Tekstil Sektörü

Cumhuriyet öncesinde de dericilerin toplandığı bir yer olan Kazlıçeşme'de 1927 yılında Bezmen Dokuma Fabrikası kurulur. Bu, yörede dericilik dışındaki ilk sanayi tesisidir. Aslında, 1930 öncesi İstanbul'da kurulan toplam 6 dokuma fabrikasının ikisi bugünkü Zeytinburnu İlçesi'ndedır. Özellikle 1940'lardan sonra dokuma sanayii çevrede yer seçmeye başlar. Ancak, Zeytinburnu'nun kaderinde dönüm noktası 1947 yılı olur. İstanbul Belediyesi İmar Müdürlüğü'nün 27 Nisan 1947 tarihli gazetelerde yayınlanan İstanbul Sanayi Bölgelerine ait Talimatname'si ile İstanbul'da öngörülen yeni sanayi alanları içinde, Kazlıçeşme yanındaki Zeytinburnu ile Bakırköy arası örgütlü sanayiye ayrılmıştır. Yörenin sanayi için bir cazibe merkezi haline gelmesiyle birlikte deri, dokuma, çimento ve diğer bazı dallardaki işyerleri de çevrede toplanmaya ve bir çok yeni sanayi tesisi kurulmaya başlanır.

1955-1973 arasında Zeytinburnu'nda 325 fabrika ve imalathane kurulur. Günümüzde Zeytinburnu'nda irili ufaklı binden fazla sanayi kuruluşu bulunmaktadır.

Örme sanayii Zeytinburnu ekonomisinin önemli bir bölümünü oluşturur. Kahramanmaraş'ta, Malatya'da, Gaziantep'te, Çorlu'da ve İstanbul'un muhtelif yerlerinde üretilen kumaşın satışa sunulduğu merkezlerden biridir Zeytinburnu. İlçe, dericilik kadar olmasa da, örme sanayii konusunda da iddialı bir bölgedir. Ev mefruşatı (perdecilik vs.) alanında Türkiye'nin en büyük firmalarının bulunduğu yer yine Zeytinburnu'dur. Örme sanayii alanında Zeytinburnu tesis sayısı ile Türkiye'de onuncu, giyim ürünleri imalatında ise yedinci sıradadır.

Zeytinburnu, bir yandan eski sanayi faaliyetlerinden arınırken, yerlerine yenilerini koymakta da oldukça başarılı gözükmektedir. Yeni işlevler dokuma ve dericilik temelli toptan ve perakende ticaret üzerinde yoğunlaşmaktadır. Telsiz-Beştelsiz mahallelerinde Balıklı Yolu çevresinde kumaşçılar bölgesi, son beş yılda örme kumaş konusunda Türkiye'nin en büyük toptan ticaret merkezi haline gelmiştir. Tabakhanelerin taşınmış olmasına rağmen Sahil Yolu 650 dükkanla hâlâ çok önemli bir deri konfeksiyon merkezi durumundadır. Turan Güneş Caddesi üzerindeki Perdeciler Çarşısı da Zeytinburnu'nun önemli özelliklerinden birini oluşturmaktadır.

Dericiler

Zeytinburnu'nda dericiliğin tarihi Fatih Sultan Mehmet'e kadar uzanır.

O dönemde suyun bol olduğu Kazlıçeşme bölgesinde salhaneler açılmıştır. Fatih Sultan Mehmet'in amacı Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde çok dağınık olan debbağhaneleri bir araya getirerek askerlerin gerek duyduğu deri ürünlerini daha kolay elde edebilmekti. İstanbul'un fethi sonrasında Rumların İstanbul'un çeşitli yerlerinde kurdukları deri işletmeleri de buraya taşınmıştır. Böylelikle debbağcılık burada hızla gelişmeye başlamıştır. 1950'lerde Zeytinburnu topraklarının cüzi bedellerle yerleşime açılması ve yolların genişlemesiyle bölgede gecekondulaşma başlamış ve deri sektörü giderek şehrin içinde kalmaya başlamıştır.

Yeraltı su kaynaklarının zenginliği nedeniyle 500 yıl önce şehrin dışında olan Kazlıçeşme'ye yerleşmiş olan deri sektörü, 1980'lerin başında, şehrin genişlemesiyle birlikte, eski üretim metodlarının sürdüğü tabakhaneler yüzünden bölge insanına ve çevreye zarar vermeye başlamıştı. Aslında dericilerin modern tesislere taşınma planları 1960'lara kadar geri gider. O dönemin Başbakanı Adnan Menderes dericilere Haramidere bölgesini önermişti. Ancak deri üretim yerlerinin taşınması ancak 30 yıl sonra gerçekleşebildi.

Böylelikle bölgedeki deri fabrikaları 1990'ların hemen başında Tuzla Organize Deri Sanayi Bölgesi'ne ve Çorlu'ya taşındılar ama 500'ü aşkın firmanın satış mağazası ve dikim atölyesi halen Kazlıçeşme Mahallesi'nde hatboyu olarak bilinen Zübeyde Hanım Caddesi civarında yer almaktadır.

Doksanlı yıllarda deri

Deri sektörü 1990'lı yıllarda altın bir dönem yaşadı.

Deri sektörü 1980'lerin sonunda Demir Perde'nin yıkılmasıyla altın çağını yaşamaya başladı. Başta dünyanın en çok deri tüketen toplumu Rusya olmak üzere, komşu ülkelerden gelen insanlar 1998'deki Rusya krizine kadar Türkiye'nin deri sektöründen önemli bir kazanç elde etmesini sağladı. Ama kriz sonrası sektörde daralma yaşandı. Buna karşın Türkiye, yılların birikiminin verdiği usta işçilik sayesinde deride halen saygın bir ülke.

1990'lı yıllardan itibaren, Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku'nda serbest piyasa ekonomisinin giderek önem kazanması ile birlikte bu bölgelerden gelen kişilerin Laleli'den ve Zeytinburnu'ndan bavul ticareti yoluyla ülkelerine mal götürmeye başlamaları, deri sanayiinin, deri işleme ve ihracat potansiyelini önemli ölçüde artırdı.

Sektörün teknik bilgi ve ve makine ihraç eder konuma gelmesini sağlayan bu gelişme, deri sanayiinin, sekiz yılda ithalatını beş kat, toplam dış ticaret hacmini ise yüzde 66.4 oranında artırmasını sağladı.

Deri sanayii, ihracat potansiyeli açısından Türkiye ekonomisinin "lokomotif" sektörlerinden biri haline geldi. Sahip olduğu tecrübe, rekabet gücü, üretim kapasitesi ile dünyanın en gelişmiş deri sanayii olmayı başardı. Toplam imalat sanayi üretimi içinde (Bavul ticareti ile birlikte), yüzde 10'un üzerinde bir pay alan Türk deri sanayii, toplam istihdam içerisindeki yüzde 1.52'lik payı ile de tüm sanayi sektörleri arasında 10. büyük sanayi konumuna yükseldi. Kayıtlı ihracat açısından ise toplam ihracat içinde yüzde 3'lük bir payla, tekstilden sonra en fazla döviz kazandıran ikinci sektör oldu.

WWW.ZEYTİNBURNUHABER.ORG