|
SON DAKİKA
Eyvallah’ı olmayan adam…
Milliyetçi Hareket Partisi’nin büyük kurultay öncesi, İl ve İlçe teşkilat kongreleri yapılıyor. Ülkücü hareket dün olduğu gibi bu günde, ülkemize, vatandaşlarımıza, olaylara ‘’BEN, SEN, O YOK; BİZ VARIZ’’ ruhuyla bakmalı ve yaklaşmalıdır. Hele, hele ülkücü kalmak... Mahallenin kabadayısı, dervişliğe heveslenir ve en yakın Mevlevî dergâhına giderek intisap talep eder. Konuştuğu zat, kendisine bir sikke (Mevlevî külahı) verir ve “Bunu başına giy; sana kim ne derse desin, ‘Eyvallah” de. Yarın da tekrar gel; bakalım bu iş sana uygun mu?” der. Başındaki sikkeyle dervişlik işareti veren namlı kabadayıyı görenler, artık bir zarar gelmeyeceğini bildiği için olmadık şakalarla takılırlar. Kahramanımızın hepsine cevabı, “eyvallah”tır. Derken işler karışır. Bir cinayetin faili olmaktan tutuklarlar. Öyle ya, mahallenin kabadayısı, “her zaman ki şüphelidir. İddialara da “eyvallah” der. — Sen öldürdün! Sabah sehpaya çıkar. Tam o anda gerçek katilin yakalandığı haberi gelir ve kabadayımız zor belâ serbest kalır. Doğru dergâhın yolunu tutar. Kendisine sikkeyi vereni bulur. Başından çıkarıp onun önüne koyar: Bu yüzden gerekirse çöpçü, gerekirse peşinden gülünen bir kimsesiz olur. Ülkücü, Türk Milletinin çıkarları için, iktidara da, müdüre de, partiye de, başkana da ve belki en zoru, dünyayı onun gördüğü pencereden görmeyen topluma da eyvallahı olmayandır. Türk Milletinin çıkarı için düşündüğünü söyler; doğru bildiğini yapar. Batı’da buna “demokrasi” derler. Bizde ise bazen “hainlik” diyorlar. Rahmetli Galip Erdem’in bir sözünü hatırlatmak istiyorum. Hepimizi göreve çağıran bir ifade: “İç Türklere rağmen Milliyetçi, Dış Türklere rağmen Turancı, Müslümanlara rağmen Müslüman olabilen insan, ülkücüdür!” Ülkücülük, ülküsü olmak demektir, bir amacı, bir ideali, varmak istediği bir hedefi olandır, bir mukaddesi olandır, kutsalı olandır ülkücü.Ülkücülük kırmızıçizgisi olandır; kırmızıçizgi, bir insanın namusudur, haysiyetidir, ırzıdır. Kırmızıçizgisi olmayan ülkücü olamaz. Bu açıdan baktığınız zaman, en büyük ülkücü Peygamber Efendimizdir. Hedefinden olan şaşmazlığını en güzel O ifade etti; “Bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz Ben davamdan dönmem” diyen bir ülkücüdür Efendimiz. Horasan erlerini Anadolu’ya yollayan Hoca Ahmet Yesevi, o özeğinin arkasından Anadolu’ya gelen Hacı Bektaşlar’dır, Tapduk’lardır, Yunus Emre’lerdir. Ülkücü, Çanakkale’de gözünü kırpmadan şehit olan 250 binlerdir. Hatırlarsınız birkaç yıl önce dağıtılan bir fotoğraf var herkesin elinde malum; iki askerin resmi, ne üstte var, ne başta var, ne ayakta, o vaziyette savaşıyorlar. İşte ülkücü olmanın, kendinden geçmenin pik noktasıdır O iki asker ve arkadaşları… İlimizde, ilçemizde yıllarını bu partiye vermiş fakat kendilerini ön planda tutmayan ya da küstürülmüş yine de tevazuuyla gerilerde bir yerlerde hizmetlerine durmadan devam eden ülkücüleri görüyoruz. Umut ediyorum ki, adaylar bu değerli insanlarla fikir ve görüş alış verişinde bulunuyorlardır. Aksi halde;”Çobandan medet yoksa sürüyü uçuruma düşmekten kurtarmanın yolu, çoban olmayı denemektir.” Mustafa GÜNAYDIN Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
![]() YAZARLARTümü
NAMAZ VAKİTLERİ
ÇOK OKUNANLAR Bugün Bu Hafta Bu Ay
![]() Copyright © 2010 Zeytinburnu haber sitesi
Tüm hakları saklıdır. Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon : (0212) 510 23 61 | Gsm : (0536) 276 92 91 Yazılım: Bilişim34 - TE Bilişim
|
|