ZeytinburnuHaber

Zeytinburnunun En Büyük Haber Sitesi Zeytinburnu Haber

whatsapp hattı



metin büfe

market

oz damla

elit yapı

sembol

sembol

inşaat
FATİH AYDOĞAN
FATİH AYDOĞAN

DARBECİ AVNİ’NİN SONU

“Unutulan Tarih ve Darbe” yazımızda Sultan Abdülaziz’e yapılan ve darbelerin anası olan hain kalkışmayı ve onu...

Yazarlar 1 414

“Unutulan Tarih ve Darbe” yazımızda Sultan Abdülaziz’e yapılan ve darbelerin anası olan hain kalkışmayı ve onu düzenleyen baş aktörlerden Mithat ve Hüseyin Avni Paşa’lardan bahsetmiştik. Mithatpaşa daha sonra Sultan II.Abdülhamit döneminde de görev almıştır çünkü Sultan hamlelerini hiçbir zaman acele ile yapmamış herkesin hesabını günü geldiğinde görmüştür. Ancak birisi daha var, Mithat Paşa ile birlikte Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilmesinde en önemli aktörlerden olan Hüseyin Avni Paşa… Hüseyin Avni Paşa’nın ismi darbeye kadar hep işin içinde ama her ne hikmetse, koca Sultanı tahttan indirmiş, arkadaşı Mithatpaşa bir sürü devlet kademesinde görev almış ama onun ismi hiçbir yerde yok. Ne oldu bu Paşa’ya diye merak edenler olabilir…

Anlatayım…
Avni Paşa, Fuad Paşa’nın (isimlere dikkat ediniz) himayesinde yetişmiş ve önemli görevlere getirilmiş bir devlet adamı idi. Önemli görevlerde bulunurken adı bazı hoş olmayan olaylara da karışıyordu. Bu tatsız hadiselerin içinde Cuma selamlaması esnasında Padişah’ın haremine laf atmakta bulunmaktadır ki bu Osmanlı döneminde duyulmuş bir şey değildir. Bu hadiseler duyulduğunda görevden alınmış ancak Sultan Abdülaziz Dönemi’nin yetişmiş adam sıkıntısından dolayı her seferinde farklı bir vazife ile kendisine yer bulmuştur. Belki de hain teşebbüsü görevden almalarla oluşan kini ile tasarlamıştır. Darbeden sonra ne olmuştur sorusunun cevabını ilerleyen satırlarda okuyacaksınız.

Sultan Abdülaziz tahttan indirilmiş ve apar topar saraydan uzaklaştırılmak istenmiştir. O konuyu bu yazımızda paylaşmayacağız ancak kısa not olarak geçelim. Abdülaziz saraydan uzaklaştırılmak istenildiği anda bile “imdat” dese idi, darbecilerin darbeyi gerçekleştirme şansları yoktu. Takdir-i İlahi demek yerinde olacaktır, Sultan kaderine razı bir şekilde belki de kan dökülmemesi için sarayın kıyısında bekleyen tekneye binecektir. Sultan’la birlikte ailesi de aynı tekne ile saraydan uzaklaştırılacaktır ki o tekneye bindirileceklerden birisi de Neş’erek Kadın Efendi’dir. Neş’erek Kadın çok yıpranmıştır, Sultan’ın hal edilişi onu derinden sarsmıştır ve kayığa bindirilirken bir muhafızın omuzundaki şalı çekerek alması sonucu omuzu çıplak kalmış ve hastalığa tutulmuştur. Maalesef birkaç gün sonra vefat etmiştir. Bu üzücü hadiseler zincirini kuranların da yüzü gülmeyecektir elbet. Bu hadiseler yaşanırken onların sonu da hızlı bir şekilde hazırlanmaktadır…

