AK Parti Zeytinburnu Meclis Üyesi, işadamı Emin Yüce 16 Nisan’da yapılacak Referandumla ilgili gazetemize özel açıklamalarda bulundu. “Devletimiz hizmete devam etsin istiyorsak, Türkiye’nin önünün kesilmesine izin vermeyelim. Egemenlik kayıtsız şartsız milletinse, sınırlı sorumlu bir egemenliğe razı olmayalım. Cumhuriyet elden gidiyor gibi uydurma yalanlara itibar etmeyelim. Gerçekten ne rejim değişikliği var. Cumhuriyet kazanımları dimdik duruyor. Hatta AK Parti bizler taçlandırıyoruz. İradenize, oyunuza ve geleceğinize de sahiplenin. Yalan rüzgarlarına itibar etmeyim. Ülkemizin gelişimi, daha da güçlü bir devlet için eski Türkiye’ye dönmemek için yapılacak referandumda 'evet' diyeceğiz” dedi.

Türkiye’nin zor bir süreçten geçtiğine dikkat çeken Yüce, Dünya üzerinde ne kadar terör örgütü, hain varsa ülkemiz üzerine oyunlar oynuyorlar. Türkiye çok kritik çok zor günlerden geçiyor. Hemen yanı başımızda haritalar değiştiriliyor. Ümmetin son kalesi Türkiye küresel saldırılarla karşı karşıya. 15 Temmuz’da bunu başaramadılar. İnşallah bundan sonrada başaramayacaklar. 15 Temmuz’da millet meydanlarda kahramanca tankların önüne yatarak, kurşunlara gövdesini siper ederek bu alçakça işgal girişimini engelledi. Ama bu saldırılar ve kuşatmalar sadece tanklarla, silahlarla, kurşunla yapılmıyor. Yıllarca Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak, ekonomisini çökertmek ve yargıyı, eğitimi, sosyal hayatı dizayn etmek isteyen küresel güçler ve yerli işbirlikçileri millet iradesine ipotek koyarak, parlamentoyu kilitleyerek Türkiye’yi sürekli durdurdular. Halkın değerlerine savaş açtılar. Büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede başörtüsü yasaklandı. İmam hatiplerde ve meslek liselerinde okuyan çocukların üniversitelere girmesi katsayı uygulamasıyla engellendi. Darbeler yaptılar. Partileri kapattılar. TBMM’nin Cumhurbaşkanını seçmesine bile tahammül edemediler. Hukuk, 367 garabetine kurban edildi. Millet asla bunları unutmuş değil" dedi.

Son 15 yıldır bu uygulamaların birer birer ortadan kaldırıldığını söyleyen Meclis Üyesi Emin Yüce şöyle devam etti: "Türkiye istikrarlı bir yönetime kavuştu. Ekonomisi güçlendi. Sosyal barış sağlandı. Türkiye sadece kendi içinde değil, dünyada da sözü dinlenen büyük bir aktör haline geldi. Bütün bunlar parlamenter sistemin yol açtığı bu krizlere rağmen Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü bir liderle gerçekleşti. Ama Türkiye’nin başında her zaman böyle güçlü liderler olmayabilir. İşte bu yüzden siyasi ve ekonomik istikrarı sağlayacak güçlü bir sisteme de ihtiyacımız var. İşte bu yüzden, büyük ve güçlü bir Türkiye için yeni anayasaya 'evet' diyoruz.

Türkiye 93 yıldır parlamenter sistemle yönetiliyor. 93 yılda 65 iktidar değişti. Yani her bir buçuk yıla bir hükümet düşüyor. Bu hükümetlerin bir çoğu da koalisyon hükümetleri. Buna her on yılda bir yapılan darbeleri de eklersek, Türkiye’nin istikrar kazandığı ve büyüdüğü dönemler Menderes, Özal, Erbakan ve Ak Partinin iktidar olduğu dönemlerdir. Bu dönemlerde de askeri, bürokratik ve yargı vesayeti halkın seçtiği iktidarları sürekli durdurmaya çalışmış, frenlemiş, bloke etmiştir. Bu sistem halka ve halkın seçtiği parlamentoya güvenmeye vesayetçi bir sistemdir. Bu yüzden Cumhurbaşkanını Meclisin veya doğrudan halkın seçmesini istemez. Türkiye bu parlamenter sistemle tam anlamıyla kayıp yıllar yaşadı. Yıllardır Türkiye’ye ayak bağı olan bu askeri, bürokratik ve yargısal vesayetten kurtulmak için, bu yeni Anayasa düzenlemeleri bize büyük bir şans sunuyor. Türkiye ilk kez siviller eliyle yapılmış, sivil bir Anayasaya kavuşacak. Millet olarak bu şansı iyi değerlendirmeli ve asla kaçırmamalıyız. İşte her türlü vesayetten kurtulmak için de evet diyeceğiz.

Türkiye ne yazık ki, darbelerin bayram olarak kutlandığı günler yaşadı. 1960’da Menderes’i asanlar, 27 Mayıs’ı demokrasi bayramı olarak kutladılar. 1961’deki Cumhurbaşkanlığı sürecinde siyasi parti liderleri bir odaya sokuldu ve aday çıkaramazsınız denildi. Cumhurbaşkanlığına aday olan Profesör Ali Fuad Başgil silah tehdidiyle senatörlükten istifa ettirildi. Bu millet 115 defa Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıp, Cumhurbaşkanı seçemeyen Meclisi gördü. Cumhurbaşkanı Necdet Sezer’in Başbakan Bülent Ecevit’e anayasa kitapçığı fırlattığı günleri de yaşadık. Evet, bu ülke, bu millet bütün bunları gördü ve yaşadı. Bugün demokrasi adına, hukuk adına yeni Anayasa’ya karşı çıkanlar işte böyle bir ideolojik ve darbeci zihniyetin varisleridir. Türkiye’nin artık bu darbe Anayasalarından biran önce kurtulması gerekiyor. Darbe anayasalarından kurtulmak için de yeni Anayasaya evet diyoruz. Koalisyonlar bu ülkeyi gerçekten yordu. Herkes çok iyi biliyor ki, ekonomimizin büyüdüğü dönemler koalisyonların olmadığı istikrar dönemleri. Koalisyonlardan ve krizden kurtulmak, güçlü bir ekonomiye kavuşmak için de evet diyoruz dedi.

ZEYTİNBURNU HABER GAZETESİ-ÖZEL