinin bu konudaki duyarlılığı ve sorgulaması üzerine Bakırköy'ün gündemine şehir hastanelerinin geldiğinin de altını çizen Fazlıoğlu, Tabiplerlerin hastane yönetimi ile yaptıkları toplantıılarda ne olacağı konusunda ipuçları yakalamaya başladıklarını, o dönemde ayrıca hastane arazisindeki ağaçların işaretlenmeye ve numaralandırılmaya başlandığı zaman olduğunu belirtti. . 2015 yılında yapılan ilk basın açıklaması ile sürecin başladığını ve Bakırköy Kent Savunması bileşenleri katılımı ile Özgürlük Meydanı'nda yapılan yürüyüşle de konunun dikkat çekmeye çalışıldığını söyledi. 

‘BAKAN MÜJDELİ HABERLER VERMİŞTİ’

Yapılan çalışmalarla yağmalamanın önüne geçmeyi amaçladıklarını söyleyen Fazlıoğlu, "2017 yılının Nisan ayında alanda imar planı değişikliği yapılıyor. Yapılan değişiklikle kamu özel ortaklığı modeli tanımlanıyor ve bu modelde 10 bin metrekarelik alanda şehir hastaneleri girişimi başlıyor. Bizler Mimarlar Odası ve Bakırköy Kent Savunması olarak bölgenin tarihi ve doğal dokusunu yok edecek bu plana karşı bir yığın etkinlik yapıyoruz. Meslek odalarımızla birlikte yürütmenin durdurulması ve plan iptal davası açıyoruz. Birçok panel yaptık ve 30 bin imzayı bakanlığa ilettik. Bakanın bize müjdeli haberleri oldu. Yani 910 bin metrekare yapılanmaya açılan plan değişikliğini yok sayacaklarını yeni bir parsel tanımı ile tanım yapacaklarını bakanımız bize söyledi. En azından bu aşamada başarılı olursak 910 bin metrekarelik alanın yağmalanmasının önüne geçebileceğiz" diye konuştu.

‘İMAR RANTI YÜKSEK OLAN YERLER SEÇİLİYOR’

“Kamu özel ortaklığı modeli kamu arazileri üzerine özel sektör tarafından sağlık tesisi yapılması ve bu tesislerin imtiyazlarla Sağlık Bakanlığı'na kiralanmasıdır” diyen Fazlıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Özel olarak kamu arazisinde bir tesis yapacak. Bu tesisin yatırımı yurt dışından devlet garantili olacak. Sonra bu tesisi 25 veya 27 yıllığına kiraya verecek. Otel, alış veriş merkezleri olacak. Devlet yüzde 70 doluluk garantisi verecek. Yapılan hesaplamalarda bu tesisler 3 yıllık kira karşılığı kendini amorti edebiliyor. Geri kalan 22 veya 25 yıllık süreçte devlet bu özel ortağa kaynak aktarıyor. Yer seçimi imar rantının yüksek olduğu yerlerde seçiliyor” dedi.

‘DAHA FAZLA HASTA OLMAMIZ GEREKİYOR’

Örnek olarak Trabzon'da şehir hastanesi yapılabilmesi için dolgu alanını seçildiğini, bunun içinde Kıyı Kanunu'nun yok sayıldığını ve boşaltılacak alanların ise ne olacağının muamma olduğunu belirten Fazlıoğlu. “Elbette geçmişe baktığımızda bu alanların ranta kurban edilebileceğini söylüyoruz” diyerek devam etti. Fazlıoğlu, “60 bin kişinin giriş çıkış yapabileceği hastaneler bunlar. Bu ulaşım sorununu gündeme getiriyor. Oysa planlamanın temel amaçlarından bir tanesi kent içi ulaşımda hastanın en kısa sürede hastaneye ulaştırılabilmesidir. Burda da köprü ve otoyollarda garanti edilen geçiş sayılarının, şehir hastanelerinde karşımıza hasta sayısı olarak çıktığını gösteriyor. Hasta garantili bu hastanelerde yüzde 70 doluluk oranının tutturulabilmesi için her birimizin daha fazla hasta olması gerekiyor. Hasta sayısının aşağı çekilmesi gerekirken hasta sayısı artacak, bu hastanelere gidip tedavi göreceksiniz deniyor. Bu sağlık politikasını kabul edebilmek mümkün değildir” diyerek tepki gösterdi.

KAMUSAL ALANLAR İŞLEVSİZLEŞTİRİLİYOR’

Toplantıda konuşan Yrd Doçent İlknur Türkoğlu’da, ekonomisini sadece inşaat sektörüne dayandıran iktidarın ve çıkar çevrelerinin yeni inşaat arazi ihtiyacı bizlerin doğal ve kültürel varlıklarımızı tehtid eder hale geldiğini söyledi.  “Arazi elde etmek için son yıllarda kamusal alanlar önce işlevsizleştiriliyor sonra çeşitli yollarla inşaata açılıyor” diyerek devam eden Türkoğlu, “Şimdi sıra kamu hastanelerinin arazilerinde. Bunun için herkese daha fazlasıyla görev düşüyor” dedi.

‘YENİLENMEYE DEĞİL YAĞMAYA KARŞIYIZ’

Türk Tabipler Birliği (TTB) Başkanı Prof Raşit Tükel’de, sağlıkta dönüşüm programının 2003'ten bu yana sürdürüldüğünü söyleyerek, “Bu sağlığı birnevi yıkıma doğru götürdü. Sağlık Bakanlığı hastanelerini iflasın eşiğine getirdi” diyerek konuşmasına başladı. Üniversite hastanelerinin borç batağı içinde olduğu bir noktada olduğunu da dile getiren Tükel, tam da bu noktada şehir hastanelerinin gündeme geldiğini belirterek, “2017 ile birlikte bu hastaneler açılmaya başlandı. Eski sağlık bakanı sağlıkta dönüşümün ikinci fazı demişti. İlk fazdaki yıkım başka boyuta taşındı. Bu projenin kaynağı Birleşik Krallıktır” dedi.

‘PERSONEL SAYISI MALİYETİ KISIYOR’

Özel şirketlerin kamusal bir altyapı oluşturduğunu ve kamusal hizmet verdiğini belirterek devam eden Raşit Tükel, “Fakat riskin büyük bir bölümü devletin üzerinde oluyor. Hükûmetler kendileri borçlansa çok daha düşük maliyet olacak. Özel sektör kamudan güvence istiyor. Geri ödemeler sözleşmeler yapılınca değiştirilemiyor. Ödemeler yapılamayınca da personel sayısı maliyeti kısılıyor” diyerek devam etti.  

‘İŞYERİ SENDİKACILIĞINI ÖNERİYORUZ’

“Bu raporlara göre tam bir vurgunculuk ve finansal felaket görülüyor” diyerek konuşmasını sürdüren Tükel, “Birleşik Krallık kendi vazgeçerken, dünyaya bu sistemi pazarlamaya çalışıyor. Hastaneler şehrin dışında ve sağlık çalışanları taşeron olacak. Yenilenmeye değil yağmaya karşıyız. Bu yasal mücadeleyi heryerde sürdürmeliyiz" dedi. Son olarak söz alan Dr. Ertuğrul Oruç ise, “Çalışanların sorunları ile ilgili işyeri sendikacılığını öneriyoruz” açıklamasında bulundu.

Selvi Sarıtaç / Kent Yaşam