Tarih 15 Haziran 1876. Sultan’ın tahttan indirilmesinin üzerinden henüz 2 hafta, ölümünün üzerinden ise 11 gün geçmişti. Darbe sonrası yönetimlerin şekillendirilmesi toplantısı bu sefer Mithat Paşa’nın konağında yapılacaktı. Yaz aylarında toplantılar Bab-ı Ali’de değil nazırların konaklarında yapılıyordu. İçkili akşam yemeği yendi ve toplantıya katılan herkesin neşesi yerine gelmişti. Karadağ ve Girit’te çıkan isyanlar ve Avrupa Devletleri ile ilgili münasebetlerin durumu bu içkili kafalarla müzakere edilecekti. Bu hal ile Avrupa Devletleri’ne yazılacak notayı bir türlü kaleme alamadıkları için fincan fincan kahve ve sigara içiyorlardı. Kendilerinden geçmiş ve mayışmış bir vaziyette iken salona yıldırım gibi bir subay dalıverdi. O aslan Çerkes Hasan’dı.

Çerkes Hasan aynı zamanda omuzundaki şal çekip alınarak hakarete uğrayan ve acısından vefat eden Sultan Abdülaziz’in eşi Neş’erek Kadın’ın kardeşi idi. Çerkes Hasan silahına davrandı ve kıpırdamayın diye bağırdı ama zaten birçoğu korkak olan paşalar sağa sola kaçmaya başladı ve salon bir anda birbirine girdi. Çerkes, baş hain Hüseyin Avni Paşa’ya 2 el ateş etti ve biri göğsünden diğeri karnından giren kurşunlarla yere yığılan Avni Paşa hemen ölmedi. Can havli ile kendini divanın üzerine attı ama yediği kurşunlar içini parçalamıştı müthiş bir acı çekiyordu. O sırada Kaptan-ı Derya Ahmed Paşa genç subayı iki eli ile kucaklamış ve hareket etmesini engellemişti, Hasan bir türlü kurtulamıyordu, belinden çıkardığı kaması ile Kaptan-ı Derya’yı yaraladı ve elinden kurtuldu. O sırada oda da bulunan birkaç kişiyi daha öldürebildi ama hedef olarak Hüseyin Avni Paşa’ya kitlendiği için ve yaralanmasına rağmen Paşa’nın hala ölmemesinden dolayı üzerine atıldı ve elindeki kamayı vücuduna saplandı. Tahttan Padişah indiren Avni son bir titreme ile ahiret yolculuğuna çıkmıştır, Avni için yol bitmiştir artık…

Ve Çerkes Hasan… Kahraman Ömer Halisdemir gibi baş haini vurmuştur ama Çerkes Hasan darbeyi engelleyememiştir. Onun da kaderi şehitlik olmuştur, Çerkes Hasan Beyazıt Meydanı’nda idam edilmiştir. Sultan Abdülaziz’in intikamına almak Çerkes Hasan’a, Çerkes’in intikamını almak Sultan Abdülhamit’e nasip olmuştur. Edirnekapı Mezarlığı’nda gömülü olan kahramanın mezarı Sultan Abdülhamit tarafından yapılmıştır ve taşında şu yazmaktadır; “Genç yaşında veliyyünnimeti uğrunda fiday-ı can eden merhum ve mağfürünleh Çerkes Hasan Bey’in ruhiyçün Fatiha”

Çerkes Hasan’ın sorgusunda söylediği cümleler Millet tarafından da onaylanmıştır. “Nefsim için bu işi yapmadım, millet için yaptım” demiştir. Bizim milletimizin içinde de binlerce onbinlerce Çerkes Hasan’lar, Ömer Halisdemir’ler var. Tüm şehitlerimizin ruhu için el-Fatiha…

Yorum Yaz
Facebook Yorum Yaz
Mesut Kenber
Öz tarihimizin henüz 100 yıl bile öncesini bilemeyen bir nesil yetişiyor. Bu tür farkındalık oluşturan yazı ve yazarlar ile farkına varabiliyoruz. Teşekkürler.
yukarı çık