Hükümet ekonomiye 5 koydu, kaç alacak?
Can Akın Çağlar bu gidişle ne yapacak?

Bir koyup beş almak mı?
Beş koyup on almak mı?
Beş koyup "hiç" almak mı?
İşleri "oluruna" bırakmak mı?
Hangisi?

Hükümet, Başbakan Erdoğan'ın açıkladığı son canlandırma paketi ile şu ana kadar ekonomiye beş kez can verdi.
Beşinci paket çok daha kapsamlı vergi, harç, KDV indirimlerini, bürokratik kolaylıkları, destek önlemlerini içeriyor.
Bundan önceki paketlerde de benzer yaklaşımlar vardı. Ancak bunların etkilerinin sınırlı kalacağı gözlenince, hükümet işi ciddiye almaya karar verdi.

Dünya ekonomisindeki gidişatın başlangıcında önlem alma konusunda gösterilen ağır hareket etme tarzı giderek terk edildi. Son dönemde neredeyse haftada bir önlem paketi açıklanır hale geldi.

Özellikle küçük işletmeleri ayakta tutmaya dönük "can suyu" paketlerinin devreye girmesinde Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan'ın kendisinin de içinden geldiği imalatçı-sanayici-üretici camiasının sorunlarına sahip çıkması yadsınamaz.

Küçük ve Orta Ölçekli Sanayiyi Geliştirme Başkanlığı (KOSGEB) devreye sokularak yaratılan olanaklar bu alanda ciddi hareketlenmeyi beraberinde getirdi. Ardından yine KOSGEB vasıtasıyla ihracatçı KOBİ'ler (Küçük ve Orta Boy İşletmeler) için devreye sokulan 200 bin dolara kadar ihracat finansmanı kredi olanakları da keskin biçimde düşen ihracatı frenlemeye yönelikti.

Şimdi ise KOSGEB'in bugüne kadar sadece imalatçı KOBİ'lere yönelik destek görevinin kapsamı genişletiliyor. Meclis gündemindeki yasa tasarısı ile getirilecek düzenlemeler sonrası sadece imalatçı KOBİ'ler değil, hizmet sektöründeki küçük-bireysel işletmeler, bakkal, manav, kunduracı, terzi, kasap vb. küçük esnaf diye nitelenebilecek işyerleri de bu destekten yararlanabilecek.

Bütün bunlar akıllı ve akılcı adımlar. Sınırlı-süreli olarak verilen bu desteklerle bir yandan ekonomi, üretim, ihracat, talep, satışlar canlandırılırken, bir yandan da işyerlerinin ayakta kalma direnci artırılıyor. Umutsuzluk zinciri kırılıyor.
Daha önceki paketlerde otomotiv, beyaz eşya, kahverengi eşya sektörüne yönelik vergi, kredi satış vs. kolaylıklarının etkisi kısa sürede görülünce hemen beşinci paket açıklandı. Bu paketle de doğrudan dayanıklı tüketim, gayrımenkul, elektronik-imalat ve buna benzer sektörlere 3 ay süreyle çok cazip KDV, vergi, satış kolaylıkları, harç muafiyetleri, bürokratik işlem kolaylıkları geldi.

Paket açıklanır açıklanmaz, mobilya, ev eşyası, ev tekstili, bilgisayar, elektronik malzeme ve eşya, konut-inşaat sektörleri adeta bayram yapmaya başladı. Bahar aylarıyla birlikte düğün sezonunun başlaması, tatil döneminin gelmesi, bu canlanmayı daha da artıracaktır.

Kısaca hükümetin açıkladığı paketlerin zincirleme etki yaratacak, yan sanayileri ve imalatları da ayağa kaldıracak, başta eğitim, turizm, ulaşım vb. olmak üzere ahşap, mobilya, beyaz eşya, gibi aynı anda pek çok küçük imalatçıya da üretim siparişi veren yan sektörleri ayağa kaldıracağını söyleyebiliriz.

