|
SON DAKİKA
KILIÇ SAVAŞI
Büyük kriz anları, ayni zamanda büyük devlet adamlığı günleridir. Yakın siyasi tarihin en büyük devlet krizi ile karşı karşıyayız belki de. Yaşadığımız devlet krizi bir "iktidar savaşı" değil; devlet erk’lerinin birbirlerine kılıç çekmesidir. Erk’lerin savaşında kazanan olmaz. Yaşanan devlet krizinde taraflardan birini "devletin dışında" aramak süreci okuyamamaktır... Büyük devlet krizinin kökeninde "Oslo süreci" değil; "İmralı süreci" vardır. Evet, yaşadığımız krizin özü; Oslo süreci değildir. Çatışmanın özünde "2004-2011" İmralı süreci vardır. AK Parti de bu sürecin mağdurudur... "2004-2011" İmralı süreci yakın tarihimizin en kanlı dönemlerinden biridir ve eş zamanlı olarak AK Parti'nin iktidardan düşmesi hedeflendi. MİT Müsteşarı’nın telaşa kapılıp savcılara direnmesi ve hükümeti soruşturmanın "özü"ne ilişkin yanlış yönlendirmesiyle olay bu noktaya geldi. 14 Temmuz Silvan saldırısından sonra Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan’ın "Köklerini kurutacağız" sözleriyle devlet sert "mod"a girdi. KCK operasyonları, devletin "Artık müsamaha göstermeyeceğiz" yaklaşımının bu ürünüydü. Yargı burada devreye girdi. Silvan öncesinde, açılım gereği Habur'dan gelenleri serbest bırakan; KCK meselesinde daha düşük profil gösteren aynı yargıydı... Dolayısıyla MİT soruşturmasını, "hükümetin açılım politikası ve Oslo süreci yargılanıyor" şeklinde okumak doğru değil kanaatindeyim. Eğer Oslo süreci yargılansa; Oslo sızıntısı yaşandığı gün özel yetkili savcıların soruşturma açması gerekirdi. Özel yetkili savcılar; MİT'in bir terör tutuklusu olan Öcalan ile İmralı'da yaptığı temaslara da hep kolaylık gösterdi, kısıtlamadı... Dolayısıyla yargının da başından beri hükümetin açılım politikasını desteklediğini düşünüyorum. O halde olayın özüne tekrar geleyim... Bence olayın özü 2004'ten itibaren tırmanan; 2007'te KCK ile daha da sofistike hale gelen AK Parti'ye yönelik terörün MİT içi dinamiğidir. MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı bu duruma düşüren olgu ise, başına yeni geldiği bir teşkilatı aşırı koruma refleksine girmesi oldu. Belki MİT Müsteşarı, soruşturmanın en başından itibaren savcıların soru ve taleplerini yerine getirse bu soruşturmanın hedefi olmazdı. Galiba savcılar şu soruların cevabını arıyor: "Öcalan 2007'den beri MİT'in kontrolünde iken süreç neden hep devletin aleyhine işledi?" "Hükümetin büyük bir siyasi cesaretle uyguladığı açılım sureci neden sabote oldu?.." "Oslo sızıntısının, sürecin sabote olmasının bir MİT içi dinamiği var mıdır?" Benim gözlemlediğim özetle bu: 2004-2011 sürecinin MİT ayağı sorgulanıyor. Bunun hükümetle ve Müsteşar Hakan Fidan ile ilgisi görünmüyor... Cumhurbaşkanı Gül'ün "soğukkanlılık" ve "itidal" çağrısı çok önemlidir. Devlet ancak Gül'ün ve yargının hakemliğinde bu zor sureci aşabilir gibi gözüküyor… Devlet "erk"lerin toplamından ibarettir. Eğer erk'lerden biri "Devlet benden ibaret" derse, bugün yaşadığımız erk'lerin "kılıç savaşı" olur ki; Allah korusun bu Ülkemize zarar verir… Engin ŞEN Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
![]() YAZARLARTümü
NAMAZ VAKİTLERİ
ÇOK OKUNANLAR Bugün Bu Hafta Bu Ay
![]() Copyright © 2010 Zeytinburnu haber sitesi
Tüm hakları saklıdır. Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon : (0212) 510 23 61 | Gsm : (0536) 276 92 91 Yazılım: Bilişim34 - TE Bilişim
|
|