"Zeytinburnu'da perona giriş yapacağım esnada 3-4 yaşlarında bir çocuğun çıkışa doğru ilerlerken annesinin elini bırakıp metrobüs yoluna koştuğunu fark ettim. O esnada çocuğa çarpmamak için direksiyonu bariyerlere doğru kırdım. Sonrasında maddi hasar oluştu ama bizim için önemli olan, öncelikli insan sağlığı, canın kurtulmuş olması."

Çarpmanın ardından, aracın ve içerisindeki yolcuların güvenliğini sağladıktan sonra araçtan inip, çocuğun yanına giderek onu sevdiğini aktaran Ramazan Yıldız, olayın Genel Müdürlük tarafından fark edilmesine dair şöyle konuştu:

"Bütün duraklar kamerayla izlenmekte. Kaza oluştuğu zaman, kazaya ve trafiğin durumuna dair merkeze bilgi vermek zorundayız. Haber verince buradan kamera görüntüleri izleniyor. Kazanın çocuğun hayatını kurtarmak için yapıldığını söyleyince kameradan görüntüleri izleyip olayın ciddiyetini fark ettiler. Böylece olaydan haberdar oldular."

Kendisine ödül verildikten sonra olayın bir anda yayıldığını belirten Yıldız, "Bir anda kahraman oluverdik, bilmiyorum nasıl böyle yayıldı bir anda. Hatta köyden bizim aileden de arayanlar oldu kahraman Ramazan diye." ifadelerini kullandı.

İstanbul gibi büyük bir şehirde toplu taşıma aracı kullanmanın çok stresli bir iş olduğuna da değinen Ramazan Yıldız, vatandaşların haklı olarak daha kaliteli hizmet istediklerini, fakat nüfus yoğunluğundan dolayı aksaklılar yaşanabileceğini vurguladı.

Yıldız, sözlerini şöyle tamamladı:

"Biz de insanız, kolay bir iş yapmıyoruz. 15 milyon insan taşıyoruz. Bir gün toplu taşıma çalışmadığını düşünelim, hayat felç olur. Biraz daha birbirimize anlayış gösterelim, daha hoşgörülü olalım. Biz hizmet vermek için varız. Birbirimizi hırpalamaya gerek yok."