Hele hele inşaat sektörüne verilen vergi, harç destekleri binlerce kalem yan ürünü aynı anda kullanan bu sektörle birlikte ekonomide "hızlı tren" etkisi yapacağı söylenebilir. Tabii ülkemizde konut alım-satımlarında, tapu işlemlerinde hiç bir zaman gerçek alış-satış değerinin beyan edilmediği bilinen bir gerçek. Dolayısıyla bu indirimler ağırlıkla resmi satışlarda, yani TOKİ'nin konut satışlarında, banka konut kredisi ile yapılan alım-satımlarda sonuç verecek, kayıt dışılık önlenecek. Ancak diğer yandan da getirilen bu vergi kolaylıkları nedeniyle, gayrımenkul almak isteyenler başta TOKİ olmak üzere ciddi firmalara, büyük inşaat şirketlerine, birinci el yeni üretilen, sağlıklı, sağlam, modern konutlara yönelmeyi beraberinde getirecek.

Konut fiyatlarında, beyaz eşya ve otomobil fiyatlarında, mobilya ve diğer mallardaki indirimler, firmaların kendi başlattıkları kampanyalarla birleştiğinde yüzde 50-60 düzeyini bulan indirimleri gündeme getiriyor. Bu da bir yandan talep canlanması, tüketim artışı, ekonomik hareketlilik, ihraç ürünlerinin fiyatlarının ucuzlaması yanında, talep artışının indirimler nedeniyle enflasyonist etki yaratmasının da önüne geçecek.

Yani fiyat istikrarı bozulmadan ekonomi canlanmış olacak. Şayet fırsatçılar öne çıkmazsa.

Hükümetin iki büyük kamu bankasını devreye sokarak -Ziraat ve Halk Bankası- uyguladığı yeni tüketici, bireysel, konut, otomobil kredisi paketleri, kredi faizi indirimleri, kredi kartı borçlularına ödeme kolaylıkları vb. de banka sisteminin ekonomik paketlere desteğini artıracak. Muhtemeldir ki, özel bankalar da geride kalmamak için yeni "kolay-ucuz-uzun vadeli-düşük faizli" kredi programlarını art arda ilan edecekler. Bu da ekonomik canlanmayı daha da artıracak.

Ancak hemen bir gözlemimizi de aktaralım. Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar kredi destek paketi, Bahar Paketi gibi adlarla açıkladığı yeni paketleri ilan ederken diğer yandan da bankasının, şubelerinin, personelinin bu atılıma ne ölçüde "hazır" olduğunu göz ardı etmemek durumunda. Bize de ulaşan çok sayıda yakınmayı dikkate aldığımızda Ziraat Bankası şubeleri ve görevli personel, bu kredi paketlerine yapılan başvuruları adeta "sonuçsuz" bırakmak, mudileri-müşterileri zora koşmak, işleri yokuşla sürmek ve nihayet kredi vermemek çabasındalar!
Oysa bankalar para sattıkça para kazanırlar. Bankacılığın en temel ilkesi bu değil mi? Ama dediğim gibi gelen yakınmalar ve bizzat Ziraat şubelerini gezerek yaptığımız gözlem, bunun tam tersini gösteriyor. Memur zihniyetli, ürkek, iş yapmaktan ürker yaklaşımlarla müşteriyi bunaltan, bürokrasiyi öne çıkartan, insanları Ziraat ile çalışmaktan caydıran bir yaklaşım tarzı maalesef ön planda.

Bunu da buradan Sayın Can Akın Çağlar'a iletmiş olayım.

Kısaca sonuca gelirsek, yazının başında sorduğum soruların yanıtı olumlu. Yani hükümet "akıllı ve akılcı" ekonomik paketlerle artık ekonomik krizin belini kırma yolunda. Şu ana kadar açıklanan beş paketin getirisi emin olunuz "on almak-on beş almak" olacak!

Türkiye ekonomisi ABD Merkez Bankası Başkanı Bernanke'nin "Kriz 2010 başlarında ekonomiyi terk edecek" yaklaşımından da önce Türkiye'yi terk edecek. ABD ve diğer ekonomiler 2010'u bekleyebilir ama, bizde yılın ikinci yarısından itibaren ekonomi bambaşka bir noktada olacak.

İşte buraya da yazıyorum, benden söylemesi!

Zülfikar DOĞAN /korhaber
korhaber@korhaber.com