İstanbul yüzyıllar boyunca medeniyetlere beşiklik etmiş, dünyayı büyülemiş ve fikirler üretmiş bir kültürel üretim alanı adeta.Ancak son yıllarda yaşanan tarih katliamları, Roma'dan günümüze uzanan tarihsel zincirin halkalarını artık yıpratmanın yanı sıra koparmaya başlamış durumda.Marmaray kazısıyla başlayan ve özellikle Sirkeci, Yenikapı ve Üsküdar bölgelerinde yoğunlaşan kazılarda elde edilen bulgular, şehrin geçmişini bilinenden daha da gerilere tarihler ve bu yeni bulguların üzerine kol kanat gerilirken, asırlardır gözümüzün önünde olan bir o kadar değerli eser ise göz göre göre yok olup gidiyor.

İSTANBUL'A AÇILAN KAPININ HALİ İÇLER ACISI

Tarihi İstanbul surları da bu yitip giden eserlerin başında geliyor. Fatih Sultan Mehmet'in kutlu ordusuna boyun eğip bir köşede beklemeye başlayan bu anıtsal yapı, artık ayaklarımızın altına serilerek toprak oluyor maalesef...Bu yok oluş yalnızca Bizans İstanbul'una ait de değil. Fatih Sultan Mehmet'in Şehre ilk giriş yaptığı yer olarak kabul edilen ve bu anı hatırlatmak için yanına bir de yazılı bir pano konulan Edirnekapı, artık diğer bir çok 'kapı' gibi ayyaşlar ve evsizler tarafından mesken tutulmuş durumda. Özellikle kışın soğuk gecelerinde bu kapıları kendilerine mesken edinen bu insanlar yaktıkları acımasız ateşleriyle bu asırlık taş blokları kara lekelere büründürüyor, boş içki şişeleri ise neredeyse her boşluğu doldurmuş durumda bulunuyor. Surların çevresini mesken tutanların yaktıkları ateşten geriye kalanlar (Görüntüdeki taşların tarihi sur kalıntısı olup olmadığı bilinmiyor)

ALEVLER, İÇKİ ŞİŞELERİ VE YIKIM

Hemen her gün yeni bir alevin yükseldiği bu tarihsel alanda ne yazık ki ne bir güvenlik ne de bir koruma bulunmuyor. Sanki tarihi hiç bir değeri yokmuş ve görevi sadece cadde ile binaları birbirinden ayırmak olan bir duvar muamelesi gören bu asırlık surlar üzerindeki yüzlerce yıllık işlemelerle yok olmayı sürdürüyor.Geçmişi henüz yüz yılı yeni geçmiş evler için bile 'bir çivi bile çakılmaz' kararı alan kurumlar, ne yazıkki asırlar önce yaşamış Bizanslı ustaların elinden çıkan motiflerle dolu taşları, daha da önemlisi Fatih Sultan Mehmet'in şehre ilk ayak bastığına inanılan kapıyı korumak için kılını bile kıpırdatmıyor. Üzeri tarihi motiflerle süslü tarihi surların önü adeta çöplük gibi kullanılıyor. Surların tarihi bir varlık olarak değerlendirildiğinde ve Marmara, Haliç ve kara surları olarak bir bütün halinde ayağa kaldırıldığında ne kadar büyük bir tarihi ve turistik değer olduğu bir türlü anlaşılamıyor. Asırlık sur duvarları hiçbir koruma önlemi olmadığından geri dönüşü çok zor olan tahribatlara maruz kalıyor.Sur duvarlarının bir kısmı ise halen toprak altında. Her gün üzerinden geçen yüzlerce insanın ayakları altında toprağa karışarak yok oluyor.

EDİRNEKAPI ERİYOR

Fener- Balat kentsel dönüşüm projesiyle birlikte Ayvansaray ve Anemas Zindanları'nın bulunduğu bölge ile özellikle Zeytinburnu bölgesindeki surlarda yapılan iyileştirmeler ne yazık ki Edirnekapı ile Topkapı arasında kalan alana hiç uygulanmıyor. Üstelik yukarıda da söz ettiğimiz gibi Fatih Sultan Mehmet'in şehre buradan girdiği kabul edilmiş olduğu halde... Kaynak: Projemlak